Bingöl Gazze Sivil İnisiyatifi öncülüğünde düzenlenen program kapsamında, Gazze’ye yardım taşıyan Sumud Filosu’na yönelik saldırıya tepki göstermek ve alıkonulan aktivistlere destek vermek amacıyla Bingöl Kent Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirildi.
Siyonist işgal rejiminin uluslararası sularda gerçekleştirdiği saldırıyı lanetlemek amacıyla yapılan eylemin sunuculuğunu Erhan Ozan yaptı. Ozan, konuşmasında Sumud Filosu’nu Hılfu’l-Fudul’a benzetti ve tek amacı mazlumların sesi olan bu filoya sahip çıkmanın önemli bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Ozan, Dünya’yı emperyalist bir biçimde yönetmeye çalışan kan emici İsrail ve hamisi ABD’nin insanlığı bir uçuruma sürüklediğini vurgulayarak bu düzene karşı direniş ve umudu yeşerten Sumud Filosu’nu yalnız bırakmamanın insani, vicdani ve imani bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Ayrıca Ozan, Dünya’nın dört yanından erdemli insanlarla yoluna devam eden Sumud’un; din, dil, renk ve ırk ayrımı yapmadan örgütlü bir yapıdan oluşan Filo’yu Hz Nuh’un( as) gemisine benzetti.
Program daha önceki filolarda yer alan Bingöllü aktivist Hasan Kuyuldar’ın duygularını ifade etmesiyle devam etti. Kuyuldar, özellikle Gazze’de yaşanan drama dikkat çekti ve müslümanların aralarındaki tefrikaları bir kenara bırakarak birlik olmaları gerektiğini vurguladı.
Program daha önce Filo’ya katılıp gözaltına alınan aktivist Yunus Kava’nın duygularını dile getirmesi ve akabinde basın bildirisini okumasıyla devam etti.
Basın bildirisinin tam metni:
SUMUD VE GAZZE YALNIZ DEĞİLDİR!
Gazze’de yıllardır süren İsrail ablukasını, insanlık dışı saldırıları, açlığı, soykırımı ve sistematik zulmü durdurmak; oradaki mazlumlara umut olabilmek için yola çıkan Sumud Filosu, haydut İsrail rejiminin korsan baskınına uğradı. Uluslararası sularda yapılan baskınlarla filoya bağlı teknelere aparheid rejimince el konuldu. Bu filo, sadece insani yardım taşıyan gemilerden ibaret değildir. Bu filo; 39 farklı ülkeden, farklı dinlere mensup, farklı dilleri konuşan 500’e yakın vicdan sahibi aktivistin İsrail ve destekçilerinin zulmüne karşı duruşudur.
Yapılan korsan müdahale, İsrail'in insani yardım girişimlerine yönelik ilk müdahalesi değildir. 2010 yılında uluslararası sularda Mavi Marmara gemisine yapılan ve 10 aktivistin şehit edilmesiyle sonuçlanan saldırıyı unutmadık! Önceki Sumud ve Özgürlük Filosu girişimlerine yönelik uluslararası sulardaki müdahaleler ile Vicdan ve Madleen gemilerine yapılan saldırıları unutmadık! Bu saldırılar, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası hukuku ihlal etmekte, açıkça korsanlık ve terör niteliği taşımaktadır.
İsrail’in barbarlığı sadece Akdeniz’le sınırlı değildir. Gazze’de bebekleri, kadınları, sivil yerleşim yerlerini, hastaneleri, okulları ve camileri bombalayan; Orta Doğu’yu kan gölüne çeviren bu insanlık dışı siyonist saldırganlığın sınırı yok. UNICEF'in Şubat 2026 tarihli verilerine göre, İsrail’in saldırılarında en az 21 bin 289 Gazzeli çocuk hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi'nin Nisan 2026’da yayınladığı raporuna göre, 38 binden fazla kadın ve kız çocuğu hayatını kaybetti. Ekim 2025 verilerine göre 38 hastane bombalarla yıkılmıştır. Toplamda 153 hastane ve sağlık merkezi zarar görmüş veya hizmet dışı kalmıştır. Ekim 2025 itibarıyla 835 camii tamamen, 180 camii ise kısmen yıkılmıştır. Okul binalarının yaklaşık yüzde 90'ı hasar görmüş veya yıkılmıştır. Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Yardım ve Çalışma Ajansı’na (UNRWA) ait 312 tesis saldırıya uğramıştır. Sayıları dahi tespit edilemeyen yüzlerce Gazzeli kardeşimiz açlık ya da donma sebebiyle hayatını kaybetti, yüz binlerce insan açlıkla karşı karşıya... Uluslararası raporlara göre, Gazze halkının yüzde 77’si şiddetli akut gıda güvensizliği yaşamaktadır. Hasta ve yaralıların tedavi olmasını engelleyen İsrail, ilaç girişlerine de izin vermiyor.
En temel insani yardımların bile Gazze’ye girişini engelleyerek milyonlarca insanı açlığa mahkûm eden İsrail, şimdi de o açlığın son bulmasını ve zulümlerin son bulmasını isteyen uluslararası dayanışmayı kelepçelemeye çalışmaktadır.
Buradan işgalcilere sesleniyoruz: Aktivistleri gözaltına alarak, gemilere el koyarak Gazze’deki zulmü dünyadan gizleyemezsiniz! Sanıyorlar ki gemilere el koyunca umut tükenecek. Ama yanılıyorlar, Sumud Filosu’na yapılan her engelleme, Akdeniz’e açılacak yeni özgürlük filolarının habercisidir. Durmayacağız, geri adım atmayacağız; engellenen her geminin yerine yenilerini inşa edeceğiz!
Türkiye’nin meydanlarından haykırıyoruz:
-Uluslararası sularda korsanca gözaltına alınan 39 ülkeden aktivistler bir an önce serbest bırakılmalıdır!
-Gazze’deki insanlık dışı abluka ve ambargo derhal kaldırılmalı, insani yardım girişlerine yönelik İsrail engellemeleri son bulmalıdır!
-İsrail’in Akdeniz’de işlediği bu deniz haydutluğu suçuna karşı uluslararası ceza mekanizmaları gecikmeden harekete geçirilmelidir!
İsrail'in uluslararası sularda işlediği bu korsanlık suçunun, Lahey’de devam eden soykırım ve savaş suçları davalarına ek bir dosya olarak girmesi için üye devletleri göreve çağırıyoruz.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) başta olmak üzere, deniz seyir güvenliğinden sorumlu tüm küresel kurumları, İsrail’e karşı net tavır almaya ve yaptırım uygulamaları gerektiğini hatırlatıyoruz.
Ne Sumud Filosu ne de Gazze halkı yalnız değildir. Gemileri engelleseniz de, gözaltılarla korkutmaya çalışsanız da vicdan sahipleri Gazze’nin haklı davasından vazgeçmeyecek. Akdeniz, er ya da geç özgürlüğün denizi olacaktır!
Gazze'de yaşanan insanlık dramı, açlık, sağlık krizi ve soykırım tüm dünyanın gözü önünde devam ederken, uluslararası kurumların ve dünya devletlerinin bu barbarlığa karşı sorumluluklarını yerine getirmemesi, işgalci İsrail rejiminin pervasızlığını artırmaktadır. Bu sessizlik, Gazze'deki zulmün devam etmesine ve insani yardım koridorlarına yönelik engellemelere kapı aralamaktadır.
İsrail'in hem Gazze'de hem de Gazze'ye insani yardım ulaştırmak isteyenlere uyguladığı bu barbarlığa karşı meydanlardayız. Uluslararası kuruluşlar ve dünya devletleri acizliğe son vermeli, uluslararası sularda vatandaşlarının kaçırılmasına karşı derhal somut adımlar atmalıdır!
Bizler, ne Gazze’deki kardeşlerimizi yalnız bırakacağız ne de onlara umut taşırken İsrail’in barbarlığıyla yüzleşen Sumud aktivistlerini! İsrail’in barbarlığına karşı, insanlığın mücadelesi galip gelecektir! Zalimler, er ya da geç hesap verecek!
Kahrolsun emperyalizm ve Siyonizm!
Yaşasın Nehirden Denize Özgür Filistin!
Açıklamanın sonunda, uluslararası sularda gözaltına alınan aktivistlerin serbest bırakılması çağrısında bulunulurken, Gazze'ye yönelik ablukanın kaldırılması ve insani yardım koridorlarının açılması istendi.
Bingöl Gazze Sivil İnisiyatifi tarafından yapılan açıklamada, “Ne SUMUD Filosu ne de Gazze halkı yalnız değildir” ifadelerine yer verilerek, Gazze'ye destek çağrısı yinelendi.
Program Ömer Uçar’ın yaptığı dua ile sona erdi.