İsveç'in başkenti Stokholm'deki bir mahkeme, Sudan'daki İkinci İç Savaş sırasında petrol arama ve çıkarma faaliyetleri kapsamında işlenen "savaş suçlarına ortak olmakla" suçlanan bir petrol şirketinin eski iki üst düzey yöneticisinin yargılandığı davada duruşma aşamasını tamamladı. Küresel adalet ve sömürgecilik tartışmaları açısından büyük önem taşıyan davanın kararının önümüzdeki Aralık ayının sonunda açıklanması bekleniyor.
10 Yıllık Soruşturmanın Ardından En Uzun Dava
İsveç hukuk tarihinin gelmiş geçmiş en uzun davası olma özelliğini taşıyan yargılama süreci, on yılı aşkın bir süre devam eden derin istihbarat ve savcılık soruşturmalarının ardından Eylül 2023'te başlamıştı.
Davanın merkezinde yer alan İsveç vatandaşı Ian Lundin ve İsviçre vatandaşı Alex Schneiter; şu anki adıyla Güney Sudan sınırları içinde kalan bölgede, "Lundin Oil" şirketine ait bir petrol sahasının güvenliğini sağlamak amacıyla dönemin Sudan hükümetinin askeri müdahalede bulunmasını talep etmekle suçlanıyor. Ian Lundin, 1998-2002 yılları arasında aile şirketi olan ve günümüzde "Orron Energy" adını alan firmanın icra kurulu başkanlığını (CEO) yürütürken; Alex Schneiter ise aynı dönemde şirketin başkan yardımcısı olarak görev yapıyordu.
Savcılıktan Ağır Hapis Cezası Talebi
Geçtiğimiz Mart ayında mütalaasını sunan savcılık, insanlık dramına ortak oldukları gerekçesiyle Ian Lundin için 10 yıl, Alex Schneiter için ise 6 yıl hapis cezası talep etti.
Savcılık makamının iddianamesine göre; "Lundin Oil" şirketinin 1999 yılında şu anki Güney Sudan topraklarında yer alan "Block 5A" sahasında petrol keşfetmesinin ardından, Sudan ordusu ve müttefik milis güçleri bölgenin kontrolünü ele geçirmek için harekete geçti. Sudan askeri güçlerinin, "Lundin Oil şirketinin petrol arama faaliyetleri için gerekli ön koşulları ve güvenli ortamı yaratmak amacıyla" bölgede kanlı askeri operasyonlar yürüttüğü ileri sürüldü.
Hava Saldırıları, Yağma ve Katliam İddiası
İddianamede, Sudan ordusunun petrol sahası etrafındaki kontrolü sağlamak amacıyla sivil halka yönelik hava saldırıları düzenlediği, ateş açtığı, kaçırma, yağma ve tarım arazilerini yakma gibi sistematik savaş suçları işlediği aktarıldı.
Hakkındaki suçlamaları kesin bir dille reddeden iki eski yönetici ise iddiaların asılsız olduğunu savunarak, "Savcılığın iddia ettiğinin aksine, şirket ile Sudan hükümeti arasında hiçbir organik veya yasadışı bağ bulunmadığını" ileri sürdü.