Mehmet Garip Tanyıldızı / Aşkam
İnfialden önce
Örneklerini ekseriyetle Batı'da gördüğümüz kamusal alanlara random gerçekleştirilen saldırıların benzerlerini yaşadığımız coğrafya da dahil olmak üzere farklı ülkelerde de görmeye başladık.
Sanal ağların küreselleştirdiği dünyamızda yaşam tarzları kadar insan tiplerinin ve duygu durumlarının da belli ölçüde küreselleşmesi bu yayılmayı bir nebze açıklayabilir.
Saldırı tipi açısından rastgele kişilerin hedef alındığı bu saldırıların karakteri itibarıyla aslında random olmadığı ve seçilen mekân ve hedef kitlenin genelde mesaj kaygısı ya da psikolojik etkenlerle bilinçli tercih edildiği bu tür vakalarda sıkça vurgulanıyor.
Bu tür vakaların ardından konuya dair gerek ideolojik gerek medyatik saiklerle majör izahlar ve iksir çözümler dolaşıma sokuluyor, hatta kampanyaya dönüştürülüyor.
Evvela şunu belirtmek gerekir ki, elbette bireysel birtakım eylemlerin toplumsal sebepleri ve sonuçlarını değerlendirmek gerekir ancak bunu yaparken sosyolojik tespit, psikolojik çıkarım adı altında hakikati gözden kaçırmamak, meseleyi suhuletle ele almak şarttır.
Nasıl ki sapkın bir saldırıdan bütün toplumu, topyekûn kurumları hatta bazen ilk elden sadece ebeveynleri suçlamak yanlış olacaksa meseleyi bireysel bir olay, sıradan bir adli vaka olarak görmek de en az onun kadar yanlış olacaktır.
Dijital hegemonyanın insanı, toplumu ve dünyayı ifsad eden boyutunu görmek için kılavuza ihtiyaç yok fakat her şeyi sosyal medya, dijital erozyon, ahlaki çöküntü ve dizilere bağlayıp geçme kolaycılığına kaçmak bizi yanılgıya sürükleyecektir.
Tüm mesuliyeti online oyunlara, dijital platformlara yüklemenin isabetsiz olduğu açıktır.
Şüphesiz, yayılma semptomları bakımından küresel bir problem olarak nitelendirilebilecek bu ve benzeri olayların tek tek fertleri ve toplumu derinden bir muhasebeye sevk etmesi icap eder fakat şablonik izahlardan medet ummak bir fayda sağlamayacaktır.
Bir odağı hedefe oturtup suçlu ithamında bulunmadığımızda, tek sorumlu ilan edip işin içinden çıkmadığımızda meselenin farklı veçhelerini görme imkânımız artar.
Görmek gerekir ki, bu mesele doğrudan ve dolaylı birçok farklı bağlamda ele alınabilir ve alınmalıdır. İndirgemecilik en çok da bu meselelerde acımasızlık olarak zuhur eder. Oysa bu olay en başta merhameti hatırlamamız gereken olaylardandır.