'Söyleyen'e değil, söyleten'e bak!' ‘Trump, 'depresyondayım, -rûhen çöküntü içindeyim...'- diyor...

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

Üç haftadır devam eden 'Amerikan- İran Savaşı'nın son birkaç gününün gelişmeleri yeni gelişmelere hamile gibi gözüküyor..

Bu cümleden olmak üzere, ABD'nin 'Terörle mücadele Merkezi Direktörü Joseph Kent, 'İran'ın Amerika için yakın bir tehdit oluşturmadığını ve bu savaşın, İsrail'in ve güçlü Amerikan lobisinin baskısı yüzünden başlatıldığının açık olduğunu" söyleyerek istifa etti, dün..

'USA Terörle Mücadele Merkezi Direktörü' Joe Kent, dün (17 Mart günü) yaptığı açıklamada, İran'a yönelik askerî müdahalelerin gerekçelendirilmesi konusundaki endişelerini dile getirerek ve Trump yönetiminin savaşını "vicdanen destekleyemeyeceğini" söyleyerek bir dik duruş sergiledi..

Bu kişiyi alkışlamak lâzım.. Çünkü, Amerikan emperyalizminin devlet mekanizması içinde onun gibi yüksek bir makamda bulunup da kendisini hesaba çekebilmek ve o, erişilmesi kolay olmayan makamlardan çekilmek, her babayiğitin yapabileceği bir davranış şekli değildir.

Nitekim, bu vicdanlı kişi daha ilk saatten itibaren, kamuoyunu etkilemekteki gücü bilinen Amerikan medya kuruluşlarında ve büyük sermaye çevrelerinde ve silah sanayii patronlarının gözünde, 'anti-semit' (Yahudi düşmanı) diye suçlanmaya başladı.. ABD medyasındaki yorumlarında 'aşırı sağcılarla bağlantıları bulunan' diye tanıtılan Joe Kent, bu vazifeye, geçen Temmuz ayında Trump tarafından tayin edilmişti.

Mektubunda Trump'a seslenen Joe Kent"İran ülkemize yakın bir tehdit değil. Bu savaşı İsrail ve Amerika'daki güçlü lobisinden gelen baskıyla başlattığımız net!." diyordu.

('Güvenlik teknolojileri uzmanı' olan eşi Shannon Kent, 2019'da Suriye'nin Münbiç bölgesinde bir intihar saldırısında hayatını kaybetmiş olan) Joe Kent şöyle devam ediyordu: "On bir kez savaş bölgesine gönderilmiş ve İsrail'in kışkırttığı bir savaşta eşim Shannon'ı kaybetmiş birisi olarak, Amerikan halkına hiçbir fayda sağlamayan ve Amerikan hayatlarının kaybedilmesini meşru kılmayan bir savaşta gelecek nesli ölmeye göndermeyi destekleyemem."

*

Trump ise, 'insan öldürmenin zevk verici olduğunu' söyleyecek kadar çağdaş bir barbar olduğunu tekrar sergiliyordu..

Önde gelen bazı 'Cumhuriyetçiler'in de, İran- Amerika Savaşı' konusundaki görüş ayrılıklarını anlatırken, 'Başkomutan Trump'ın hareketinin 'ölüden de ölü' olduğunu' söyledikleri görülüyordu. Trump'ın da mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti'nin bazı etkili elemanları Başkan'larının "en büyük hatası"nın, Amerikan halkını İran'la savaşa yeterince hazırlamadığı'nı dillendirmeye başladılar bile.. Trump'ın 'İran'a saldırı emri verirken, komuta kademelerinin son derece isteksiz oldukları ve amma, Trump'ın bu emri verirken, coşku içinde olduğu ' yazılıyor, ABD medyasında..

Beyaz Saray'ın üst dereceli bazı yetkililerinin daha, Başkan Trump'ın İran savaşını başlattığı sırada "özgüveninin etkisi altında" olduğunu fark ettikçe "pişmanlık duydukları" yansıyor medyaya..

ABD ordusuna atfedilen en kötü ve barbarca işlenmiş sivil katliâmlarından birine yol açan kanlı bir çatışmanın üçüncü haftasında, Trump'ın yakın çevresindeki derin bir kırılma da ortaya çıkıyor.

Nitekim, 'Daily Best' isimli yayın organizasyonunun yayınlarında yer aldığına göre, Trump yönetimine yakın bir kaynak, Trump'ın planlarına kilit yetkililerin tam olarak katılmadığını yazdı.

Aynı kaynak, Trump'ın, geçen yaz, İran'a yapılan saldırılar ve Ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun yakalanması gibi hızlı kazanımlar dizisinin ardından tehlikeli derecede özgüven kazandığını belirtmekte..

Üst dereceli bir yönetim yetkilisinin yaptığı açıklamada, 'İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki müdahalesinin Trump'ı "daha da inatçı" hale getirdiğini söyledi. Bu durum, getiriler azaldıkça ve çıkış yolları daraldıkça, üstünlüğünü isbatlamak için sürekli saldırması mânasına gelen "tırmanma tuzağı" olarak isimlendiriliyor..

Trump'ın yeni İran savaşı, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a sürpriz saldırılar düzenleyerek, İran'ın en yetkili lideri Seyyid Ali Khameneî'nin öldürülmesiyle başlamadı gerçekte.. Çünkü, birkaç gün önce de, Tomahawk füzesi kullanılarak yapıldığından şüphelenilen bir saldırı, İran'ın güneyindeki Hürmüzgan eyaletinde bulunan Minab şehrinde bir kız ilkokulunu yerle bir etti ve 170 çocuğu öldürdü. dünyadan ufak bir tepki bile gelmedi, o büyük barbarlık karşısında..

Pentagon soruşturmasıABD ordusunun daha muhtemel suçlu olduğunu tesbit etmesine rağmen, Trump, okul bombalamasından İran'ın sorumlu olduğunu öne sürmekten ve yalan beyanda bulunmaktan çekinmedi.

Trump başlangıçta İran'ı suçlayarak, önce, İran'ın "bazı Tomahawk füzelerine de sahip olduğunu" öne sürdü; bu iddia askeri uzmanlar tarafından reddedilince ise, "Bu konuda bilgim yok" dedi. Bu arada, 'Depresyondayım..'(Rûhen çöküntü içindeyim..' demesi ise, İran'ın teslim olmaması ve beklemediği şekilde direnmesinden kaynaklanıyordu.. Halbuki, o, Seyyid Ali Khameneî'nin öldürülmesinden sonra, İran'ın yeni liderini kendisinin belirleyeceğini hayal ediyor ve bu emperyalist zorbalığını alenen de ifade ediyordu..

Beyaz Saray sözcüsü Anna Kelly ise, yaptığı açıklamada, Yönetim içinde, herhangi bir bölünme söylentisinin "tamamen yanlış" olduğunu ve "yönetim'in Başkan Trump ve Savaş Bakanlığı'nın arkasında birleştiğini" söyleyerek şöyle devam etti: "Başkan, ABD'nin güvenliği için en iyisi neyse, ona göre karar verir."

*

İlginç olan şu ki, Trump, geçen hafta 'İran'ın tamamen yenildiğini' söylüyordu. Ama, şimdi, Amerikan güçlerinin İran'dan ne zaman ayrılacağı hakkında henüz karar vermediğini söylüyordu..

*Washington Post, dün; 'İran yönetimi saldırılara rağmen kontrolünü sağlamlaştırıyor' diye yazıyordu.

Joseph Kent ise, istifa mektubunda Trump'a İran konusunda "geri adım atması" çağrısı yapıyordu.

Trump ise, Kent'in istifası için, "Güvenlik konusunda onun her zaman zayıf olduğunu düşünmüştüm zâten.." dedi.

Trump'ın ateşli destekçilerinin çoğu, mevcut askerî harekâtı desteklese de, anketler Cumhuriyetçiler'in dörtte birinin savaşı hiç desteklemediğini gösteriyor.

Amerikan siyasetinin en etkili seslerinden biri olan eski Fox News sunucusu Tucker Carlson da, ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasından kısa bir süre sonra YouTube'a yüklediği videosunda izleyicilerine, "Bu savaş, İsrail'in savaşı... Bu, Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşı değil.." diye sesleniyordu..

Bu arada, ABD istihbarat birimlerinin değerlendirme raporlarına göre, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarına rağmen, Tahran'daki yönetimin "daha sert bir yapıya" dönüştüğü yazılıyordu.

Washington'da medyaya konuşan Trump ise, Joe Kent için "İran'ın bir tehdit olmadığını söylemesi sonrası, yönetimde olmamasının daha iyi olacağını söylüyordu.

*

Ve..

Dün, İran siyasetinin seçkin beyinlerinden olan Ali Laricanî'nin ve ailesi efradından annesi, hanımı ve çocuklarıyla birlikte, Tahran'a yapılan Amerikan- İsrail ortak bombardımanı sırasında öldürüldüğü açıklandı.

İran'da, Larican şehri ve çevresinde çok saygı duyulan ünlü bir ulemâ ailesine mensub olan Ali Laricanî, 35 yıl öncelerde İran Radyo-Tv. Kurumu'nun Genel Müdürlüğü'nü de yapan ve İslamî hassasiyetlere riayet etmekteki titizliğiyle bilinen bir isimdi.

Ali Laricanî'nin ailece çıktığı bu ebediyyet yolculuğunda 'rahmet-i ilâhî'nin ona yoldaş olması niyazıyla..

STAR