“Söylemedi” demeyin

Pazar günü telefonum neredeyse hiç durmadı. Merak eden edene. Hayır, burada yazdıklarımı değil, bir gazetede çıkan bir yazıda görüşlerine yer verilen 'Ak Parti büyüğü'nün kimliğini merak ediyordu arayanlar... Milliyet yazarı, görüştüğü kişinin anlattıklarını yazmış, isim vermek yerine kendisinden sıfatıyla söz etmişti: “Çok önemli bakanlıklar üstlenmiş, AKP'yi etkileyecek ağırlıkta ve konumda bulunan, milletvekilliği de devam eden kıdemli politikacı...”

Belli ki isminin yazılmasını istememiş konuşan...

Bir dostum, “Yazar nereli acaba?” diye sorunca, bu defa ben meraklandım. İnsanlar arası ilişkilerde basit kimlik benzerliklerinin büyük rol oynadığına inanan bir dostum bu. “Herhangi bir konuda ilişki arıyorsanız, kişinin nereli olduğuna, ya da hangi mektebi bitirdiğine, o da tutmuyorsa askerliğini nerede yaptığına bakacaksınız” der durur...

Son zamanlarda dikkatini bir Orta Anadolu iline çevirmiş durumda. “O ilin evlâtları son zamanlarda önemli koltuklarda oturuyorlar; medyada da o ilden insanlar köşe hâkimiyetine sahip” dedi bana. Mülâkatı yazan o ildense görüş açıklayan Ak Partili'nin kimliğini tespit etmek kolaylaşacakmış...

Fikret Bilâ'nın nereli olduğunu bilmediğim için dikkatimi Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında basın karşısına çıkan hükümet sözcüsü Cemil Çiçek'in açıklamalarına yoğunlaştırdım. Bir gazeteci, “Görüş sahibinin siz olduğunuz söyleniyor, ne dersiniz?” diye doğrudan sordu; Cemil Bey her zamanki çelebi tavrıyla, “İçeride konuştuklarımız üzerine sorulara cevap vermek için karşınızdayım” demekle yetindi.

“Sükût ikrardan gelir” denir, ama bu atlatma cevabı 'ikrar' sayabilir miyiz, bilmiyorum...

Sahibi kim olursa olsun, görüşler pek de yabancı sayılmaz aslında. Anayasa Mahkemesi kapatma davasının açılmasına karar verir vermez, mesleğimizin medar-ı iftiharı olan pop sosyologun sütununda defalarca belirttiği 'uzlaşma şartları'na uygun cevaplar veriyor Fikret Bilâ'nın görüştüğü politikacı... Açın şartlarını okuyun, görüş açıklayan 'Ak Parti büyüğü' tıpatıp onlara cevap veriyor...

O yazılarda iki konu öne çıkıyordu: 1. Bakanlar Kurulu'nda yer alan bazı sivri üyelerin acele değiştirilmesi... 2. Anayasa değişikliği yapılarak kaldırılan başörtüsü yasağının ilk ve orta dereceli okullar ile devlet dairelerinde hâlâ sürdüğünün açıklığa kavuşturulması...

Görüş açıklayan bakan “Endişeyi gidermek gerekir” diyor ve ekliyor: “Bir tarafta başörtüsü nedeniyle üniversiteye gidiş engelleniyorsa, bu çözülmeli ama bıçağın iki yüzü gibi, öbür tarafta da endişe varsa o da giderilmeli. Eğer bir bakanlığın uygulamalarından kaynaklanan endişe ve şikâyet varsa o da çözülmeli. Güven artırıcı adımlar atılmalı.”

Milliyet yazarı biraz daha açık olması için üstelemiş. İşte aldığı cevap: “1 - O bakan veya bakanlar değiştirilebilir. / 2 - Başörtüsü/türbandan mı kaygı duyuluyor? Başörtüsünün liselerde, ilköğretim kurumlarında ve kamuda kullanılmasını önleyecek yasal düzenlemeler yapılabilir. İdare hukukunda ve ceza hukukunda yeni hükümler konulur ve güven artırılır.”

Bu açıklamanın bir 'deneme balonu' olarak Ak Parti içerisinde üstlenilen bir görev gereği yapılıp yapılmadığını merak ediyorsunuzdur sanıyorum. Doğrusu ben de meraklardayım. Öyle ya, hükümette çok etkili bir koltukta ouran bakan böylesine bir çıkışı partisinin yönetimine haber vermeden yapmış olabilir mi? Bana sanki yapamazmış gibi geliyor. Haberleri olmasaydı Başbakan Tayyip Erdoğan veya onun adına konuşabilecek bir parti yetkilisi, mesela Dengir Mir Mehmet Fırat, derhal açıklama yapardı.

Yapmadılar.

Ak Parti açısından sorun şu: Kendilerinden bir şeyler beklendiğine inanıyor gibiler, o şeyleri yerine getirdikleri takdirde giyotinin inmeyeceği kanaatindeler; ancak bu pazarlığı kiminle yapacaklar? “Bizden ne istiyorsunuz?” diye kime soracak ve aldıkları cevaba uygun davranınca partilerini kapatılmaktan kurtaracaklar?

Görüşünü açıklayan 'kıdemli politikacı' bile tam emin değil durumdan; “MGK'da bile konuşulabilir” demesi bunu gösteriyor. Fikret Bilâ konuyu ertesi gün Deniz Baykal'a açmış; yoksa muhatap CHP lideri mi? Hükümete yakın bir kaynağım, “CHP lideri kurultaydan güçlü çıkınca daha uyumlu bir tavır takınabilir” demişti bana, belki de bekledikleri onun bir yol göstermesi...

Benim daha kestirme bir teklifim var, pazarlıkla kapatılmaktan kurtulabileceklerini düşünen Ak Partililere: Mesleğimizin medar-ı iftiharı, ülkemizin en ünlü pop sosyologu ile pazarlığa oturmak... Emin olun, MGK'yı da, Deniz Baykal'ı da ikna edecek formülleri en iyi o bulur.

“Söylemedi” demeyin sonra...

Yeni Şafak gazetesi