Sizden korktuğumuzu mu sanıyorsunuz?

Büyük sükûtu hayal içindeyim!

Türkiye'de bugüne değin hiç yaşanmayan olaylar yaşanırken... Kuvvet komutanlığı yapmış kişiler darbecilikten sorgulanırken... Kürt sorunu konusunda büyük demokratik açılımlara imza atılırken... Nedir bu sokakların durumu Allah aşkına!

Ne oluyor size?

Niçin güzel şeyler olurken ortamı çirkinleştirmek ve bu yapılan güzel işleri engellemek isteyenlerin ekmeğine yağ sürüyorsunuz?

Yoksa siz barış, kardeşlik, dostluk istemiyor musunuz?

Birkaç gündür posta kutum bu konuda yazdığım, açılımı destekleyen yazılara atıflar yapan ve "İşte gördünüz mü açılımı, bunlar şiddetten anlar, ne demokrasisi" yazan maillerle doluyor. Dün de Tokat’ta askerlerimize saldırdılar. Şehit ettiler. Siz hangi dış ya da iç güçlerin maşasısınız.

Elleriniz kırılsın...

Aslında her zaman böyle oldu... Ne zaman Kürt sorunuyla ilgili adımlar atılmaya başlandı, planlar yapıldı, PKK yandaşları sokaklara döküldü... Sokakları savaş alanına çevirdiler. Milletin sokaklara park etmiş otomobillerini yaktılar. Belediye otobüslerinde seyahat eden öğrencileri yakarak öldürdüler!

Ne istiyorsunuz?

Devletin sert yumruğunu mu?

Sizden korktuğumuzu mu kuruyorsunuz kafanızda?

Ne zaman Milli Güvenlik Kurulu toplanıp terör konusunu görüşecek olsa toplantı öncesi PKK mutlaka karakol basar, askerlerimizi şehit eder, adeta terörle mücadelede daha sert tedbirler alınmasını arzu eden eylemler koyardı. Ne zaman Anayasa Mahkemesi'nde DTP ve türevi partilerin kapatılması davasının görüşülmesi zamanı yaklaştı, o zaman adeta "kapatın partiyi" dercesine DTP'liler tahrik edici konuşmalar yaptılar.

Ne oluyor DTP'liler size?

Ergenekon politikalarına alet olmak da ne oluyor? Yoksa siz Ergenekon fotoğrafının terör ayağının önemli parçası mısınız? Milletimizin hoşgörüsünü, kırmızı çizgilerini zorlamak, insanımızı çıldırtıp kendinize saldırtmak mı istiyorsunuz? Orada burada, memleket coğrafyasında sokağa çıkamamayı mı arzuluyorsunuz? Kürtler'e yapılmış bütün haksızlıkların üzerine gidildiği, faili meçhul cinayetleri işleyenlerin birer birer bulunup cezaevlerine tıkıldığı bir dönemde...

Yoksa siz bu işlerin dağdaki birkaç eşkıyadan korkup yapıldığını mı sanıyorsunuz! Yoksa siz "PKK olmasa siz bizi sabah kahvaltısında yersiniz" hezeyanınızı gerçek zannetmeye mi başladınız? AK Parti hükümetinin merhametli yaklaşımları, demokratik açılımları olmasaydı bu günlere gelinebilir miydi? Siz böyle dağdan inen PKK militanlarını çiçeklerle karşılayabilir miydiniz? Milletin sizden zaten ümidi yoktu da, işte...

Başbakan da sizden ümidini kesmiş durumda: "Açılım politikalarını hayata geçirirken DTP'den zaten umudumuz yoktu." Siz, bugün yarın bir şekilde tasfiye olacağı belli olan dağdaki bir grup eşkıyadan farkınızı ortaya koymadınız. Bu yüzden kaybettiniz! Bu yüzden partinizin açık kalması ya da Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması hiç fark etmez.

Siz de biliyorsunuz ki Doğu ve Güneydoğu'daki insan hakları ihlalleri, gizli infazlar, açık cinayetlerin arkasında Ergenekon var.

Peki o zaman, nerede sizin Ergenekon'a karşı duruşunuz.  Hangi davaya müdahil oldunuz, yargı organlarıyla bilgilerinizi paylaştınız?

Bu konuda ordunun sert inisiyatifinin hükümetin eline geçtiğini anlamıyor musunuz? Yoksa siz sertlikten mi anlıyorsunuz? Türkler'in rızası alınmadan zorla hiçbir şey yapılamayacağını daha anlamadınız mı? Bence yerinizi, duruşunuzu belirlemenin zamanı geçiyor. Aklınızı başınıza alın. Bugüne kadar terörle bir yerlere varılamadığını hâlâ anlamadıysanız, bunu size nasıl anlatmak lazım bilmiyorum.

Siz bütün bu çabalara rağmen, her türlü iyi niyete, merhametli yaklaşıma rağmen şiddet arzusundaysanız, o zaman siz ya Mazoşist ya da Ergenekoncusunuz!

BUGÜN