Mustafa Mansur / Fokusplus
İsrail Ordusundaki Paralı Askerler Gerçekliği
Tarihsel olarak, birçok eski imparatorluk ve hükûmet, fetih ve işgal gerçekleştirmek için diğer tarafa karşı savaşlarında yabancı savaşçılar fikrini kullanmıştır. Bunlardan biri, sömürgeci istilalarında Cermenleri (Germen) kullanan Roma İmparatorluğu’dur.
Benzer şekilde savaşlarında paralı asker kullanan Yunan İmparatorluğu da buna örnektir. Bu olgu, düzenli orduların kurulmasına ve modern devletin oluşturulmasına rağmen, Orta Çağ'a kadar yayılmaya devam etti. 14. yüzyılda, Bizans İmparatorluğu, Türklere karşı savaşmasına yardımcı olmak için İspanya'nın kuzey sınırlarında bir bölgeden gelen “Almogavarlar (Mokavar)” adı verilen paralı askerleri işe aldı. 18. yüzyılda ise paralı asker piyasası duruldu ve paralı asker olgusu yavaş yavaş küçülmeye başladı. Özellikle milliyetçiliğin yükselişi, vatandaşlık hakları ilkesi ve düzenli askerliğin ortaya çıkmasından sonra paralı asker gerçeği giderek azaldı. Askerlik, yalnızca devlet vatandaşlarıyla sınırlı hâle geldi çünkü vatanlarını savunma görevini taşıyanlar onlardı. Ancak 20. yüzyılın son üçte birlik döneminde, paralı askerlik olgusu çok fazla yaygınlaştı. Çünkü bu olgu, birçok ülkenin gerçekliğine kendini dayatan ve yüz binlerce kişiyi kendine çeken profesyonel bir meslek olarak ortaya çıktı. 20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başlarında ise “güvenlik ve askerî şirketler” adı altında dünyanın farklı bölgelerinden binlerce paralı askeri bünyesinde toplayan uluslararası şirketlerin kurulmasıyla bu olgu çok daha büyük ölçüde yayılmaya başladı.(1)
Bu noktada İsrail ordusunun yabancı savaşçıları veya paralı askerleri kullanmasına ilişkin olarak, bu kullanımın ve farklı yöntemlerle, farklı uyruklardan, Yahudi olsun ya da olmasın kişilerin devşirilmesinin gerçekliğini gösteren iki önemli husus öne çıkmaktadır.
Birincisi, İsrail askerî kurumunun savaşlardaki gerçek kayıp sayısını, özellikle 2023'teki Aksa Tufanı'ndan bu yana Gazze'deki son savaşta ve Lübnan'daki mevcut savaşta açıklamamasıdır. Bu açıklama eksikliğinin nedeni, İsrailli analistlerin açıkladığı veya yüzeysel olarak göründüğü gibi, birliklerin moralini ve iç cephenin bütünlüğünü korumak değil; aksine, bu paralı askerlerin İsrail ordusunun düzenli veya resmî askerleri olarak kayıtlı olmamalarıdır. Bu nedenle, sayıları resmî istatistiklere dâhil edilmemektedir. İsrail ordusunun paralı asker kullanımını doğrulayan ikinci önemli nokta ise İsrail'in suçlarından ve katliamlarından sorumlu tutulmasını sağlayacak herhangi bir uluslararası anlaşmayı imzalamamakta ısrar etmesidir. Bu, doktor ve iş adamı Shmuel Harlap tarafından da doğrulanmaktadır.(2)
“Paralı askerlerin kullanılmasının öneminin ardındaki sır nedir?” sorusuna Harlap, birincisinin, inkâr alanında faaliyet göstermeleri olduğunu ifade etti. Bu kişilerin nasıl işe alındıklarının sorumluluğunu taşımadan, kendilerini istihdam eden hükûmete fayda sağlayan kirli işler yaptıklarını söyleyen Harlap, ikincisinin ise daha derin bir düzeyde, paralı askerlerin devletin vatandaşlarıyla olan ilişkisindeki temel çelişkiyi çözmesine yardımcı olduklarını belirtti.
Herhangi bir devletin birincil rolü, vatandaşlarının yaşamlarını ve güvenliğini korumaktır. Bunu başarmak için devletin, vatandaşlarını düşmanlardan koruyacak bir orduya ihtiyacı vardır. Ancak, devleti savunmak için vatandaşları göreve çağırmak, onların yaşamlarını tehlikeye atar ve böylece devletin onları koruma konusundaki temel rolünü baltalar. İşte bu noktada paralı askerler, devletin bu çelişkiyi çözmesine yardımcı olur.
İsrail, 1949 tarihli dört temel Cenevre Sözleşmesi’ni onaylamış olmasına rağmen uluslararası hukuk ve ceza adaleti uzmanı Profesör David J. Scheffer’in de doğruladığı üzere, 1977 tarihli Cenevre Sözleşmeleri Ek Protokolü I’i imzalamamış ve onaylamamıştır. Bu protokolde yer alan 47. madde, paralı askerlerin hukuki tanımını yapmakta ve onları yasal savaşçı veya savaş esiri statüsünden mahrum bırakmaktadır.
İsrail ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 1989 yılında yayımlanan Paralı Askerlerin İşe Alınması, Finansmanına ve Eğitimine Karşı Uluslararası Sözleşme’yi de imzalamamıştır. Bu sözleşme, 20 Ekim 2001’de yürürlüğe girmiştir. Üye devlet sayısı 30’a ulaşmış olup İsrail doğal olarak bunların arasında değildir. Bu sözleşme, birinci maddesinde paralı askeri şu şekilde tanımlamaktadır:
(a) Özellikle yerel veya yurt dışı olarak silahlı bir çatışmada savaşmak üzere işe alınmıştır.
(b) Çatışmalara katılmadaki temel motivasyonu kişisel kazanç elde etmek olan ve kendisine, çatışmanın taraflarından biri veya onun adına, aynı tarafın silahlı kuvvetlerinde benzer rütbe ve görevlerde bulunan savaşçılara vadedilenden veya ödenenden çok daha yüksek maddi ödül vadedilen kişidir.
(c) Çatışmaya taraf olan devletlerden herhangi birinin vatandaşı olmayan ve bu taraflardan birinin kontrolündeki bölgede ikamet etmeyen kişidir.
(d) Çatışmanın tarafı olmayan bir devlet tarafından, kendi silahlı kuvvetlerinin mensubu sıfatıyla resmî görevle gönderilmemiş kişidir.
Sözleşme ayrıca bu tür paralı askerlerin işe alınmasını da suç saymaktadır. Madde 2 şunları belirtmektedir: “Bu Sözleşme’nin (a) numaralı maddesinde tanımlandığı gibi paralı askerleri işe alan, kullanan, finanse eden veya eğiten herhangi bir kişi, bu Sözleşme uyarınca suç işlemiş olur.” (4)
İsrail ordusunda paralı asker alımının başlangıcına gelince; bu olgu, Filistin'in işgalinden birkaç yıl önce, 1940'ların başlarında, Mahal (Machal) birimi olarak bilinen birimle başladı; bu birim, İbranicede ülke dışından gönüllüler (yani İsrail dışından) anlamına gelen bir kısaltmadır.
1948'deki Filistin işgali sırasında sayıları yaklaşık 10 bin paralı asker olarak tahmin ediliyordu. Emekli Albay Eliezer Isaac'ın çalışmasını inceleyen Lübnanlı hukukçu Dr. Luna Said Ferhat (5), paralı askerlerin varlığının daha sonra Siyonist varlığın (İsrail) kurulmasıyla pekiştiğini ifade etti.
Temmuz 2002'de yayımlanan ve 230 sayfalık “İsrail Ordusundaki Paralı Askerler” başlıklı bu çalışma, Siyonist varlığın paralı asker kullanımının gerçekliğini ortaya koymaktadır.
Ferhat yaptığı açıklamasında, “1948'de Hava Kuvvetleri, personelinin çoğunun çeşitli Yahudi olmayan milletlerden olması nedeniyle İbranice yerine İngilizce kullandı” ifadelerini kullandı.
Çalışma, 1948 savaşında birçok Avrupalı askerin yer aldığını ve bu askerlerin Palmach ve Haganah gibi Siyonist milislere katıldıklarını doğruluyor. Ben-Gurion, bu askerlerin askerî deneyimleri nedeniyle kullanılmasını en güçlü şekilde savunanlardan biriydi çünkü Siyonist varlık o dönemde Araplarla mücadele etmek için ordusuna güçlü bir temel oluşturmaya ihtiyaç duyuyordu.
Çalışmaya göre, 1948 savaşında Araplara karşı kazanılan zafer bu paralı askerler sayesinde oldu. 1950'de Siyonist varlık, onlara yüksek nişanlar ve İsrail vatandaşlığı vererek katkılarını takdir etti.
Ferhat, o zamandan beri paralı askerlerin işe alınmasının ve onlara güvenilmesinin, Ben-Gurion tarafından kurulan ve ordunun operasyonlarının sürekli geliştirilmesini ve askerî çatışmalarda Yahudi olmayanlara güvenilmesini öngören Siyonist savaş doktrininin uygulanmasından kaynaklandığını bildirdi. Bu nedenle, Yahudi kayıplarını en aza indirme hedefiyle bu doktrinin uygulanmasına büyük bir bütçe ayrıldı. Bu prensibe dayanarak paralı askerler, 1956'da Mısır'a karşı Üçlü Saldırı'da ve yine Mısır'a karşı 1967 Haziran savaşında (Nekse) Siyonist güçlerle birlikte savaştılar. Ayrıca 1982'deki Güney Lübnan işgaline de katıldılar. Çalışma, tek amacı maddi tazminat olan çeşitli Avrupa ülkelerinden gelen paralı askerlerin anlattığı ayrıntıları içeriyor. Ayrıca, bir paralı askerin Filistin direnişinin bir üyesini öldürmek için 7 bin dolar ve silahlı bir Filistin grubunun liderini öldürmek için ise 14 bin dolar aldığını ve hedefteki kişinin rütbesi yükseldikçe miktarların arttığını ortaya koyuyor. İsrail ordusu ayrıca paralı askerleri Filistinlilerin evlerine baskın düzenlemek, Batı Şeria'da onları takip etmek ve Cenin Mülteci Kampı gibi kamplara baskın yapmak için de kullandı.
Shmuel Harlap'ın paralı askerlerin kullanımının önemine ilişkin yanıtı ve Albay Eliezer Yitzhak'ın çalışmasının sunumu, İsrail ordusunun bu paralı askerler olmadan hayatta kalamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Peki, bu durum nasıl düzenlenebilir? Önde gelen İsrailli ekonomist ve analist Shlomo Maoz'un ele almaya çalıştığı konu budur. “İsrail Savunma Kuvvetlerinde Deprem” (6) başlıklı önerisinde Maoz, İsrail ordusunun gerçekliğini kuruluşuna kıyasla şu sözlerle anlatarak önerisini sunmaktadır:
“Halk Ordusu’nun ruhundaki çatlaklar derinleşiyor ve İsrail parçalanıyor. Seksen yıldır, ‘herkes için herkes ordusu’ olan ‘Halk Ordusu’ kavramı, İsrail toplumunun temel taşıydı. Her vatandaşın izinli bir asker olduğu model; ordu, göçmenler ve gaziler, İslam ülkelerinden gelenler ve Aşkenaz Yahudileri, Dürziler ve Çerkesler, Bedeviler ve Yahudiler, zenginler ve fakirler arasında, çevre ile merkezin kaynaştığı bir erime potasını temsil eder; bunların hepsi İsrail Devleti mucizesinin ulusal varlığının temelini oluşturmuştur. Ancak bugün, 2026 yılında, İsrail -ve devletin kuruluşundan önce de Yahudi toplumu- daha önce hiç tanık olunmamış düzeyde ağır bir güvenlik yükü altında ezilmektedir. Ülke, 7 Ekim 2023'ten beri aynı anda yedi cephede savaşırken, Halk Ordusu modeli de yıllarca süren hükümet beceriksizliğinin bir sonucu olarak tamamen çökmektedir.”
Maoz daha sonra, Siyonist ideoloji için şok edici olabilecek önerisini gerekçelendirmeye geçiyor.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) verilerine ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in Mayıs 2026'da güncellenmiş tahminlerine göre, yaklaşık 15 bin asker açığının olduğu, bunlar arasında sahada kayıp olan 9 bin civarında muharip askerin de bulunduğu iddia ediliyor.
Haredilerle yaşanan çıkmaz; net, kesin ve alışılmadık bir duruş gerektiriyor. Muharebe birliklerine ihtiyaç var ve mevcut formatta bunları elde etmenin bir yolu yok. Peki, ne yapılmalı? Muharebe birliklerine duyulan ihtiyaç gerçek, açık ve kritik. Yedek kuvvetlerin büyük ölçüde yetersiz olması, Haredi topluluğunun büyük kesimlerinin askerî muharebe yükünü üstlenmeyi reddetmesiyle birleşince, İsrail için gerçek bir tehdit oluşturan tehlikeli bir operasyonel boşluk yarattı. Bu noktada Maoz, “Hava Kuvvetleri ve istihbaratın başarılarına aldanmayın. Bu gerçekle karşı karşıya kaldığımda, size utanç verici gelebilecek ve hatta Siyonist düşüncede bir asırdan fazla süredir sapkınlık olarak kabul edilebilecek bir öneride bulunuyorum: İsrail Yabancı Lejyonu'nun kurulması. Fikir basit ama devrim niteliğinde: İsrail'in geniş döviz rezervlerini kullanarak, dünyanın dört bir yanından profesyonel bir yabancı savaş gücü -tabiri caizse paralı askerler- seferber etmek ve karşılık vermekte zorlanan İsrail toplumunun saflarını derhâl doldurmak” açıklamasında bulundu.
Maoz, dört yılı aşkın süredir Rusya ile devam eden savaşında Ukrayna'nın eylemlerini, İsrail'in örnek alması gereken bir model olarak görüyor. Ukrayna, profesyonel yabancı savaşçılara Ukrayna ordusunda subay rütbesi verilmesine ve onların cömert maaşlar almasına izin veren bir yasa çıkararak yabancı lejyonunun kurulmasını resmîleştirdi.
İsrailli ekonomist ve analist, bu İsrail lejyonunun kurulmasının temel avantajlarını özetliyor ve bu savaşçıların İsrail ordusuna alınmasının yedek kuvvetleri serbest bırakacağını, binlerce İsraillinin evlerine ve işlerine dönmesine olanak sağlayacağını ve gelecek yıllarda toplumsal dokuyu ciddi şekilde zedeleyecek psikolojik ve ailevi gerilimi hafifleteceğini belirtiyor.
Maoz ayrıca, yabancı lejyon kurmanın Siyonistlerin devletin kurucu mitlerinden bazılarını terk etmesini gerektirdiğini vurguluyor. Bu, Siyonizm’in İsrail topraklarını savunmanın tek motivasyonu olmadığını, para ve çıkarların da bir misyon duygusu kadar ulusal güvenliğe hizmet edebileceğini kabul etmeyi gerektiriyor.
2026 gerçeğinde tehditler artarken ve İsrail toplumu giderek daha fazla parçalanırken, “Yabancı Lejyon” sadece askerî bir çözüm değil, aynı zamanda bir sosyal güvenlik supabı görevi de görebilir. Bu, devletin varlığını sürdürmesine ve kendini savunmasına imkân tanırken, adil yük paylaşımı tartışması üzerinden İsrail toplumunun kırılgan dokusunun parçalanmasını da önleyecektir.
Maoz son olarak, “İsrail Yabancı Lejyonu bir gölge ordusu değil, görünür, gururlu ve örgütlü bir güç olmalıdır. Fazla döviz kullanarak 12 bin yetenekli savaşçıyı İsrail'e getirmek, insan gücünün sınırlarını anlayan ve ekonomik gücünü bu sınırları telafi etmek için nasıl kullanacağını bilen güçlü bir devletin hamlesidir. İsrail ruhuna zarar verilecek mi? Belki ama en önemli şey, devletin varlığıdır. Eğer İsrail komutasındaki bir yabancı lejyonun varlığı çocuklarımızın güvenliğini garanti altına alacak ve ekonomimizin tükenmiş rezervlerin ağırlığı veya ileri teknolojinin göçü altında çökmesini önleyecekse o zaman bu, pragmatik Siyonizm’in kabul etmesi gereken bir anlaşmadır” diyor.
KAYNAKÇA:
1) "Paralı Asker Kavramı" makalesi
2) "Harlap" soyadı, kökeni Polonya veya Portekiz'den Haham Haiya'ya dayanan bir Yahudi aile adının kısaltmasıdır.
Shmuel Harlap'ın "Paralı Askerler, Dış Kaynak Kullanımı, Ateş Gücü ve Manevra Gücü" makalesi
3) Profesör Scheffer'in makalesi
5) Dr. Luna Said Ferhat'ın "Siyonist Varlıkta Paralı Asker Almak Uluslararası Bir Suçtur" makalesi
6) İsrailli ekonomist ve analist Shlomo Maoz'un "İsrail Savunma Kuvvetlerinde Deprem" başlıklı önerisi