Siyonist rejim sivil yahudileri neden silahlandırıyor?

Ahmet Varol, siyonist yerleşimcilerin silahlandırılmasının Mescid-i Aksa merkezli planlar karşısında Filistin direnişini bastırma amacı taşıdığını ifade ediyor.

Ahmet Varol/Yeni Akit

İşgal rejimi yerleşimcileri neden silahlandırıyor? 

Bu günlerde dünyanın dikkatleri, siyonist katillerin ABD emperyalizmini de arkalarına alarak İran’a yönelik gerçekleştirdikleri saldırılardan kaynaklanan savaşa odaklanmış durumda. O yüzden uluslararası gündemle ilgili yazılar yazan yorumcuların çoğu bu konu üzerinde duruyor. Biz de tabii yerine geldiğince ve hadiselerin seyrine göre bu konuyla ilgili kanaatlerimizi değişik vesilelerle aktarmaya çalışıyoruz. Ancak bu arada arka planda gerçekleşen bazı tehlikeli gelişmelerin de dikkatten kaçmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bugünkü yazımızda da ırkçı siyonizmin Kudüs çevresindeki yahudi yerleşim merkezlerinde ikamet eden 300 bin civarında yerleşimciye daha silah taşıma ruhsatı verme kararıyla ilgili bazı tespitlerimizi aktarmak istiyoruz. 

Köken itibariyle, 1994’teki El-Halil katliamını gerçekleştiren Barush Goldstien ile aynı terör örgütüne mensup olduğunu daha önce belirttiğimiz, işgal rejiminin sözde Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir geçtiğimiz günlerde Kudüs çevresindeki birçok yahudi yerleşim merkezinin de “silahlandırma” listesine dahil edilmesine karar vererek buralarda ikamet edenlere silah taşıma ruhsatı verileceğini duyurdu. Karara göre 300 bin yeni yerleşimciye daha silah ruhsatı verilmesi mümkün olacak. 


Öncelikle Gazze’de işgale karşı meşru savunma ve işgal edilmiş vatanlarını özgürlüğüne kavuşturma mücadelesi veren direnişçileri silahsızlandırmak için yoğun baskı yapan küresel emperyalist güçler ve onların meşrulaştırma kurumları niteliğindeki BM gibi uluslararası kurumlar Ben Gvir’in yerleşimci çeteleri silahlandırma konusunda böylesine tehlikeli bir karar almasını hiç gündemlerine alma ihtiyacı bile duymadı. Bugün dünyaya ayar verme iddiasında olan ve bu konuda “hukuk, insan hakları” temelli hareket ettiklerini ileri süren uluslararası kurumların ve onlara yön veren güçlerin ne derece sahtekâr, iki yüzlü ve çifte standartçı olduklarını bu hadisede de bir kez daha görmüş olduk. 

Siyonist işgal rejimi, yerleşimci terör çetelerine silah dağıtırken, onların tehdit altında oldukları iddiasını kullanıyor. Oysa gerçekte onlar bizzat kendileri tehdittir. Son dönemde saldırılarını, gasp, hırsızlık ve muhtelif terör eylemlerini artırmalarıyla bunu ispat etmişlerdir. Filistinlilerin onlara karşı mücadele etme ihtiyacı duymaları da işte bu tehditlerinden kaynaklanmaktadır. Yani burada savunma konumunda olanlar Filistinlilerdir. 


İşgal rejimi daha önce söz konusu gerekçeyle Batı Yaka (Batı Şeria) bölgesindeki yerleşim merkezlerinde ikamet eden yerleşimci teröristlere çok sayıda silah dağıttı. Oysa en başta bu yerleşim merkezleri yine BM kararlarına göre kanun dışıdır ve kaldırılmaları dolayısıyla kendilerine işgal rejimi tarafından silah dağıtılan yerleşimcilerin de bölgeden çıkarılmaları gerekmektedir. Ancak BM bölgeyle ilgili kararlarında da tamamen şekilci davranmış, uygulanması için işgal rejimine hiçbir baskı yapmamıştır. Şimdi de silahlandırılmalarını görmezden geliyor. 

Ben Gvir isimli aşırı ırkçı siyonistin şimdi de Kudüs çevresindeki yahudi yerleşim merkezlerini, silah ruhsatı alabilecekler listesine dahil etmesinin ise Mescidi Aksa’yla ilgili planlarıyla ilişkili olduğunu düşünüyoruz. Çünkü işgal rejiminin, bundan önceki yazımızda da dile getirdiğimiz üzere bu sıralarda Mescidi Aksa’yı bölme planını hayata geçirmek için daha müşahhas adımlar atmaya hazırlandığı anlaşılıyor. 



İşgal rejiminin Mescidi Aksa’yı hedef alan girişimlerine Kudüs’teki Müslümanlar başta olmak üzere Filistin halkının sessiz kalmayacağı biliniyor. Onların tepkilerine ve protestolarına karşı, dünya kamuoyuna “sivil” olarak lanse edilen yerleşimci çetelerin devreye girmelerinin ve tehdit oluşturmalarının sağlanması amacıyla şimdiden silahlandırılmaları isteniyor. 

Dolayısıyla Kudüs çevresindeki yerleşim merkezlerine doldurulan siyonistlerin tam teçhizatlı gerilla gücü haline getirilmesi için yoğun çalışmalar yapılması doğrudan Mescidi Aksa’ya yönelen bir tehdit ve tehlikedir.

Yorum Analiz Haberleri

Gazze örneği ve soykırım kavramının yeniden tanımı
Siyonist İsrail/ABD’nin Ortadoğu’yu kontrol altında tutma ihtirası
Savaşın Amerika’ya maliyeti
Suriye esas kimliğine ve kodlarına döndükçe...
İsrail-Hizbullah savaşında yeni aşama ve Lübnan’ın belirsiz geleceği