Sevabite, bu uygulamaların bölgedeki vatandaşlara yönelik soykırım savaşının sürdürülmesine dönük sistematik bir stratejinin parçası olduğunu vurguladı.
Sevabite, “Filistin” gazetesine verdiği röportajda, işgalin insani yardımı sivillere karşı bir baskı ve toplu cezalandırma aracı olarak ele aldığını açıkladı. Yaşananların yalnızca güvenlikle ilgili ya da lojistik tedbirler olmadığını, aksine insani acıyı derinleştirmeyi ve iki milyondan fazla Filistinliye dayatılan ablukayı pekiştirmeyi amaçlayan siyasi ve askeri bir karar olduğunu vurguladı.
Açığın boyutunu ortaya koyan rakamlar
Hükümet Medya Ofisi istatistiklerine göre işgalin, 232 gündür yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen yaklaşık 3.076 ihlal gerçekleştirdiğine; bunun 939 kişinin şehit olması, 2.889 kişinin yaralanması ve ayrıca 82 Filistinlinin tutuklanmasıyla sonuçlandığına işaret etti. Bu durum, ilan edilen mutabakat ve anlaşmalara rağmen İsrail ihlallerinin sürdüğünü yansıtıyor.
Sevabite, geçen dönemde Gazze Şeridi’ne giren yardımların ne artan insani ihtiyaçlarla ne de daha önce üzerinde anlaşılan miktarla örtüştüğünü vurguladı. Anlaşmanın 139 bin 200 yardım ve mal kamyonunun girişini öngördüğünü, işgalcilerin ise yalnızca 50 bin 636 kamyonun girişine izin verdiğini açıkladı.
İşgalin anlaşma maddelerine uyma oranının yüzde 36’yı geçmediğini, açık oranının ise yaklaşık yüzde 64’e ulaştığını belirtti. Bunun, Gazze Şeridi sakinlerinin gıda, ilaç ve erzaktan oluşan temel ihtiyaçlarının üçte ikisinden fazlasından mahrum bırakılması anlamına geldiğini söyledi ve bunu, doğrudan sivilleri hedef alan “kasıtlı bir açlığa mahkûm etme” olarak niteledi.
Bu politikanın sonuçlarının halkın günlük yaşamına felaket boyutunda yansıdığına dikkat çekti. Ablukanın sürmesinin ticari hareketlilikte neredeyse tam bir felce ve temel malların fiyatlarında benzeri görülmemiş bir artışa yol açtığını, ayrıca bölgede yaşanan zorlu ekonomik ve insani koşullar altında vatandaşların satın alma gücünün gerilediğini ifade etti.
Sağlık ve hastalar: Ertelenen ve yasaklanan seyahat
Krizin yalnızca geçim koşullarıyla sınırlı kalmadığını, sağlık sektörüne ve hasta ile yaralıların seyahat hareketliliğine de uzandığını ekledi; yapılan anlaşmalara göre seyahat etmesine izin verilmesi gereken 17 bin 800 kişiden yalnızca 5.836’sının Gazze’den ayrılabildiğini belirtti.
Bu dosyada uyum oranının yüzde 32’yi geçmediğini, buna karşılık açığın yüzde 68’e ulaştığını açıkladı. Bunun binlerce hasta ve yaralıyı Gazze Şeridi dışında tedavi olma fırsatından mahrum bıraktığını ve tıbbi imkânlar ile ilaçlardaki ciddi eksiklik nedeniyle birçoğunu meçhul bir kaderle karşı karşıya getirdiğini söyledi.
Yakıt ve elektrik: Altyapının felci
Yakıt kriziyle ilgili olarak Sevabite, yeterli miktarda motorin girişini engelleme uygulamasının sürmesi ve elektrik jeneratörlerinin yedek parçalarının sokulmaması sebebiyle, bölgedeki altyapı ve temel hizmetlerin büyük zarar gördüğünü ve bunun da kasıtlı bir uygulama olduğunu söyledi. Bu uygulamaların fiili olarak, hastaneleri, su pompalama istasyonlarını ve atık su arıtma tesislerini besleyen çok sayıda jeneratörün durmasına yol açtığı uyarısında bulundu.
Bu gerçekliğin, sağlık ve çevre krizlerini ağırlaştırma tehlikesi taşıdığını ve Gazze Şeridi’nin benzeri görülmemiş insani koşullarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, sağlık sisteminden ve belediye hizmetlerinden geriye kalanların çökmesine yol açtığını vurguladı.
Açlığın eşiğindeki Gazze
Sevabite, Gazze Şeridi’nin hızla, kapsamlı bir açlık (kıtlık) aşamasına yaklaştığı uyarısında bulundu. Gıda maddelerindeki ciddi eksiklik ve yardım girişine dayatılan kısıtlamaların sürmesi nedeniyle bunun belirtilerinin birçok ilde fiilen ortaya çıkmaya başladığına işaret etti.
Kamyon ve temel malzeme girişindeki yüzde 64’lük açığın, yaklaşık 2,4 milyon Filistinliyi açlık ve susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığını söyledi. Bu gerçekliğin sürmesinin sorumluluğunu, işgali yasal ve insani yükümlülüklerine uymaya zorlamak konusundaki sessizlik ve acizlik olarak nitelediği tutum nedeniyle uluslararası topluma yükledi.
Ayrıca tüp gaz (mutfak gazı) krizine de değinerek, işgalin vatandaşların, fırınların ve hastanelerin ihtiyaçlarını karşılamak için gereken miktarların girişini engellemeyi sürdürdüğünü vurguladı. Bunun birçok aileyi odun ve karton kullanarak ilkel pişirme yöntemlerine başvurmaya ittiğini, bunun da sağlık sorunlarının artmasına ve solunum yolu hastalıklarının yayılmasına, ayrıca beraberinde getirdiği çevresel zararlara yol açtığını belirtti.
Uluslararası topluma acil çağrı
Sevabite, başta Mısır ve Katar olmak üzere ara bulucuları ve uluslararası toplumu, kaygıları dile getirme aşamasından, işgali ateşkes maddelerine uymaya ve sınır kapılarını kalıcı biçimde açmaya zorlayacak somut adımlar atma ve gerçek baskılara başvurma aşamasına geçmeye çağırdı.
Tüm İsrail ihlallerinin durdurulması, insani yardımların kısıtlama olmaksızın akışının sağlanması, yaralı ve hastaların seyahatinin kolaylaştırılması ve hayati tesisler için gerekli yakıt, gaz ve yedek parçaların girişinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Mevcut durumun sürmesinin Gazze Şeridi’nde kapsamlı bir insani çöküşün habercisi olduğu uyarısında bulundu.