Murat Kurt / Haksöz Haber
Ramazan geldiğinde zamanın ritmi değişir. Gün daha erken başlar, akşam daha ağır iner. Saatler yalnızca vakti değil, insanın iç hâlini de işaret eder. Sahurla uyanan beden, iftara doğru suskunlaşır. Açlık artar. Fakat her açlık insanı derinleştirmez. Bazen yalnızca yorar, bazen sertleştirir, bazen de tahammülsüz kılar. Bu yüzden asıl soru açlığın kendisi değil, açlığın insanla ne yaptığıdır.
İşte tam bu noktada Ramazan’ın temel sorusu belirir:
Ramazan bizi aç mı bırakıyor, yoksa bizi terbiye mi ediyor?
Çünkü açlık tek başına bir erdem değildir. Açlık, ahlâkla buluşmadığında insanı inceltmez; bilakis kabalaştırabilir. Oruç yalnızca mideyle ilgili bir ibadet olsaydı, Ramazan bir diyet ayından ibaret kalırdı. Oysa Ramazan, açlığın ahlâka dönüşüp dönüşmediğini ölçen bir zamandır.