Psikolojik Harbin ‘Yalçın’ Tetikçileri

KENAN ALPAY

‘Ergenekon bağlantısı’ iddiasıyla başlatılan yeni bir operasyon beklendiği üzere mevcut tartışma ve saflaşmaların biraz daha keskinleşmesine yol açtı. Soner Yalçın ve Odatv yöneticisi üç kişinin gözaltına alınıp ev ve işyerlerinde yapılan aramalar (biri hariç) tutuklama ile sonuçlandı.

Gazete ve televizyonlarda Soner Yalçın’ın araştırmacı gazeteciliği ve entelektüel kişiliğiyle yürüttüğü iktidar muhalifi duruşu sebebiyle susturulmak istendiğine dair epeyce söz sarf edildi. Çizilen Soner Yalçın portresinde dikkat çekici bir biçimde işi gücü okumak-yazmak olan, bir sahaf kurdu, hiç bir ideoloji-misyon taşımayan sadece ve sadece haber-bilgi tutkunu renkli bir sima sunuldu kamuoyuna. Bazı aykırı ve çılgın fikirleri, komploya kaçan habercilik stili nedeniyle araya mesafe koymuş olan eski gazeteci arkadaşları dahi sahiplendiler kendisini.

Soner Yalçın ve ekibinin tutuklanması ‘her muhalif gazeteciyi tutuklama’ sürecinin yeni bir delili sayıldı. Bir basın kahramanının tutuklanması karşısında takınılacak tavır turnusol kağıdı addedildi. Muhalif duruşa, basın ve ifade özgürlüğüne indirilmiş ağır bir darbe yollu söylemlere ABD’nin Ankara’ya atadığı yeni büyükelçi de katıldı. Hükümetin gösterdiği tepkilere rağmen hem elçi hem de bağlı olduğu Beyaz Saray Türkiye’de tehdit altında bulunan basın özgürlüğü meselesini yüksek sesle dillendirdiler.

Soner Yalçın ve ekibinin haberciliğini bu kadar muteber kılan neydi acaba?

Soner Yalçın’a ve misyonuna değil de gerçekten de ifade hak ve özgürlüğüne mi sahip çıkılıyordu? İktidarın güç gösterisine yeni bir kurban vermemek üzere mesleki bir dayanışma mıydı şahit olduklarımız?

Aslında yaşananların özeti şu: Soner Yalçın’ın askeri darbe yanlısı manipülatif habercilik geleneğinin kritik bir temsilcisi olduğunu unutturmak üzere düzenlenmiş güçlü bir kampanya ile karşı karşıyayız.

Soner Yalçın’ın yetiştiği Perinçek-Aydınlık ekolü siyasi-ideolojik olarak her dönem manipülasyon, azımsanamayacak kadar da provokasyon yaparak Türkiye’deki Kemalist askeri vesayet rejiminin devamında önemli görevler ifa etmiştir.

General Veli Küçük ile Maocu-Kemalist Perinçek’i aynı örgütte omuz omuza çalıştıran perspektif ile Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan ile Soner Yalçın’ı aynı safı sıklaştırmaya iten perspektif aynıdır. Askeri vesayeti, Kemalist ideolojiyi ikame edebilmek için bu perspektifte her yol mübahtır. Provokatif habercilik, manipülasyon ve kışkırtmayı metod bellemiş bir yayıncılık bu darbeci örgüt mantığıyla doğrudan ilişkilidir.

Askeri cuntaya karşı güçlenen siyasi ve toplumsal karşı çıkışları sabote etmeyi görev bellemiş, yargılanan Ergenekon ve Balyoz sanığı generalleri aklamaya, yargılama sürecini yürüten hakim ve savcıları karalamaya endekslenmiş örgütlü bir misyonu göremeyecek kadar kör müyüz? Askeri vesayete karşı güç kazanan siyasi yapının ve tabanının aşındırılması için psikolojik harp uzmanları tarafından işlenip piyasaya sürülen komplo teorilerini anlayamayacak kadar saf mı görünüyoruz?

Soner Yalçın ve ekibini bu kadar önemli kılan kritik nokta şudur: Darbeciler aleyhine gelişen konjonktürde merkez medyada konuşlanmış darbe sözcülerinin nispeten geri çekilmek zorunda kalmasıyla beraber oluşan boşluğu doldurmak üzere daha fazla mesai yapmak.

TSK’nın 28 Şubat sürecinden bu yana yayınladığı andıç ve lahikalarda ısrarla “TSK muhaliflerinin yıpratılması ve bu yıpratma işi için gazetecilerin kullanılması” üzerinde durulmuyor muydu? Genelkurmay Başkanlığı tarafından psikolojik harp gerekçesiyle ‘irtica ve bölücülükle mücadele’ adına 200’e yakın internet sitesi illegal olarak çok yakın bir zamana kadar faaliyet yürütüyordu. Hükümet tarafından kendisine ve topluma karşı askerler eliyle yürütülen illegal-kışkırtıcı propagandaya resmen nokta konulmuştu, hatırlayacak olursak.

Soner Yalçın ve ekibi gazetecilik yaptıkları için değil düpedüz darbe sözcülüğü ve davetçiliği yaptıkları için suçlanıp tutuklanıyorlar. Peki bu durumda Soner Yalçın etrafında yükseltilen dayanışma çağrıları bir mesleki dayanışmaya mı, fikir hürriyetine sahip çıkmaya mı yoksa darbe siyasetinin elemanlarını koruyup kollamaya mı işaret ediyor?

Gazetecilik, habercilik; hakkın, hukukun, toplumun vesayet altında tutulması için değil özgürleştirilmesi adına icra edilirse saygı değer bir meslektir. Askeri darbeyi mümkün kılacak atmosferi “Ergenekon’a üyelik” çerçevesinde oluşturmaya yönelik ilişki içindeki kişilerin general, rektör veya işadamı olması ne kadar önemliyse gazeteci olması da ancak o kadar önemlidir.

YENİ AKİT