PKK'nin Paralel Devlet İnşası Sadece Güçlü Olduğu Bölgelerde mi?

HAŞİM AY

Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi için CHP-MHP-Paralel Yapı koalisyonu, çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu için canhıraş çabalarken; Selahattin Demirtaş’ın seçilmesi için HDP de boş durmuyor. HDP’nin ikna edemediklerini ise gerilla “çözüm sürecine katkı için” ikna etmeye çalışıyor!

Cumhurbaşkanlığı seçiminin yaklaştığı bir zaman diliminde Bingöl’de yaşanan bazı gelişmeler bu bağlamda dikkat çekici. PKK militanlarının ovaya inip köylüden “Çözüm sürecine katkıda bulunmak için” oylarını Selahattin Demirtaş’a vermelerini “rica ettiği” söyleniyor.

Bölgede kim bilir daha kaç il-ilçe ve köyde gerillanın kurduğu bu “ikna odaları” örneği var. Son günlerde Bingöl’de olanlar yalnızca gelişmelerin kamuoyuna yansıyan bir yüzü.

Neden Bingöl ve Niçin Gerilla?

Hükümet-Cemaat çatışması ve ‘Paralel Yapı’ operasyonları süre dursun; çözüm sürecinin verdiği avantajı da arkasına alarak bölgede hız verilen “Paralel Devlet” inşasında alınan mesafe gözden kaçmıyor. Son zamanlarda Lice’deki olaylar üzerine kamuoyunda iyice tartışılmaya başlanan PKK’nin bölgede paralel devlet inşası çalışmalarının yalnızca örgütün güçlü olduğu bölgelerle sınırlı olduğu zannediliyordu. Bölgede kendisine uzun bir süredir devlet içinde devlet konumu biçen örgütün kamu yönetimini gerektiren birçok işe doğrudan ya da dolaylı olarak el attığı biliniyordu. Devletin yol yapım gibi projelerini üstlenen yüklenici firmaları vergi adı altında haraca bağlamaktan, toplumsal sorunların çözümünde kendisine arabulucu-hakem payesi biçmesine; yol kesip kimlik kontrolü yapmaktan, kimin hangi partiden milletvekili adayı olup olmayacağı, kimin hangi partiye yönetici olarak atanıp atanmayacağı ve hangi köye kimin muhtar olarak seçilip seçilmeyeceğine kadar bir dizi alanda örgütün adeta “Bütün bunlar benden sorulur!” havasında ortaya koyduğu icraatlar kamuoyunca biliniyor.

Bilinmeyen ve doğal olarak da beklenmeyen husus ise bu paralel devlet inşası veya dayatmasının Bingöl gibi taban düzeyinde PKK’nin en zayıf olduğu bölgelere de gelip dayanmasıydı. Son günlerde doğrudan gerilla tarafından yürütülen ve bir tür “ikna odaları”nı çağrıştıran bazı uygulamalar paralel devlet inşası veya dayatmasının örgütün zayıf olduğu bölgelere de sıçradığını gösteriyor. Burada Bingöllüye ve dolayısıyla kamuoyuna adeta “Güç bende! Bölgenin her karış toprağında egemenlik hakkım var!” denilmektedir.

Bingöl’de, özellikle de Karlıova (Kanireş) ilçesine bağlı köylerde çeşitli gerilla gruplarının köyleri ziyaret ettiği ve burada Selahattin Demirtaş’a oy vermeleri için köylüleri ikna etmeye çalıştığı yönde bilgiler geliyor. Gelişmeler bununla sınırlı olsa yine iyi. Herhangi bir parti gibi HDP’nin de elbette köy köy dolaşıp toplumdan oy talebinde bulunma hakkı var. Ancak burada absürt olan husus, bu “taleb”in elinde silah olan gerilla tarafından yapılıyor olması. Üstelik de çözüm sürecinin bir gereği olarak şuan kamplarda olması gereken gerilla tarafından! Dipçiğin burada dolaylı olarak “aba altından sopa gösterme” türünden bir tehdidi muhtevi olduğu çok açık. Bunun “çözüm sürecine katkı” jargonuyla icra edilmesi ise tam bir akıl tutulması örneği. Kendi kampında olması gereken gerillaya mı kaldı politik süreçlere dahil olmak ve Demirtaş’a oy toplamak? Kaldı ki Cumhurbaşkanlığı seçimine Erdoğan gibi çözüm sürecinin mimarı bir adayın desteklenmesi yerine bağımsız adayla girilmesinin yapıcılıktan ziyade yıkıcı bir politik tutum olduğu ve çözüm sürecinin de maslahatına olmadığı BDP kulislerine yansıyan bir tartışma.

Olayın sadece bununla sınırlı olmadığı, başka bir değişle meselenin salt Demirtaş’a oy vermeye köylünün ikna edilmesi olmadığı da ortada. Keza söz konusu köylerden irtibat halinde olduğumuz hem PKK yandaşları hem de karşıtlarının verdiği bilgilere göre gerilla komiteleri bir süredir köylere gitmekte ve her köyde yandaş kişilerden örülü komisyonlar oluşturmaktadır. Seçilen bu komisyonlar aracılığıyla köylünün “çözüm sürecine katkıda bulunmak için” Cumhurbaşkanlığı seçiminde oylarını Selahattin Demirtaş’a vermeye ikna edilmesi, örgütle uyumlu çalışmayan muhtarların azledilerek uyumlu muhtarların tayin edilmesi ve aşiretler arası kavgalara benzer durumlarda bu komisyonların arabulucu-hakemlik rolü oynaması isteniyor.

Gelişmeler Askerin Bilgisi Dâhilinde Yaşanıyor!

Burada dikkat çekici olan bir husus da askerin bu gelişmelerden haberdar olmasıdır. Anlaşılan çözüm sürecinin provokasyonlar yoluyla tıkanması riski karşısında olağanüstü hassasiyet gösteren hükümet ve bağlı idari birimler, Lice olayına benzer bir durumun yaşanmaması için bu tip gelişmelere müdahale etmemekte. Bingöl/Karlıova’da da askerin bu gelişmelerden haberdar olduğu ancak çözüm sürecinin maslahatını gözeterek herhangi bir müdahalede bulunmaktan kaçındığı söyleniyor.

Bu gelişmelerin son bir örneği de Karlıova’nın merkezi köylerinden biri olan Yukarı Derinçay Köyünde  (Xêlifan) yaşandı. Xêlifan, son zamanlarda ayrıca HES’ler ve HES’lere karşı ortaya konulan tepkilerle de gündemde olan bir köy. Köyde HDP iki günlük bir eylem çadırı kurdu ve köy bir de yürüyüşle gündeme geldi. Xêlifan örneği birkaç nedenle üzerinde durulmaya değer.

Xêlifan’da Neler Oluyor?

Xêlifan, 5 Ağustos’ta HES karşıtı bir eylemle bir kez daha gündem oldu. PKK basınının destansı addettiği ve yandaş basın-yayın organlarına taşıdığı bu eylemi Xêlifan halkının geneli sahiplenmemesine rağmen, dış dünyada Xêlifanlıya mal edildi. Xêlifanlının rahatsız olduğu durum, PKK-KCK bayraklarının ve örgüt retoriğinin damgasını vurduğu bu eylemin dış dünyada Xêlifan ve Xêlifanlıya dair yanlış izlenim oluşturma riskiydi. Bilmeyenler doğal olarak eylemdeki görüntüye bakarak rahatlıkla köyün adeta PKK’nin kalesi olduğu zehabına kapılabilirdi.

Gerçek ise bunun çok ötesinde. Öncelikle şu belirtilmeli ki, PKK basınında 3 bin olarak verilen sayı 300 ya vardı ya yoktu. Eylem HDP il ve ilçe teşkilatı tarafından organize edilmiş ve çevre köylerdeki parti- örgüt yandaşlarının katılımıyla gerçekleştirilmişti. Toplamda 300’ü bulmayan eylemcilerin hemen tamamı dışarıdan gelen kişilerden oluşup çok az sayıda köylüyü içinde barındırıyordu.

Eylemde açılan PKK-KCK bayrakları, taşınan Apo dövizleri, örgüt lehine ifadelerin yüklü olduğu pankartlar ve atılan “PKK halktır, halk burada!” gibi sloganlar Xêlifanlının genel siyasal-ideolojik temayüllerine ters idi. Hele köylünün eyleme çağrılmasına dönük olarak kullanılan dil köylüyü zan altında bırakan, inciten bir dil olup hiç de örgüt yandaşlarının iddia ettiği gibi öyle kazanıcı değildi.

Partinin il-ilçe teşkilatlarınca organize edilip çevre köylerdeki yandaşların katılımıyla gerçekleştirilen ve köyden de birkaç genci kapsayan bu eylemin HES’lere karşı Xêlifanlıları desteklemek amacıyla yapıldığı ilan edilmişti. Oysa Xêlifanlılar daha önce kendi öz güçleriyle HES’lere karşı tepkisini çeşitli zeminlerde ortaya koymuş ve bir keresinde de yüklenici firma ve askerle burun buruna gelmişti. Üstelik bunu yapan Xêlifanlıların geneli Ak Partili olmasına rağmen doğrudan Ak Partinin bir projesine karşı çıkıyordu. İlgi çekici olan, o gün sahada olmayanların bugün Xêlifanlı adına sahayı kapıp Xêlifanlıya rağmen eylem yapması. Bir diğer husus da eylemin HES’leri aşarak PKK-KCK’nın boy gösterisine dönüşmesi. Adeta şov yapıldı. Örgütün hemen hemen esamblesinin okunmadığı bir köyde böyle bir gövde gösterisine üstelik de köylüye rağmen girişilmiş olması manidar.

Xêlifan’daki eylemin ayrıca Rojava’yı sahiplenme ve IŞİD’in Irak-Şengal’deki icraatlarını telin amaçlı olduğu ilan edilmişti. Bir de muhtemelen köylünün hassasiyetlerini okşamak için Gazze’ye destek vurgusu da sos olarak eklenmişti. Xêlifan’ın birkaç yıl önce yapımına başlanan ve yeni yeni ibadete açılan camisinin adı da Siyonist katillerce babasının kucağında güpegündüz katledilen Muhammed Durra ismini taşıyor.

Ayrıca köyde iki günlük seçim çadırının kurulduğu bu eylem basit bir eylem değil. Köylüye rağmen gelişen bu icraatın perde arkasında bir dizi başka gelişme mevcut. Köylünün duruma sabır göstermesinin de muhtemelen en önemli nedeni bahse konu gelişmelerin yol açtığı endişeler.

Eylemin hemen öncesi yukarıda bahsi geçen ve bir tür “ikna odaları”na benzettiğimiz olay Xêlifan’da da icra ediliyor. Bir gerilla komitesi köye inip ağırlıklı olarak yandaşlardan örülü bir toplantı yapıyor. Bu toplantıda da diğer köylerde icra edildiği gibi “20 yıldır savaşıyoruz. Bugüne kadar sizden bir şey istemedik. Şimdi çözüm sürecine katkı olarak oylarınızı Selahattin Demirtaş’a vermenizi istiyoruz.” deniliyor. Yani gerilla Demirtaş adına “ricacı” (!). Bununla da kalmıyor gerilla. Muhtardan memnun olup olmadıklarını soruyor ve eğer değillerse mevcut muhtarı azledeceklerini ve kendileriyle uyumlu yeni bir muhtar atayacaklarını söylüyorlar. Son olarak da muhtara yardımcı ve köy işlerinden sorumlu bir komisyon belirliyorlar. Hatta iddiaya göre Ak Parti ilçe encümen adayı Ahmet Tatlı’nın da bu tercihten vazgeçirilmesi telkininde bulunuluyor.  Özetle gerilla köylüye nizamat vererek Xêlifan’da da paralel devlet inşasına start veriyor!

Görünürde HES’lere karşı yapılan ancak hiçbir etkisi olmayan köyde PKK-KCK’nın şovuna dönüşen eylem de bundan sonra yapılıyor.

Neden Xêlifan?

Son olarak bu gövde gösterisinin adresi olarak neden Xêlifan’ın tercih edildiğini biraz irdeleyelim. Xêlifan birkaç açıdan önemli.

Birinci olarak bölgenin en kadim köylerinden biri olan Xêlifan, adından da anlaşılabileceği gibi dindarlığın üst seviyede olduğu bir köy. Daha önce Aynig, Kızılağaç vb. birkaç köy Xêlifan’a bağlı nahiyeler konumundaydı. “Halifeler köyü” anlamına gelen Xêlifan bağrından birçok âlim-müderris çıkarmış ve çevre köylerin önemli bir kısmına ilimde rehberlik yapmış-yapmaktadır.

İkinci olarak Xêlifan bini aşkın nüfusuyla bölgenin nüfusça en kalabalık köylerindendir. Geneli Zaza olan Bingöl’ün kuzeyden sınırıdır. Çünkü Karlıova’ya doğru gidilirken Bingöl-Erzurum karayoluna kurulmuş ve Kurmanclarla sınırı olan son Zaza köyüdür. Bu nedenle stratejik bir kavşaktadır.

Üçüncü olarak nüfus bakımından taşıdığı bu hüviyete ek olarak nüfuz bakımından da Xêlifan ilgi çekici bir konumda. Köy, bir iddiaya göre Bingöl bir diğer iddiaya göre de Türkiye’de köyler bazında okur-yazarlığın ve memuriyetin en yüksek payesine sahip. Hemen her haneden bir devlet memuru çıkarmış.

Dördüncü olarak Xêlifan siyasal temayül ve tercihleri itibariyle dikkat çekiyor. Köyün geneli İslami duyarlılığının bir yansıması olarak tarih boyunca muhafazakâr-dindar partilere oy vermiştir. Bu durum Ak Partili hükümetler döneminde de değişmemiş, hemen her seçimde Ak Parti oyların ezici çoğunluğunu almıştır. Ek olarak Xêlifan kökenli Ahmet Tatlı Ak Parti’den ilçe encümen adayı iken Diyarbakır’da ikamet eden emekli öğretmen ve Milat yazarı Ahmet Ay da yine Ak Parti’den milletvekili aday adayı olmuştur. Özellikle de bu nedenle Karlıova genelinde mukim PKK yandaşlarınca “AKP’ci-dinci” olarak tanımlanan Xêlifan bu güruhça sevilmemekte. Hatta ortalama bir PKK yandaşının zihninde Xêlifan ve Xêlifanlı “cehş”tır, “satılmış”tır, “hain”dir.

Bütün bu ve burada sayılmayan nedenlerden kaynaklı olarak Xêlifan hem bölge bazında hem de PKK/HDP açısından stratejik bir köy konumundadır. Ve bu nedenle birçok insan son olayda HES’lerin sadece bahane olduğunu, asıl amacın baskı ve gözdağı olduğunu düşünüyor. Olayın her ne kadar rahatsız edici de olsa sadece seçim propagandasının göstergesi nitelikte bir eylem çadırı ve gösteriyle sınırlı kalmayıp omzunda silahı olan gerillanın sürece müdahil olması, köylünün işlerine müdahale etmeye çalışması doğal olarak endişeye yol açıyor.

Oysa aynı Xêlifan bugüne kadar ne devletin, ne PKK’nin, ne de Hizbullah’ın kontrolüne girmemiş; bağımsızlığını ilan ve ispat etmiş ender köylerdendir. Hatta köyde bir ara inşa edilen karakolun PKK’lilerin saldırısına uğraması ve köylünün çıkan çatışmada zarar görmesi üzerine karakolu da köyden söküp atmayı başarmıştır!

Temennimiz o ki; bu olay salt bir seçim propagandası olarak kalsın ve Xêlifan’ın huzuru bozulmasın. Köyde yükseklerde seyreden politik bilinç ve hassasiyetler inşallah dikkate alınır da çoğu akraba olan köylü arasında bu son olayın yol açtığı kırgınlıklar tatlıya bağlanır. Ve yine inşallah bu gelişmelere çanak tutan ve gerillanın yönlendirdiği komisyonda görev alanlar ateşle oynadıklarını fark ederler.