PKK silah bırakmaya hazır mı?

PKK terörünü sona erdirmeyi hedeflediği açıklanan 'Demokratik açılım'a 'Oyun teorisi' açısından bakmaya devam ediyoruz.

PKK terörünü sona erdirmeyi hedeflediği açıklanan ‘Demokratik açılım’a ‘Oyun teorisi’ açısından bakmaya devam ediyoruz.

Mesele terörü bitirmek olunca, ister istemez bir tarafta terör örgütü, yani PKK var, öteki tarafta ise devlet aygıtı ile onun siyasi yöneticisi olan hükümet.

Dün ve önceki gün, bu sorun ilk ortaya çıktığı andan itibaren devlet aygıtının konuya bakışı bakımından geçirdiği evrimi anlatmaya çalıştım.

‘Oyun teorisi’ açısından bakıldığında, bu ‘oyun’ başından beri ‘toplamı sıfır olmayan oyunlar’ kategorisindeydi. Ama ‘oyun’un bu doğası inkar edilip sanki bu ‘toplamı sıfır olan bir oyun’ gibi oynanınca kazananı olmayan bir durum yaşandı. Şimdi devlet aygıtı bunun ‘toplamı sıfır olmayan’ bir oyun olduğunu kabule yöneldi.

Peki karşı tarafta yer alan PKK da aynı anlayışa geldi mi? Yani onlar da bu ‘oyun’un ‘kazan-kazan’ sonucunu elde etmek üzere bir yere götürülebileceğine inanıyorlar mı?

Bunu kestirmek, bu konuda kesin bir şey söylemek çok zor. PKK, bu terörü başlattığı 1984’ten bugüne çok defa biçim değiştirdi, hedef değiştirdi ve değiştirmiş gibi yaptı.

Bugün PKK’nın artık ülkeyi bölmeyi hedeflemediği, onun yerine demokrasi ve insan hakları alanlarında bazı kazanımlarla yetineceği söyleniyor.

Eğer böyleyse, PKK’nın silahı bırakıp siyasi süreçlere yönelmesini beklemeliyiz. Yani, eğer bu söylenenler doğruysa, PKK’nın silahlarını bırakıp dağdan inmesi bir zaman meselesi olmalı.

Peki ama gerçekten PKK sadece siyasi hedeflerle yetinecek bir duruma geldi mi? Daha açık soralım: Türkiye’de devlet aygıtının geçirdiği evrimin bir başka türlüsünü PKK geçirdi mi?

(Şunu hatırlatayım: Devlet nasıl monoblok değilse, PKK da kuşkusuz monoblok değil. En basitinden yargı alanındaki uygulamalardaki çelişkiler yeter. Silopi’ye taşınan mahkeme dağdan indiğini söyleyenlerden kimseyi tutuklamıyor ama aynı gün İstanbul’da dağa gitme hazırlığında yedi kişi tutuklanıyor! Yakın zamanda benzer çelişkileri PKK içinde de göreceğiz ve bu çeşit çelişkiler güven sarsacak.)

Eğer PKK da bu evrimi geçirdiyse, yani her ne kazanmak istiyorlarsa o şeylerin savaşarak ölüp öldürerek sağlanamayacağını anladılarsa, bu sorunda sahiden sona yaklaşıyoruz demektir.

Ama dikkat edin, bu konuyu bu kadar yakından izlememe rağmen henüz, ‘Evet PKK da sonunda bu işin silahla olmayacağını anladı’ diyemiyorum. Bundan emin değilim çünkü.

Fakat meseleye ‘oyun teorisi’ açısından yaklaştığımızda, PKK’nın bir ‘gerçekle yüzleşme anı’na yaklaştığını kabul etmeliyiz.

Eğer savaşı sürdürmeye karar verirlerse hem savaşı kazanamayacaklar hem de kendilerini destekleyen kamuoyunun bir bölümünü kaybedecekler. Çünkü dikkat edin, devlet aygıtı da, ‘Ben terörle mücadeleyi askıya aldım’ demiyor, kullanılmayacak bile olsa Kuzey Irak’a yönelik yetki tezkeresini yeniliyor.

En önemlisi PKK’nın kendini destekleyen kamuoyunu kaybedecek olması; çünkü Türkiye’nin  batısı ne kadar savaş yorgunuysa doğusu da o kadar yorgun en azından. Ve hükümetin demokratik açılım hazırlığı pek çok kişiyi, aileyi etkiliyor.

Daha da ilginci, savaşa devam kararı alan bir PKK’nın demokratik açılımın içeriği hakkında söz söyleme hakkını kaybedecek olması; açılımın Ankara’dan tek taraflı olarak yapılacak olması.

İşte PKK bu gibi gerçeklerle yüzleşmenin eşiğinde. Klişe deyişle ya sorunun parçası olmaya devam edecekler ya da çözümün parçası olacaklar.

‘Oyun teorisi’nin gerçekleri, onları da çözümün parçası olmaya zorluyor.

Daha ilk günden bu noktaya gelebilirdi iki taraf da. Çok ama çok pahalı bir yoldan, çok ağır bedeller ödeyerek öğrendik öğrenebildiğimiz kadarını. Umarım sahiden öğrenmişizdir, eski hataları yeniden yapmayız.

RADİKAL