HAKSÖZ HABER
“Kötülüğün sıradanlaştığı bir dünyada tefekkür etmek ve direnmek en soylu insanî eylemdir.”
İlk sözü alan Rüzgar, Taha Abdurrahman’ı tanıttı. Faslı bir filozof ve İslam düşünürü olan Abdurrahman’ın ahlak, akıl ve düşünce kavramlarıyla öne çıktığını belirtti. Daha sonra Taha Abdurrahman’a göre bir Müslüman’ın nasıl düşünmesi gerektiğini açıklayarak devam etti. Müslümanların problemlerinden biri olan sorgulamadan taklit etmenin, özgünlüğün kaybına yol açacağını belirtti.
Rüzgar, Abdurrahman’ın “Doğru düşünce mutlaka ahlaki olmalıdır, bir insanın düşüncesi hayatına yansımıyorsa eksik kalır.” cümlesine vurgu yaptı. Müslümanca Düşünmenin vahiyle birlikte göz önüne alındığında doğruyu ve yanlışı ayırt etmede yol gösterebileceğini vurgulayan Rüzgar, daha sonra sözü Zeynep Uzun’a bıraktı.
Din ve Ahlak’ın birbirinden ayrışmazlığını vurgulayarak sözü devralan Uzun, dinin ahlaktan ayrılmasının kendisinden ayrılması anlamına gelebileceğinden bahsetti. Uzun, Prof. Dr. Taha Abdurrahman’ın konferanslarının amacına değinerek Müslümanların Müslüman filozoflara ihtiyaç duyduğunu da belirtti. Tefekkür, tefkir ve tezekkür (hatırlatma) kavramlarının altını çizen Uzun, yazar Taha Abdurrahman’ın bahsettiği 3 Büyük Misak’a değindi: Şehadet Misakı, Emanet Misakı, Risalet Misakı.
Sözünü varlık ve ödev ilişkisiyle sonlandıran Uzun, yazarın şu cümlesini paylaştı: “Değerin dayandığı ödev, varoluşa önceliklidir. Sadece var olması emredilen bir şey var olabilir.”
Rüzgar, tahlili sonlandırırken yazarın değindiği kötülüğün üç tanımından bahsetti. “Bunlar Radikal Kötülük, Sıradan Kötülük ve Mutlak Kötülük olarak geçer.” Diyen Rüzgar, Abdurrahman’ın Filistin Direniş’inin mutlak kötülüğe karşı insanlığın onurunu koruyan evrensel bir figür olduğu düşüncesini vurguladı. Hatice Rüzgar konuşmasını, Prof. Dr. Taha Abdurrahman’ın “Kötülüğün sıradanlaştığı bir dünyada tefekkür etmek ve direnmek en soylu insanî eylemdir.” Sözünün kitabın özeti niteliğinde olduğuna dikkat çekerek konuşmasını noktaladı.
Program katılımcıların katkıları ve görüşleriyle son buldu.