Batı Avrupa'daki ortaya çıkan demokrasinin, Ulusal devletin ve Batı merkezli uluslararası sistemin nasıl ortaya çıktığını daha iyi anlamak bir araya geldiklerini belirten Muhammed Okçu: "Şener Aktürk'ün eseri mevcut akademik ön kabullerin aslında birçok noktada sorunlu ve eksik olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu meseleyi anlamlandırmak ve bu ön kabullerin sorunlu anlayışını doğru bir şekilde analiz edebilmemiz için Şener hocanın bahse konu eserini dikkate almamız gerekmektedir." diyerek sözlerine başladı.
"Bir inşa süreci olan Milliyetçilik her coğrafya ve sosyolojiye göre yeni bir teori olarak karşımıza çıkmakta. Modernitenin dayatması olan Ulusçuluk/Milliyetçilik gibi kavramlar temelde sahip olduğumuz Ümmet tasavvuruna ciddi bir zarar vermiş ve Ümmeti dağılan tespih taneleri haline getirmiştir. Bu anlamda Batı merkezli anlayışı aşmak ve dağılan ümmeti bu karanlık dizayn sürecinden korumak İslami oluşumların asli meselesi olmalıdır" diye konuşan Okçu, " Batı Avrupa'da Katolik olmayan tüm etnik ve dini gruplar Ortaçağ olarak adlandırılan zaman diliminde asimile edilmeye veya yok edilmeye çalışılmıştır." diyerek sözlerine devam etti.
Şener Aktürk'ün Papalık'ın siyasal otoritesini modern ulus devletin bir öncülü olarak sunduğunu belirten Okçu, "Papalık elindeki tüm enstrümanları kendisine karşı muhalif bir cephede bulunduğunu düşündüğü tüm grupları yok ederek tamamı Katolik Hristiyanlardan oluşan bir toplum kurma çabası içine girmiştir." diye konuştu.
Aynı şekilde toprak işgallerinin ve sömürge faaliyetlerinin de karara bağlayıcısının Papalık olduğunu ifade eden Okçu, "Etnik temizlik ve soykırım yoluyla gerçekleştirilen nüfus mühendisliği günümüzde dünyanın pek çok bölgesinde yaşanan çatışmaların da önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Batı merkezli akademide yaygın bir ön kabul olan etnik temizlik ve tehcir politikalarının Modern Ulus inşa surecinin bir sorunucu olduğu kanaati eser tarafından çürütülürken, batı merkezli akademik okumanında sorunlu ve aşılması gereken bir mesele olduğu bir kez daha eser aracılığıyla gündeme oturmaktadır. Her ne kadar modern ulusların inşası ile etnik temizlik ve tehcirde gözle görülür bir artış yaşansada bu politikaların kökünün tarihsel vakıalar gözönünüde bulundurulduğunda çok daha eski olduğu ve bununla beraber mevcut akademik külliyatın ciddi sorunlar barındırdığı göze çarpmaktadır.
Şener Hocanın eseri bütün bunlarla birlikte varolan Epistemolojik ve Ontolojik sahtekarlığa meydan okuması hasebiyle önem kazanmaktadır." diyerek sözlerini sonlandırdı.
Program katılımcıların katkıları ve sorularıyla sonlandırıldı.