Özgür-Der 2025-2026 Aylık Paneller serisi “Gazze” gündemiyle başladı

Özgür-Der'in aylık paneller serisinde Kenan Alpay, Günay Bulut, Mehmet Ali Aslan, Ramazan İleri'nın sunumlarıyla Gazze direnişi konuşuldu.

HAKSÖZ HABER

Özgür-Der 2025-2026 Aylık Panel Serisinin ilk oturumunda “Gazze’nin öğrettikleri” başlığı ele alındı.

Moderatör Muhammed Onur Yıldırım, sunuş konuşmasında Gazze sürecinin gündemleşmesi için İslami camiaların her zemini aktif bir şekilde kullanması gerektiğini hatırlattı. 

7 Ekim Aksa Tufanı’ndan bu yana neredeyse her günümüz Gazze ile geçti. Gazze ile yattık, Gazze ile kalktık. Kimi zaman ‘biraz olsun bu gündemden uzaklaşalım’ diye düşüncelere daldık. Ancak biz bu düşünceler içindeyken Gazze, bombalar altında can veren kardeşlerimizin feryatlarıyla yankılanmaya devam etti. Mücahitlerin zulme ve zalime karşı verdiği onurlu mücadelenin adımları yankılandı kulaklarımızda…
İki yılı aşkın süredir devam eden zulüm ve direniş, ateşkesle birlikte kardeşlerimizin bir nebze olsun nefes almasına vesile oldu. Lakin orada zulüm de, mücadele de hâlâ devam ediyor. Bu böyleyken bizim hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya asla hakkımız yok. Bu sebeple bugün olduğu gibi yarın da Gazze’yi konuşmaya, Gazze için meydanlarda olmaya devam edeceğiz. Çünkü iman ediyoruz ki günler insanlar arasında döndürülmektedşr. Nasıl ki Suriye’deki, Afganistan’daki kardeşlerimiz özgürlüğüne kavuştuysa inanıyoruz ki Gazze de özgürlüğüne kavuşacaktır. O gün gelene kadar bizler Gazze’yi gündemde tutmak için varımızla yoğumuzla çalışmaya devam edeceğiz.”

Mehmet Ali Aslan, Aksa Tufanı'na giden süreci ve 7 Ekim sonrası duruma dair önemli hatırlatmalarda bulundu. 

"İki yıllık süre içerisinde hep birlikte tarihe şahitlik ettik. Elimizden gelenin ne kadarını yapabildiğimizi düşünmek için Gazze çok büyük fırsatlar sundu. Aksa Tufanı süreci üzerine düşünmek bu bağlamda münafıkların 'savaşa gitmeselerdi öldürülmezlerdi' iftirasına benzer yorumlara dahi şahit olduk. Gazze'deki sürecin Aksa Tufanı ile başlamadığını bir kere daha vurgulamak gerekiyor. Aksa Tufanı dünyanın gündemin düşen Filistin meselesini herkesin gündemi haline getirmiştir. Esirlerin durumundan Batı Şeria'da yayılım gösteren işgale kadar birçok problemle karşı karşıya kalan Gazze halkı 'biz işgali ve yok sayılmayı kabul etmiyoruz' diyerek savaşı işgal altındaki topraklara taşıyan bir perspektif ortaya koydu. Siyonistler Aksa Tufanı ile yaşadıkları hezimet ve şoku ortadan kaldırmak için tüm güçleriyle Gazze'ye saldırdılar. Bu saldırı sadece askeri değil iletişim araçlarının dezenformatif kullanımını da içeriyordu. Filistin halkının destekçileri ise bu dezenformasyona karşı doğru haber ve bilginin yayılımı için müthiş bir çaba gösterdiler. İslam'a mesafeli binlerce insan İslam'ı tanıdı hatta yüzlercesi Aksa Tufanı sayesinde Müslüman oldular. 

Siyonistlerin 7 Ekim’deki kayıplarının haricinde özellikle kara operasyonu sonrası kayıpları tartışmalıdır. IDF’nin verdiği rakam 466’dır. Tüm askeri kayıpları da 1.100 civarında veriyorlar. Bunların yaklaşık 400’ü 7 Ekim… Gerisi de Batı Şeria, Kudüs ve Lübnan’dan. Bu rakamlar, savaşın bedelinin büyük ölçüde Gazze’deki sivil nüfus üzerine yıkıldığını da ortaya koymaktadır. Asker kaybı düşük, sivil bedel ise son derece yüksek olan bu tablo, savaşın insani sonuçlarıyla tarihe geçmesine neden olmuştur. Düşük asker kaybını yüksek sivil bedel ile sağladılar. Bu süreçte Siyonist rejim en çok destek gördüğü ülkelerde dahi nefret objesi haline geldi. Küresel direniş şuurunu geliştirmek için başta boykot olmak üzere tüm çabalara omuz vermeliyiz. 
 

Filistin tarafı ise onca ciddi kaybına rağmen varoluşsal direncini pekiştirmiştir. İsrail, psikolojik üstünlüğünü ve caydırıcı gücünü kaybetmiş, uluslararası anlatısı iflas ederek giderek izole edilen bir aktöre dönüşmeye başlamıştır. Düşman, uluslararası mahkemelerde sanık sandalyesine oturtulmuş, yenilgisinin mümkün olduğu teyit edilmiş, Filistin, küresel bilinç mücadelesinde ilerleme kaydetmiştir. Bu iki yıl boyunca Filistin halkı, insanlığın sahip olabileceği en yüksek iman, fedakârlık, direniş, sabır, onur ve haysiyet örneklerini sunmuştur. Gazze'nin şaşırtıcı derecede dirençli bir toplum ve dehşetlere aldırmayan cesur savaşçılar barındırdığı kanıtlanmıştır. 
Gazze ne kadar sustuğumuz, ne kadar alıştığımız, elimizden geleni ne kadar yerine getirdiğimiz konusunda bizi rahatsız eden sorular soruyor. Direniş devam ediyor aynı şekilde sorumluluklarımız da... Gazze imanımızın ve ibadetlerimizin samimiyetini, ihlasını kıyaslama imkânı sunuyor. Bunun için çok ciddi ve samimi bir muhasebeye ihtiyacımız olduğu izahtan varestedir."

Günay Bulut, Gazze direnişinin tüm dünyayı ayağa kaldırarak tarihi bir kırılma yaşattığını ifade etti. 

"Her şeyden önce asırlık işgali konuşmak gerekmektedir. Filistin'de son seçim 2006 senesinde yapıldı ve Hamas meclisin %60'ını kazandı. Riyakar politikaların uzantısı olarak demokratlar seçim sonuçlarını tartışmaya açtılar ve Filistin'de biri Batı Şeria diğeri Gazze olmak üzere iki hükümet kuruldu.

7 Ekim bu bağlamda Ortadoğu tarihindeki en büyük kırılmalardan birisidir. 11 Eylül sonrası İslam düşmanı söylem ve politikalar Aksa Tufanı ile son bulacaktır diye ümit ediyorum. Aksa Tufanı'na giden süreçte sürekli ambargo ve yayılım gösteren işgal farklı veçheleriyle sürüyordu. Mescid-i Aksa'nın işgali her geçen gün artarak devam eden bir rejim politikası haline gelmiştir. Hamas bu bağlamda Filistin direnişinin rafa kaldırılmasına izin vermemek adına Aksa Tufanı'nı gerçekleştirdi. Mossad, Demir Kubbe gibi Siyonist mitler büyük zarar gördüler. İbrahim Anlaşmaları isimli ihanet sözleşmesi de şimdilik Aksa Tufanı sayesinde rafa kaldırıldı. Modern dünya içerisinde yeni bir insan tipini bizler Gazze'de gördük. Sabır ve imanla direnişe omuz veren ve özgürlüğünü hiçbir şeye değişmeyen bu insanlar yüzbinlerce insana duruşlarıyla İslam'ı anlattılar. Devletlerle insanlar arasındaki farkı da Gazze sayesinde gördük. Milyonlarca insan aylarca Gazze için yürüyüşler yaptı ve boykot hiç olmadığı kadar güç kazandı. Aksa Tufanı aynı zamanda Suriye devrimine ilham olmuştur. Ümmetin en haysiyetli projelerinden birisi olarak Aksa Tufanı zulme karşı direnişin ne kadar güçlü olduğunu Siyonistlere ve işbirlikçilere göstermiştir. Gazze'yi anlatmak için edebiyat, şiir, gazetecilik başta olmak üzere her türlü imkanı kullanmak zorundayız.

Gazze gündemini canlı tutmak çağımızın insani ve İslami en büyük sorumluluğudur! "

Ramazan İleri, Hamas liderliğinin ve Gazze halkının direnişinden örnekler verdi.

"Hamas'ın liderleri Hamas'ın mücadelesinin en büyük göstergeleridirler. Şeyh Ahmet Yasin, Rantisi başta olmak üzere genç kadrodan birçok isim bugün şehit olanlar dahil yaşamlarıyla şehit gibi yaşadılar. Sadece bu liderler değil Ebu Safiye'nin mücadelesi de Gazze halkının ne kadar dehşet bir imana sahip olduğunun delilidir. Hastanesini son ana kadar savunan Ebu Safiye tutsak edildi ama hücresinde direnişi sürdürüyor. Gazze halkı vahşete karşı gösterdiği direnişle tüm hikayeyi sil baştan yeniden yazdı. Siyonist çete ise bugün tüm dünyadan tecrit edilmiş durumdadır. İşgal rejimi kendisini çocukları yok etmek için motive eden bir katiller sürüsüdür. 

Bir kardeşlik bağı olarak ümmet Gazze için yıllardır meydanlarda. Kardeşlerini yok sayanlar Gazze'den ümitlerini kesebilirler ancak Gazze halkı direnirken ümitsizliğe düşmek ümmet bilincinden yoksunluğa işarettir. Ümmet kardeşleri için eylem ve infaklarla elinden geleni yapmaktadır. Zor bir durumda olduğumuz gerçektir ancak bu zorluğu alacak kuvvet hepimizin gönlünde saklıdır. İslami camiaların siyasi bilince sahip olmayan kitlelere direnişi anlatmak için daha fazla çaba göstermesi gerekmektedir. İnsanların duygusal yakınlıkları önemli ancak bu hissiyatın onu da aşan politik bir çerçeve kazanması ve Gazze direnişi kitleselleşmesi için mücadelemizi genişletmeliyiz."

Kenan Alpay, Gazze'deki direnişle korku rejiminin yıkıldığını ve bu direnişin tüm bölgeyi tesiri altına aldığını belirtti. 

"Gazze'de yaşananları sadece kayıplarımız üzerinden değerlendirmek çok anlamlı olmayacaktır. Ayeti kerime de ifade edildiği üzere 'günler aramızda döndürülmektedir'. Bizim canımız yandıysa Siyonistlerin de canı yanmıştır. Siyonistlerle Filistin arasındaki muazzam teknik üstünlük her fırsatta gözümüze sokularak direnişe dair ümitler zedelenmeye çalışılıyor. Esas mesele ise bu imkansızlıklara rağmen direnişin çok güçlü bir şekilde sürmesidir. Bizler 7 Ekim’de meselenin 7 Ekim’de başlamadığını gördük. Filistin meselesinin Arap-İsrail anlaşmazlığı olmadığını görmüş olduk. Tüm bunları bizimle birlikte tüm dünya gördü. Hakkın batıldan ayrıldığı bir Furkan savaşı olarak 7 Ekim Aksa Tufanı başlı başına milattır. Siyonist çete emperyalistlerden gördüğü dehşet destekle ayakta tutulmaya çalışılıyor. Gazze ise işbirlikçi rejimlerin desteğiyle ambargo altında tutuluyor. Bu bağlamda Aksa Tufanı asırlardır devam eden geri çekiliş sürecinin tersine döndürülmesi ve Müslümanların atağa geçtiği tarihi bir eşiktir. Siyonistler korku içinde kaçarken Müslümanlar ise düşmanlarına had bildirdi. İsrail dünyadaki tüm Yahudiler için en güvenli bölgedir argümanı artık tarihin çöplüğüne karıştı. Siyonistler yaşadıkları hezimeti ört bas etmek için okul, cami, hastane başta olmak üzere Gazze'ye ateş yağdırdılar. 

Bununla birlikte dezenformasyon bombardımanı da aynı şekilde başladı. Doğru bilginin yayılması imkansız hale getirilmeye çalışıldı. Sınır tanımayan saldırılarla dört dörtlük bir soykırım örneği Gazze'de yaşanmıştır. Kesintisiz işgal ve katliam Siyonistlerin iflas ettiğinin en büyük delilidir. Bundan böyle korku çemberi Siyonistleri sarmıştır. Arkalarına baktıklarında Yahya Sinvar, Muhammed Dayf, İsmail Heniyye gibi liderlerin yöntemini kullanmış bir halk görüyorlar.

Aksa Tufanı'ndan önce İsrail'in varlığını meşru gören insanların bugün ne kadarı aynı kanaattedir. İşgalin en büyük destekçisi ABD’de de dahi durum Filistin duyarlılığının tarihte görülmemiş bir orana ulaştığını gösteriyor. Bu savaş Gazze'de ve bölgede Müslümanların hayrına olacak işlerin başlangıcı olacaktır. Bizler bunu emarelerini Suriye’de gördük. Baas cuntasını yerle bir eden Suriyeli Müslümanlar Suriye’deki tağutların heykellerini yerlerde sürüklüyorlar. Hama, Halep, Humus, Şam bugün tüm Suriye’de tevhid bayrağı dalgalanıyor. Bangladeş'te Şeyh Hasina diktası üniversiteli Müslüman gençlerin direnişiyle tarihin çöplüğüne karışmıştır. Geçmişte Siyonistlerin bölgedeki en büyük ortağı olan Türkiye bugün Filistin direnişinden yanadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in devlet değil terör rejimi olduğunu çok kere ifade etti. Tabi ki her şey bitmiş değil Türkiye’de hala değişmesi gereken çok şey var ama kazanımlarımızın da farkında olalım. Artık Siyonistler ve destekçilerinin kendilerini dünyaya anlatmaları imkansızdır. ABD üniversitelerinde gençler Filistin eylemleri düzenleyip 'İsrail'e ölüm' sloganları atıyorlarsa değişim çok büyük ve gerçek demektir. Bu değişimi her zeminde sürdürmeli ve Gazze'den öğrendiklerimizi tatbik etmeliyiz."

Panel soru cevap faslıyla sona erdi.

Etkinlik-Eylem Haberleri

Ankara'da İsrail saldırılarında hayatını kaybeden Filistinli gazeteciler için grafitili anma
Tatvan’da 12 yıllık Kur’an tefsiri dersleri hatim programıyla tamamlandı
Bilgi ve Erdem Vakfı ile Özgür-Der Gazze'de kışlık elbise dağıttı
Özgür-Der, Ankara’daki STK’lar arası voleybol turnuvasında şampiyon oldu
Özgür-Der Gençliği “Ne Mutlu Türküm Diyebilene” kitabını değerlendirdi