Ortadoğu politikası Amerikan halkının iradesini hiçe sayarak şekilleniyor

Abdullah Muradoğlu, Amerikan kamuoyunda İsrail'e yönelik koşulsuz desteğe karşı büyük bir direnç oluşmasına rağmen, İsrail'in Amerikan askeri endüstrisinin organik bir parçası haline getirilmeye çalışıldığını aktarıyor.

Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu

Amerikalılar İsrail’den kurtulabilecek mi?

Yapılan bütün anketler Amerikalıların çoğunluğunun, bilhassa da genç Amerikalıların ABD hükümetlerinin İsrail’e kayıtsız şartsız desteğine karşı olduklarını gösteriyor. Trump yönetimi ise İsrail’e askerî desteği daha da kalıcı hale getirmek istiyor. Kongre’den geçmesi halinde, 2027 mali yılı için hazırlanan “Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası”ndaki (NDAA) 224. Madde ABD ve İsrail askerî teknolojilerini birbirine eklemlendirerek adeta bütünleştiriyor.

Barack Obama döneminde bir “mutabakat zaptı”yla (MOU) ABD İsrail’e 10 yıl içinde 38 milyar dolarlık askerî yardım paketini onaylanmıştı. Bu mutabakat zaptı 2007’de imzalanan ve 2018 mali yılı sonunda sona eren 30 milyar dolarlık bir önceki mutabakat zaptının yerini almıştı.

İsrail 10 yıllık anlaşmayı cebine koyduktan sonra mutabakat zaptındaki bazı kısıtlamaların ortadan kaldırılmasını da sağlamıştı. Mutabakat zaptı 2028 yılına kadar İsrail’e askeri yardımın yüzde 100’ünün ABD’de harcanmasına yönelik aşamalı bir geçiş süreci öngörmüştü. İsrail, Trump’ın ilk başkanlık döneminde bu kısıtlamalardan da büyük ölçüde kurtuluyordu.

Joe Biden ve ikinci Trump döneminde İsrail’e ek olarak yaklaşık 22 milyar dolarlık askeri destek sağlandı. İran’la savaş ise şu ana kadar Amerikan vergi mükelleflerine tahmini 50 milyar dolara mal oldu. ABD’nin İsrail’e koşulsuz desteğinin gerekçesiyse İsrail’in bölgedeki sözde niteliksel askeri üstünlüğünü muhafaza etmek. Çoğu Amerikalıysa, İsrail’in ABD’den herhangi bir dış yardım veya askerî destek almaması gerektiği görüşünü giderek daha fazla benimsiyor.

Amerikalıların çoğunluğunun karşı çıkmasına rağmen Trump’ın İran’a saldırmasından da anlaşılacağı gibi ABD’nin Ortadoğu politikası tamamen İsrail’in çıkarlarına göre şekilleniyor. Görünüşe bakılırsa Trump bu savaştan çıkmaya, İsrail ise Trump’ı savaşta tutmaya çalışıyor. Trump’ın İran’la müzakerelerle ilgili olarak çelişkili açıklamalar yapmasının sebebi de İsrail. Trump, Netanyahu’nun itirazlarını göğüslese bile İsrail lobisinin, siyonist milyarderlerin ve lobinin bir parçası haline gelen “Evanjelik Hristiyan Siyonistler”in baskısını aşamıyor.

Amerikan kamuoyunun İsrail aleyhine dönmesinin siyasî sonuçlarının İsrail’e iki partili desteği sonlandırma ihtimali kuvvetli. “ABD-İsrail Savunma Teknolojisi İş Birliği Girişimi” başlıklı 224. Madde’nin İsrail’e askerî desteği şimdiden güvence altına almaya yönelik olduğu anlaşılıyor.

İsrail’e 10 yıllık 38 milyar dolarlık askeri yardımı içeren mutabakat zaptının süresi 2028’de sona eriyor. “224. Madde” İsrail’e askerî yardımı başka bir kılıfa sokarak daha da güçlü bir şekilde sürdürmeyi amaçlıyor. Bu maddede öngörülen ABD-İsrail askerî iş birliği; modern ve yüksek teknolojili silahların araştırma, geliştirme ve üretiminin yanı sıra yapay zeka, biyoteknoloji, insansız hava araçları, yönlendirilmiş enerji, siber ve otonom silah sistemlerini de kapsıyor. Böylece İsrail ABD ordusunun neredeyse tüm verilerine de erişim sağlayabilecek.

Amerikan kamuoyundaki çarpıcı değişim İsrail lobisini paniğe sevk etti. Halihazırdaki ABD Kongresi İsrail için son fırlatma rampası olabilir. Kasımdaki seçimlerde İsrail’e koşulsuz desteğe muhalefet eden daha fazla vekil ve senatörün seçilme ihtimali söz konusu. İsrail lobisi bunu engellemek için para musluklarını serbest bıraktı. Daha önce perde arkasından çalışan lobinin Amerikan seçimleri üzerindeki nüfuzu giderek daha fazla göze batıyor.

224. Madde’nin yasalaşması halinde İsrail, “Amerikan-Askerî Endüstriyel Kompleks”in organik parçası haline gelecek. 224. Madde, İsrail’i ABD’nin en büyük yardım alıcısı konumundan ABD savunma ve istihbarat aygıtının tam üyesi konumuna dönüştürecektir.

Analizcilere göre 224. Madde, İsrail’e her türlü dış yardımın aşamalı olarak sonlandırılması durumunda bile, İsrail’e daha fazla yardım sağlanması için potansiyel bir arka kapı işlevi görebilir. 224. Madde ile oluşturulacak “Amerikan-İsrail Askerî Endüstriyel Kompleks” ABD- İsrail özel ilişkisinin demokratik yollarla sonlandırılmasını da ziyadesiyle zorlaştıracaktır.

Trump’ın İran’la savaşı bitirmek için İsrail’e, Netanyahu’ya altın tepside sunduğu bir “havuç” da olabilir bu tasarı. Bölgede istikrarın ve huzurun düşmanı olan soykırımcı savaş makinesinin Amerikan askerî sanayisine monte edilmesinin İsrail’i daha da saldırganlaştıracağıysa aşikâr.

Amerikalıların çoğunluğu İsrail’in ABD için utanç verici bir yük haline geldiğini görüyor. 224. Madde’nin yasalaşmasıyla bu yük daha da ağırlaşarak ABD’nin ayağına takılıp duracaktır.

Yorum Analiz Haberleri

Siyonizmin çıkmazı: Paralı askerlerle ayakta kalmak
Nekbe’den Nekse’ye uzanan işgal zinciri
Hız çağında derin düşüncenin ölümü
Birleşik Krallık’taki Siyonist otoriterlik ve ifade özgürlüğünün sınırları
İşgalci İsrail'in bitmeyen güvenlik arayışı