O tartışmanın tarafları

Ahmet Taşgetiren

O kadar çok yazılacak şey var ki...

Mesela şöyle bir soru sorsam:

-Türkiye'nin Amerikan filmlerindeki gibi, genç kızlara "Hâlâ bakire misin" diye sorulduğu ve şayet diyelim 18 yaşında hâlâ bakire ise ayıplandığı bir ülke haline gelmesine ne dersiniz?

Şöyle bir soru ya da:

-Annelerin erkek arkadaşı ile evden çıkan kızına her ihtimale karşı doğum kontrol hapı verdiği bir ülke haline gelmesine ne dersiniz?

Türkiye'de bu sorulara "Ne var ki bunlarda basbayağı modern ülkelerin geldiği sosyal seviye bu" diye cevap verecek bir kesim olduğunu biliyorum.

Son "kız-erkek öğrenci karma evler" tartışması bu kesimin "yaşam tarzına baskı" isyanlarını oynadığı bir turnusol kağıdı niteliğine bürünüverdi. Cüretkarları, "Ne olacak canım, erkek erkeğe de sevişilebilir, kız kıza da" demeye kadar vardırdı.

Medyaya baktığımda, toplumun genel eğilimleri ile "bir kısım medya" arasında derin uçurumlar olduğunu gözlüyorum.

Başbakan, 18 yaşını geçmiş, reşit kabul edilen birisine anne babanın bile müdahalesinin ancak anne babalık hakkıyla sınırlı olduğu bilindiğine göre, devlet eliyle karma evleri denetletebilir mi, buna anayasal olarak imkanı var mı, bu şüpheli ama bir siyasi lider olarak ortaya koyduğu tavrın, Türkiye toplumunda çok çok geniş, hatta AK Parti'nin oy tabanından da geniş bir mutabakatı yansıttığından adım kadar eminim.

Dün baktım, mesela modernlikse modernliği tartışılmayacak olan Reha Muhtar, iki kızı olduğunu söylüyor ve "Ben bir baba olarak kızlarımın böyle karma evlerde kalmasını istemem, başına bir şey geldiği takdirde de kıyameti koparırım" anlamında şeyler söylüyor.

Türk erkeği mi diyeceksiniz yoksa Batı toplumlarında artık çok aşınmış bulunan normal bir anne baba refleksi mi?
 
Seçim manevrası öyle mi?
 
"Seçim öncesi ne güzel bir manevra" diye yazılmış bir köşede. Yani Başbakan seçim manevrası yapmış oluyormuş!

Ne alaka diyeceğim. Medyada yürüyen kampanyaya baktığımda bunca aleyhte yazı döşenmiş, eğer Başbakan buna rağmen bu işi seçim manevrası olarak düşünmüş ise o zaman medyanın toplumdaki karşılığının solda sıfır olduğuna da hükmetmiş olmalıdır. Acaba medya da Başbakan'ın söyleminin toplumda prim yapacağına inanarak, kendi etkisinin solda sıfır olduğunu kabul mü etmiş oluyor?

Bir siyasi parti de çıkıp "Kız erkek karma öğrenci evlerini savunuyoruz, biz gelirsek tüm öğrencilerin karma yurtlarda kalmasını sağlayacağız" diye seçim stratejisi belirlese ya!

Türkiye bir "zinanın suç olup olmaması" tartışmasını yaşadı. AB devreye girdi ve zina suç olmaktan çıkarıldı. AB normları Türkiye'yi oraya doğru götürüyor. Bu işte de muhtemelen AB devreye girebilir.

Ben AB ile bu konularda (yani cinsellik, aile, vs.) ciddi açı farkı oluşacağını başından beri söylüyorum.
 
Doğru yöntem
 
Ayrıca ben, yine bu konularda Türkiye'nin, modernleşme sürecindeki bütün aşınmalara rağmen, Batı'ya da örnek olacak bir moral değer birikimine sahip olduğuna inanıyorum.

Batı'ya bir de cinsel savrulma, ailenin tükenişi, yaşlanma sendromu, uyuşturucu bağımlılığı açılarından ve bu noktaya nasıl gelindiği sorusundan bakmak gerekiyor.

Başbakan'ın "manevi sorumluluk" çerçevesine oturttuğu duyarlılığına bütün kalbimle katılıyorum. Ama bunu polisiye yöntemle yürütmek mümkün değil.

Yapılması gereken, sosyal sorumluluk projeleri halinde, belki bizzat gençlerle iletişim sağlayarak, duyarlılıkları gençlerle paylaşarak, aileler ile gençler arasındaki iletişimi diri tutarak, belki sivil toplum kuruluşlarının gençlerle iletişimini temin ederek gündem oluşturmaktır.

BUGÜN