''Nurtopu'' gibi yeni bir buhranımız doğdu

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

Halkımızın dilinde, yeni 'doğum'ların haberi verilirken, 'Nurtopu gibi bir oğlumuz veya kızımız oldu..' deyimini hatırlatan bir durumun ülke siyasî hayatına damga vurmasıyla karşı karşıyayız.. Ama, elbette 'nurtopu'nun tersinden, bir 'meçhul gelişmeler yumağı' doğdu..

Ana Muhalefet Partisi'İkinci' bir 'mutlak buhran' durumuyla karşı karşıya..

'İkinci' diyoruz; çünkü, sözkonusu siyasî teşekkül, ilk ortaya çıktığı andan itibaren, 'millet'ten 'mutlak butlan'la bir 'reddiye' darbesi yemişti.

Daha evvelki gün, sözkonusu siyasî partinin içindeki tartışmalardan nakledilen bir haber proğramında, sözkonusu, siyasî hareketin bilinen isimlerinden Berhan Şimşek'in 'milletin inanç diğerleriyle mücadele etmek görüntüsünden kurtulmak gerektiği'ne dair' bir cümle, konuyla ilgili haberin içinde dile getiriliyordu.. Evet, bu cümlenin dile getirilmesi, o hareketin milletten yediği ilk 'mutlak butlan' damgasının hikayesinden haber veriyordu.

*

Ama, bugünki siyasî çalkantı içinde Ana Muhalefet Partisinin 'Mutlak butlan' deyimi, ele alınan konunun değerlendirilmesi sırasında, yerine göre, 'kesin baatıllık, kesin yokluk, kesin reddedilmişlik' mânalarını ifade eder.

'Ana Muhalefet Partisi'nin sosyal bünyemizde taa ilk baştan beri meydana getirdiği 'sert tartışmalar' yumağının uzuun ve acı hikayesini tekrara gerek yok.. Ama, kendi içinde sert tartışmalar meydana geldiğinde, mantığını diğerlerine nisbetle daha sağlıklı kullanan bir Deniz Baykal da yok bugün aralarında.. 'ÖÖ' isimli birisi var ki, sağlıklı bir siyasî tartışmayı hareketlerinin iç bünyesinde bile yapamıyor.

*

Bir 'kanun düzeni'nde kabul edilemeyecek görüşleri, 'kanun demek, yani, ben demek..' edâsı içinde dile getirmeyi siyaset zanneden bir tuhaf anlayış..

İçine düştükleri parti içi siyasî buhranları atlatabilmek için, ilk liderlerinden itibaren, kendilerini mevcud rejimin kurucusu olarak görmekten, göstermekten ve zaman zaman bunu hatırlatmaktan siyasî fayda mülahaza eden yaklaşımlar; günün şartları içinde, toplumun nabzına göre şerbet vermeyi şiar edinen bir anlayış..

Beğenelim veya beğenmeyelim, ya da kabul edelin veya etmeyelim; bugünkü iyasî yapının temelleri 1923 sonrasının hâkim anlayışını esas alır.. Mevcud anayasayann, yani mevcud kanun düzeninin temelinde bile, hukuk anlayışının temeli açıkça gösterilmiş ve 'hukukun kaynağı olarak -mâlum- ilke ve inkılapların esas alındığı belirtilmiştir.

Ve Millet'in kendilerini temsil etmeleri için Meclis'e gönderdikleri bütün m.vekilleri bu temel ilkelere bağlı kalacaklarına dair yemin ederler..

*

Yani, millet hangi beklentiler içinde olarak, kimi-kimleri seçerler ve iktidar makamlarına gönderirlerse göndersin; konu, mevcud kanun düzeninin temelini teşkil eden Anayasa'ya dayandığında, karşımıza çıkan, 'mecburî istikamet' veya 'çıkmaz sokak' levhaları olmaktadır.

*

Aslında, 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun, -yani, bugünkü deyimle- anayasaların herbirinin temel kuralları, darbelerin, darbecilerin yorumlarına göre şekilde şekle girmiştir. Bugünkü sıkıntı da, o anayasa metinlerinden kaynaklanmaktadır. Çünkü anayasa metinlerini darbeci güçler başka türlü yorumlamıştır; mahkemeler ayrı, Meclis'teki iktidar veya güç odakları, ayrı..

Ve mevcud durumda, muhakkak ki, mevcud siyasî yapının aslî güç odaklarından birisi olan Ana Muhalefet Partisi'nin hangi ellerde olduğu- olacağı, hele de son 'mutlak bultan' kararı, herkese göre farklı bir yorum ve durum arzetmektedir.

Ana Muhalefet Partisi'nin Genel Başkanlığı'na ÖÖ'in seçilmesini sağlayan kongresinde hangi güç odaklarının

ve lider seçimi neticelerini belirleyen karanlık ilişkilerin ve para transferlerinin devreye girdiğine dair aylardır yapılan yorumlar, yazılan tuhaf iddialar asıl muhataplarınca açıklığa kavuşturulmadığı için onunda balon patlamış bulunuyor..

*

Başka bir siyasî parti benzer durumlarla karşılaşsaydı, konu ülke için mesele olmaktan çoktan çıkardı.. Ama, şimdi, alınacak her karar veya uygulama karşısında, 'rejimin kurucusu olan parti', bu ülkenin siyasî sıkıntılarının temel problemlerini daha bir kördüğüm eden bir güç odağı halinde, ülkenin 100 yıllık geçmişiyle, milletin karşısındadır. Bu bakımdan, bu partinin 'millet ekseriyeti tarafından kendisine bütün seçimlerde gösterilen 'mutlak bultanlık' hükmünü görmesi, anlaması ve ülkenin selameti açısından, milletin ekseriyetinin iradesine teslim olması gerekirdi.

Ve tekrar edelim ki, milletimiz , bu siyasî harekete bir kez bile 'destek' vermemiş, onun ve 100 yıllık icraatını kesin ekseriyet halinde teyid etmemiş ve o 100 yıllık kadroların tahakkümlerine her seçimde hep reddiye işareti göstermiş ama, resmî ideolojinin dayatmasını millete zorla , darbelerle 'hukuk düzeni ve kanun adına' diyerek kabul ettirmek isteyen askerî darbelerle ve sair dayatma usûlleriyle sergileyen güçler, milletin üzerlerine vurduğu 'mutlak bultan' damgasını görmezlikten gelmişlerddir.

Ama, bu durum, hep böyle gitmez ve gitmeyecektir, inşaallah..

STAR