Muhalif görünümlü şahin; Kamer Genç

Son haftayı; Kamer Genç'e yapılan 'saldırılar'ı kınamakla geçirdi medya. Ömrü hayatında görmediği kıymeti gördü Kamer Genç, adı ilk kez istihza ve küçümsemeyle kıvrılmayan dudaklarca, içinde hınzırlık barındırmayan cümlelerde anıldı. "Abdurrahman Çelebi" oldu, "bulunmaz bursa çiçeği" mertebesine layık görüldü. Hatta bu esnada "Ne MHP, ne CHP; umudumuz Kamer Genç'te" türevi; aslında içinde gizliden gizliye bir alay da bulunan, ama öyle değilmiş süsü verilen sloganik tekerlemelere bile rastlandı.

Başbakan'a –ya da bir başkasına fark etmez- ön ismiyle hitap etme derecesine varan "seviyeli!" üslubu cesaret; "Katar'a niye gidiyorsunuz bakayım" anlamına gelen Türk elitinin klasik Arap düşmanlığını tekrarlayan sözleri; hakiki ve orijinal bir muhalefet olarak kodlanıp değer kazandı. Sözlerini diğer hükümet karşıtlarından kıymetli kılan; "rakibin" tepesini attırabilecek derecedeki kışkırtıcılığına, meramını anlatma konusundaki -belki de bilinçli- beceriksizliğinin ve asap bozma konusundaki doğuştan yeteneğinin eklenmesiydi. Nitekim öfke, 'ciddiye almama' tavrını bastırdı; Kamer Genç vekilleri kendine saldırtmayı başardı. Bu ise, medyanın AK Partililerin eleştiriye tahammülsüz, antidemokratik, kaba, hatta köylü olduğuyla ilgili üstü örtük ezberini tescillemek konusunda arayıp da bulamadıkları bir goldü.

Sözkonusu kişi artık bir forvetti ve derhal, tartışmasız "muhalif koruma programı"na alınmalıydı. Velev ki Kamer Genç'in dil dönme kapasitesi "anlayana sivrisineğe davul saz" düzeyinde bulunsun; velev ki şimdiye dek ciddiye alınma potansiyeli "çiçek sulama" türevi "branş"larla sınırlı tutulsun; velev ki görüşleri "çağdaş laik cumhuriyetçi" statüsünde olsa bile, medyanın sempatisini sabitleyen magazinsel şirinliklerine rağmen; "görüntü"den kaybetmiş olsun. (Cumhuriyet eliti kriterleri; şıklık, karizmatiklik, çağdaş giyinme ve şivesiz konuşma vesair vesair).

Türkiye'de siyaset arenasından yansıyan kavga-dövüş kareleri, şaşkınlıktan küçük dil yutturacak bir "acayiplikmiş gibi"; AK Partililerin kavgaya meyyal, kaba saba adamlar olduğu yolundaki gözden düşürmeye yönelik telkinlerinin sağlamasını yapan Kamer Genç bile; baş tacı olabilirdi. Oldu.

Hiçbirimiz şiddeti, kaba kuvveti, eleştiriye tahammülsüzlüğü onaylamak, hatta hoş görmek durumunda değiliz; hatta bu eğilimi kıyasıya eleştirmek "boyun borcu" derecesinde gereklidir de; nitekim "bugün bize olan yarın sizedir" kıstası özellikle bu tür durumlar içindir. Gelgelelim; bu Meclis yediği yumruktan dolayı kalp krizi geçirip vefat eden vekiller de görmüştür, ama yine de memleket semalarında bunca patırtı kopmamış, ölen de dahil olmak üzere hiç kimse "demokrasi şehidi" mertebesiyle filan da taltif edilmemiştir.

Dolayısıyla çocuk kavgalarını anımsatan, alışılmış bu manzaralara esefle bakıp; "ne hallerdeyiz" diye yerinmek başka; bu dolayımla Kamer Genç'i "Cumhuriyet'in yeni ve cesur kurtarıcısı", "aranan kan", "taze muhalif ses" rolüne bürümek bambaşkadır. Nitekim bu "Rambo" kostümü, kimse kusura bakmasın ama zannımca Kamer Genç'te bol durur, eğreti durur, kötü durur.

Tamam; bu "renkli şahsiyet"in "ben hepinizden daha cesurum; hepsinin hakkından tek başına gelebilirim" çağrışımlı salvoları, AK Partilileri öfkelendirerek gerçek kişiliklerini(!) açığa çıkartmak konusunda işlevsel bir manivela gibi görünüyor olabilir; tamam ekran başında tefrikalarını yıllardır takip ettiğimiz Genç'in sergilediği, stand-up sahneleriyle toplu kendinden geçme hallerimiz de vakidir.

Gelgelelim bu "kendinden geçme"; "katılıyorum ama gülmekten katılıyorum"daki gibi ters örnektir. Yani karakterine, retoriğine, kendini ifade ediş tarzına hayranlıktan kaynaklanan kendinden geçme; klasına, asaletine ayılma bayılma şeklinde tezahür edenlerden değil, olsa olsa "bir insan kendini nasıl bu kadar madara edebilir" üzerindendir. "Bu nasıl bir özgüven patlamasıdır ki; insanı ortaya koyduğu tek kişilik güldürüden habersiz bırakabilir" hissi veren bir şeydir. "Nasıl bir cesarettir ki; insana her sözünün, her mimiğinin; ulusal medyadaki mizah duygusuyla karşılandığını fark ettirmeyebilir." tadı verir.

Kamer Genç'in medyanın alay furyasına şimdiye dek bilinçli bir şekilde malzeme olduğunu ve kendini esen rüzgarı arkasına alan ve şartlara göre dönen bir rüzgar gülü olarak konumlandırdığını iddia edenler de çıkabilir ve niyet okuyamadığımıza göre bu iddianın kısmen doğruluk payı olabileceği de teslim edilebilir. Ciddiye alınmamayı; öne çıkmak ve haber olmak yolunda bir detay olarak gördüğü de, aldığı alkışları bunun üzerinden aldığı için "hafif meşrep siyaset adamlığı" konusunu ciddi ciddi bir rol olarak performe ettiği tezinde de doğruluk payı olabilir.

Ama bu; elimizdeki sonucu bir milim değiştirmeyecektir. Kamer Genç; siyaset adamlığının hâlâ –şu an kendisini alkışlayanlar tarafından bile- ağırbaşlılık üzerinden ölçüldüğü bu sularda; kredisini tamamen tüketmiş bir isimdir. Nitekim, kendisinde herkesin artık illallah getirmiş bulunduğu ezberleri kendi üslubunca tekrarlamak dışında ne gerçek bir muhalefet damar görülmüştür; ne de muhabirlere belaltı espriler yapmak dışında gerçek bir mizah zekası. En fazla hakareti ve görgü-nezaket sınırlarını aşmayı eleştiri sanan ve ucuz şovmen damarı da bulunanlar familyasındandır ki; etrafınıza bakın; çevremizde bunlardan mebzul miktarda göreceksinizdir.

Dolayısıyla iktidarı yıpratmak için, "Meclis'teki kavgacı vekiller" kaleminden daha ciddiye alınır bir bahis ve sıkı bir muhalefet için "Kamer Genç"ten daha ciddiye alınır bir isim gereklidir.

Ne diyelim; aramaya devam…

Yeni Şafak gazetesi