Bingöl Belediyesi Konferans Salonu’nda gerçekleşen programın sunuculuğunu Erhan Ozan yaptı. Program, Yunus Kızılboğa’nın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Açılış konuşmasını yapan Özgür-Der Bingöl Şubesi Başkanı Yusuf Boğatekin’in ardından kürsü Prof. Dr. Halis Aydemir’e bırakıldı.
Konuşmasına selam ve dua ile başlayan Aydemir, insanın dünyaya gelişinin tesadüf değil, ilahi bir takdir ve emanet olduğuna dikkat çekti. İnsanın doğduğu coğrafya, aile ve zamanın Allah’ın iradesiyle belirlendiğini ifade eden Aydemir, bu durumun bir ayrıcalık değil sorumluluk doğurduğunu söyledi.
“İçine doğduğumuz aile, memleket ve kimlik bizim tercihimiz değil; Rabbimizin seçimidir. Bu yüzden bunların her biri emanettir” diyen Aydemir, anne-baba bağının da modern bireyciliğin aşındırdığı alanlardan biri olduğunu vurguladı.
Zamanın göreceliğine dikkat çeken Aydemir, dünya hayatının ilahi ölçekte son derece kısa olduğuna işaret ederek, 70–80 yıllık bir ömrün yaklaşık 2,5 dakikalık bir zaman dilimine tekabül ettiğini hatırlattı. Asıl meselenin bu kısa sürede ne biriktirdiğimiz değil, hangi amellerle huzura çıkacağımız olduğunu söyledi.
“Bu dünya bir ‘doldur-boşalt’ yeridir. Girenler bir süre kalır ve çıkar. Değişen sadece isimlerdir; hakikat aynı kalır” diyen Aydemir, Kur’an ve sünnetin bu gerçeği asırlardır insanlığa hatırlattığını ifade etti.
Modernleşme sürecini tekerleğin icadından bugünün dijital teknolojilerine kadar ele alan Aydemir, teknolojinin hayatı kolaylaştırırken insanı yalnızlaştırdığına dikkat çekti. Cep telefonu merkezli bir hayatın, gençleri sürekli meşgul ederek düşünmekten ve yüzleşmekten alıkoyduğunu belirtti.
“İnsanlar artık aynı masada oturuyor ama birbirleriyle temas kurmuyor. Paylaşım çok, yalnızlık derin” diyen Aydemir, modern şehir hayatının aileyi ve mahremiyeti aşındırdığını vurguladı.
Asıl Soru: Hanginiz Daha Güzel Amel Yapacak?
Modern hayatın temel baskı unsurunu “meşguliyet” olarak tanımlayan Aydemir, hız ve haz merkezli yaşam biçiminin insanı asli gayesinden kopardığını söyledi. Allah’ın insanı hangi çağda ve hangi şartlarda yaşattığının değil, nasıl bir irade ortaya koyduğunun belirleyici olduğunu ifade etti.
Aydemir son olarak; “Hangi çağda yaşarsak yaşayalım, imtihanın özü değişmez. 'Babamın zamanında teknoloji yoktu, onun dindarlığı kolaydı' demek yanıltıcıdır. Allah, her dönemi kendi şartları içinde adil bir şekilde sınar. Ne doğduğumuz yer ne de içinde bulunduğumuz zaman bizim akıbetimizi belirler; sonucu tayin eden tek şey kendi irademiz ve çabamızdır. Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir; bu gerçeği idrak ederek modern hayatın hızına teslim olmamalıyız. Allah ‘hangi aileden’, ‘hangi milletten’ diye sormuyor; ‘hanginiz daha güzel amel yapacak’ diye soruyor” diyen Aydemir, her dönemin kendi şartları içinde adil bir imtihan alanı olduğunu hatırlatarak sözlerini dua ile noktaladı.
Haber: NurullahHekimoğlu
Fotoğraf: Mehmet Akça