Mısır’da ‘Peygamber ocağı’ tartışması

MUSTAFA ÖZCAN

Mısır’da 3 Temmuz darbesinden sonra darbeci ordunun ‘Peygamber ocağı’ olup olmadığı tartışmaya açıldı. Bu tartışma 6 Ekim zafer gününde zirve yaptı. Bu tartışmanın odağında, ordudan yana tavır alan ve orduyu masum gösteren ve yaptıklarını onaylayan eski müftü veya Sisi’nin seraskeri Ali Cum’a ile Müslüman Kardeşleri ‘mürtetler ordusu’ olarak tasvir eden Körfez himayeli Ahmet Kureyme var. Körfez ülkeleri hem Ahmet Şefik gibi siyasileri hem de onların ilim adamı kisvesindeki karşılıklarını kanatları altına alıyor. Bir taraftan Mısır ordusu İslami referansı ortadan kaldırırken Ali Cum’a ve Ahmet Kureyme İslam referansı üzerinden Mısır ordusunu kutsuyorlar. Mısır’da ilginç bir şizofrenik ortam var. Darbe karşıtları orduya’ Camp David ordusu’ ve ‘Sisi’nin milisleri’ derken darbe yandaşları ordunun her yaptığına sahip çıkıyor.  Bu şizofreni Batılılaşma ile başlamış ve zamanla derinleşmiştir. Sufi gelenekten gelen eski Müftü Ali Cum’a ve Ezher Şeyhi Ahmet Tayyip kutsal olmayan zeminde Mısır ordusuna kutsallık atfediyorlar. Mısır’da her markası çıkan Sisi’nin yakında neredeyse muskaları da piyasaya verilecek. Ali Cum’a ve Ahmet Tayyip ileride kazara işsiz kalırlarsa geçim yolunu Sisi muskaları yazarak bulurlar! Herhalde 28 Şubat’tan da böyle manzaralar hatırlayabilirsiniz. Eski Mısır müftüsü Ali Cum’a Mısır ordusunu ‘Mehmetçik’ veya ‘Peygamber ocağı’ olarak tanımlayarak darbeyi ve darbecileri meşrulaştırmıştır. Onun mantığına göre, bu kutsal orduya günah işlemez! Karşı çıkanı düpedüz haricidir. Herkesi tekfirci olmakla suçlayanlar muhaliflerini haricilikle itham etmekte beis görmüyorlar. Kavramlar yerli yerinde kullanılmayınca sırıtıyor ve anlam kaymasına uğruyor. Günümüzde teröristler anti terörist, tekfirciler anti tekfirci oldu. Sözgelimi Mısır’da Temerrütçüler Ashton’la görüşmemelerini onun ‘İhvan teröristlerine’ kol kanat germesini bağlıyorlar. Selefiler tekfirci olarak anılırken Mısırlı Selefi Nur Partisi ise Mısır’da anti tekfircilik bayrağının dalgalandırıcısı oldu. Sufilerin yerini aldılar. Yakında İbni Teymiye yerine İbni Arabi’yi referans alabilirler. Tekfircilere karşı itiraz bayrağını artık Selefi Nur hareketi veya partisi taşıyor. Kıyamet gelmediyse herhalde çok yakınında durmaktayız. Herkes birbirinin rolüne soyunuyor.

¥

Mısır eski Müftüsü Ali Cum’a Sisi’nin huzurunda bir cuma hutbesinde Hazreti peygamberin Mısır ordusunu sevdiğini ve şu ifadeyi kullandığını iddia etmiştir: “Orduların en hayırlısı Mısır ordusudur zira kıyamete kadar nöbettedir…” Medine’ye nispetle Hazreti Peygamberin Mısır ordusunu Batı ordusu olarak tanımladığını ileri sürmüş ve Mısır ordusunun sağlam doktrini sayesinde iç bütünlüğünü koruduğunu söylemiş, Sisi ve darbeci ordusunu layık olmadığı sıfatlarla anmaya devam etmiştir. Ona göre, Mısır ordusu aşağılamaz, onur kırmaz, gaddarlık yapmaz ve ihanet etmez. Bu vasfı bugünle sınırlı olmayıp asırların gerçeğidir. Bu ifadeler beklendiği gibi epey ses getirmiş ve Selefi ulemasından Ebu İshak Huveyni hadisin zayıf olduğuna işaret etmiştir. İlmiye içindeki askerin sesi olan Ahmet Kureyme ise aksini iddia ediyor. Rivayet zincirinde, unutkanlığıyla meşhur olan ve bütün muhaddislerin zayıf gördüğü İbni Lühey’a vardır. Hadisi Hazreti Ömer’den rivayet eden Mısır Fatihi Amr İbnu’l As’dır. İlk halife Hazreti Ebubekir (R.Anhu) de Mısır ordusunun faziletinin illetini ve gerekçesini sormuş; Peygamberimiz de kıyamete kadar nöbette olmaları ile gerekçelendirmiştir. Bununla birlikte, raviler zincirinde İbni Lühey’a vardır bundan dolayı zayıflığına hükmedilmiştir.  Hadisin doğru olduğunu varsaysak bile, bugünkü Mısır ordusuna yansıtılması sorunludur. Bunun iki nedeni vardır. Bunlardan birincisi, ihbari hadisler fazilet belirtse de amele veya hükme medar olamaz. Bu ve benzeri hadisler üzerinden darbeler meşrulaştırılamaz. Yapan deccal kisvesini giyer. Sıhhati doğru bile olsa ihbari hadis Mısır ordusunun yaptıklarını aklamaz. İkinci olarak, hüküm amele terettüp eder. Hadisin kapsamını zalimleri içine alacak kadar genişletmek, zulme çanak tutmak hatta hadis üzerinden aklamak olur ki bu durumda Ali Cum’a gibiler katmerli yanlış yapmış oluyorlar. Maalesef Ali Cum’a Mısır’ın Buti’si haline gelmiştir. Her yönüyle hadisi kapsamı dışına çıkartıyorlar. İlmi sahtecilik yapıyorlar.

¥

Sayılan nedenlerden ötürü alimler hadisin hem senet hem de metin yönüyle çok zayıf olduğuna hükmetmişlerdir. Ali Cum’a için ise zayıf olup olmadığı değil, Mısır ordusunu yüceltmesi önemlidir. Oysa ki, kim Allah’ın dini yücelsin ve sözü yücelsin diye gazaya çıkarsa o Allah katında ve yolundadır. Orduların yaptıklarını tamim etmek yanlıştır. Başbars ulu bir komutan olmakla birlikte kendisine hem İmam Nevevi hem de İz Bin Abdusselam karşı çıkmıştır. Bir ordunun zaferi bütün efradının iyi olduğunu ve hezimeti de bütün fertlerinin kötü olduğunu göstermez.

 Darbe yandaşları da Mısır ordusunun eylemlerine karşı çıkan Müslüman Kardeşler’i hadislerle susturmaya çalışıyor hatta Hazreti Peygamberle alay etmekle suçluyorlar. Müslüman Kardeşler’in Mısır’da ekonomiyi elinde tutan ve Savires’in taşeronluğunu yapan orduyu arpacı, ulufeci ve nevaleci demesini küfür mertebesinde görüyorlar. Ordu ile ilgili eleştirileri sanki Hazreti Peygamberin hadisini reddetme olarak takdim ediyorlar (http://www1.youm7.com/News.asp?NewsID=1284041 ). Müslüman Kardeşler Mısır ekonomisini yüzde 40 nispetinde elinde tutan orduyu eleştirmesi suç oluyor da Sisi’nin Mısır halkını sızan kasetlerde IMF ağzıyla ‘beleşçilikle’ suçlaması niye suç olmuyor? Demek ki bu kafalar 28 Şubatçı kafa ve ordunun halktan değil de halkın ordudan doğduğunu inanıyorlar. İçimizde çanak yalayıcılar da var postal yalayıcılar da!

YENİ AKİT