Mescid-i Aksa’nın statüsünün değiştirilmesi: İslam dünyası için kritik bir dönüm noktası

Mescid-i Aksa'nın statüsünün değişmesiyle ilgili işgalci İsrail'in attığı bilinçli yok etme politikalarına karşı Muş Mescid-i Aksa Platformu çağrısıyla Muş’ta telin eylemi gerçekleştirildi.

Mescidi- Aksa Platformu’nun Muş’ta Cuma namazı çıkışı İmam Şafii camisinin avlusunda bir araya gelen topluluk adına Mahir Barışan basın bildirisini okudu. Açıklamanın ardından Mustafa Etüş dua etti.

Basın açıklamasının tam metni:


1948’de kurulan İsrail terör ve işgal devleti ile hamisi emperiyalist ABD, Ürdün’ün Mescid-i Aksa üzerindeki tarihi vesayetini ortadan kaldırmak için aktif şekilde çalışmaktadır. Bu gelişme, yalnızca diplomatik bir manevra değil; Kudüs’ün İslami kimliğini sistematik olarak silmeye yönelik sömürgeci bir stratejinin doruk noktasıdır. Mescid-i Aksa’nın statüsünün değiştirilmesi, İslam’ın en kutsal üçüncü mekânının “çok dinli merkez” adı altında yeniden tanımlanması anlamına gelmektedir. Bu adım, etnik soykırımın ve kültürel silme politikasının resmileştirilmesidir.

Plan kapsamında Ürdün destekli İslam Vakıfları’nın yetkisi kaldırılacak ve yerine İsrail hükümeti tarafından oluşturulan bir yapı getirilecektir. Bu yeni kurum, Yahudilere “eşit erişim” hakkı tanıyacak, İsrail’in imam atamasına ve Cuma hutbelerinin içeriğine müdahale etmesine imkân sağlayacaktır. “Çok dinli bir arada yaşama” ve “ortak miras” söylemleriyle sunulan bu düzenleme, gerçekte Mescid-i Aksa’nın İslami kimliğini yok etmeyi ve onu İsrail sömürge düzenine hizmet eden bir turistik cazibe merkezine dönüştürmeyi amaçlamaktadır.

Mescid-i Aksa, Müslümanlar için yalnızca bir ibadet mekânı değildir. O, ilk kıble, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) İsra ve Miraç mucizesinin gerçekleştiği yer ve İslam medeniyetinin yaşayan eksenidir. Bu kutsal mekânın statüsünün değiştirilmesi, iki milyardan fazla Müslümanın kolektif hafızasına ve kimliğine yönelik doğrudan bir saldırıdır. Bu hamle, yalnızca Filistinlilere değil, tüm İslam dünyasına yönelik bir meydan okumadır.

İsrail’in son dönemde uyguladığı politikalar bu tehlikeyi somutlaştırmaktadır. IrAmim raporuna göre El-Aksa kompleksine yönelik Yahudi baskınlarında eşi görülmemiş bir artış yaşanmıştır. Yalnızca bu yıl içinde 600’den fazla Filistinlinin Mescid-i Aksa’ya girişi yasaklanmış, otuz Vakıf görevlisinin izni iptal edilmiş ve altı imam susturulmuştur. Cuma namazlarında yüz binlerce Müslümanın ibadet ettiği mekân, bugün kısıtlamalar nedeniyle yalnızca birkaç bin kişiyi ağırlayabilmektedir. Bu kısıtlamalar keyfi değil, bilinçli bir yıpratma stratejisinin parçasıdır.

Mescid-i Aksa’nın statüsünün değiştirilmesi, aynı zamanda Ürdün’ün tarihi rolünün tasfiyesi anlamına gelmektedir. Bu adım, işgalin resmileştirilmesi ve uluslararası hukukun açık ihlalidir. Trump yönetimi’nin de desteklediği bu plan, “İbrahimî dinlerin ortak mirası” kisvesi altında İslam’ın en kutsal mekânlarından birini işgalci bir devletin kontrolüne teslim etmeyi hedeflemektedir.

Müslüman dünyasının bu gelişmeye karşı sessizliği, suç ortaklığı riskini taşımaktadır. Ekonomik, diplomatik ve hukuki baskı araçlarını kullanabilecek hükümetlerin çıkar hesapları nedeniyle harekete geçmemesi, sömürgeci silme politikasını teşvik etmektedir. Sokakları doldurabilecek ümmet ise yalnızca izleyici konumunda kalmaktadır. Oysa bu an, “tehlikeli an” olarak tanımlanmıştır ve harekete geçilmezse on yıllardır süren mülksüzleştirme süreci tamamlanacaktır.

Mescid-i Aksa’nın statüsünün değiştirilmesi, sadece Kudüs’ü değil, tüm İslam coğrafyasını etkileyecek emsal niteliğindedir. Bu hamle, yeterli propaganda ve emperyalist destekle uygulandığında, kutsal mekânların yavaş yavaş silinmesinin kabul edilebilir hale getirileceğini göstermektedir. Bu nedenle İslam dünyası, uluslararası toplum ve vicdan sahibi tüm kesimler derhal harekete geçmelidir.

Diplomatik girişimlerin yanı sıra hukuki süreçler başlatılmalı, ekonomik yaptırımlar gündeme getirilmeli ve Mescid-i Aksa’nın mevcut statüsünün korunması için uluslararası kamuoyu oluşturulmalıdır. Sessizlik, bu kritik hamlenin başarıya ulaşmasına zemin hazırlayacaktır.

İslam dünyası, Mescid-i Aksa’nın statüsünün değiştirilmesine karşı durmalı ve bu kritik hamleyi engellemek için tüm imkânlarını seferber etmelidir.

Etkinlik-Eylem Haberleri

Bilgi ve Erdem Vakfı ile Özgür-Der binlerce kurban vekaleti ulaştırdı
Bursa Özgür-Der'de "Nebevi Sünnet Kurban" semineri yapıldı
Gazze Mescid-i ve İmam Nevevi Medresesi ziyaret edildi
“Edebiyatımız hayata karışmalı, hayatın içine girebilmeli ve gücü yettiğince müdahil olmalıdır”
Muş’ta Sumud Filosu’na destek eylemi