Merhamet Ah Merhamet!

BAHADIR KURBANOĞLU

Hatice Akçabay ve üç evladının anısına

Merhamet özgür insanın erdemidir.

Özgür ve ölçüleri olan.

Sebepleri vardır merhametin. Emek verilmiş, tecrübe edilmiş, öğrenilmiş.

Cehalet, merhametin en büyük düşmanıdır. Cehaletin en büyük dostu emeksiz düşüncedir, önyargıdır, hazır ezberlerdir.

Ve korkular. Beka gibi. “Acırsak acınacak hale geliriz” sözü kadim bir geleneğin ürünüdür. Beşere aittir. Korkak, ürkek, her ne pahasına olursa olsun varoluşunu korumayı en büyük erdem zanneden beşere.

Besili atlar zalimler içindir.

Ok, yay ve mızrak korunması gerekeni, sakınılması gerekenden ırak tutmak içindir. Ve bazen de kalbine saplamak için zalimin.

Lakin özgür ve ölçüsü olanın elinde sadece ok, mızrak ve kılıç yoktur. Demirin yanında, kitap ve mizan vardır.

Kitabı ve mizanı olanın meziyetidir merhamet.

Düğümler çoğu zaman kılıçla değil merhametle çözülür.

Çözümü karmaşık sorular onunla cevap bulur.

Açılmaz denen kapılar demirle değil, onunla kırılır.

Aşılmaz denen engeller onunla küçülür.

Merhamet ah merhamet...

En çok zikredildiğin an seni en çok kaybettiğimiz andır.

Biz kazanmıştık oysa, hem de her şeyi.

Nereden çıktın karşımıza, kim dikti seni orta yere tam zafere değmişken elimiz...

Güç ve bekayı kim kandırdı sensiz yürünebileceğine dair...

Demiri kim kandırdı da kitabı ve mizanı karşı kıyıda bıraktı atı alıp Üsküdar’ı geçerken.

“Duygularınla düşünme!” diye ünleyen kitabı hala kim okuyup durur yüzünden, bunca keşmekeş içinde.

Vicdanına susturucu takılmış gibi konuşmakta nefs:

“Çocuklar anne babalarının kurbanı olmuşlar, suçları yoksa kalsaydılar, ya da yargılanmamak için çocuklarını böyle tehlikeye atmasalarmış keşke, ne olsun yani, 15 Temmuz’da yaptıkları katliamları affetme yetkimiz mi var, çocuklar anne ve babalarının ahmaklıkları yüzünden öldü diye fetöcü alçaklara karşı vicdana mı gelelim, cumhurbaşkanının güzel bir sözü var; “acırsanız acınacak duruma düşersiniz”

Merhamet ah merhamet...

Seni küçümseyen akıl hiç dönüp bakar mı aynaya

Nasıl küçük düştüğünü görüp gözden geçirmek istemez mi yapıp ettiklerini...

Sadece muhafızlara güvenen kral mı suçlu, yoksa seni öksüz bırakan hukukçu mu...Ya senin gücünü düşünmekten aciz feylesof

“Merhamet kalk ayağa, suçlusun!” diyecekler neredeyse

Okumaz mı o gözler Mekke’ye giren nebinin siretini

Okumazlar mı Sokrates’in “en büyük erdem bilgidir” deyişini. Bilmek, öğrenmek için emek harcamanın ardından gelmez mi çözüm yolunun bir mi iki mi üç mü ...olduğunu kavramak için

Kalmadı mı bilgeler; Neden suskun ozanlar, şairler

Hani nerede dualar halimize çare sunsun için Rabbe

Ellerimizle yaptıklarımızdan sorulacağımız o gün gelmezden evvel, bir sübyanın ardından gözyaşı dökmeye engel olan cehaleti kim ekti yüreklerimize

Ne oldu bize. “Merhametten maraz mı doğar” yoksa

Akıl, iman, izan, basiret, feraset, hikmet bahşeden Rab neden çilekeş engeller koydu merhametle aramıza. Haşaaa!Biz değil miyiz onları ekip büyüten önyargılarımızla.

En çok önyargılar değil midir yargılanan kitabı mübinde. Önyargılarla “düşünenler”, önyargısız “düşünemeyenler” değil midir ağır ithamlara maruz kalıp aşağılananlar

“Onlar!!!” kim onlar. Helikopterden kurşun sıkan mı Dicle’nin kıyısında “kadere boyun eğenler” mi onlar...

Merhamet ah merhamet...

Ne güzel yarenlik ederdin sen oysa akla. Kitaba ve mizana boyun eğen akla.

Yok etmeye değil, yaşatmaya çalışan akla. Kini, nefreti bir kaşık suda boğduğunda erdemlere şükran içre olan akla.

Güç ve beka. İki sihirli kelime. Bilmem ki kaç yıllığına avutur bizleri merhametten arınmışsa.

Tevbe. Tek kelime. Muhasebe.O da tek. Özeleştiri, bir tane daha. Şu üçüne ne de muhtaç idrak.

Kelimeler çoğalır yazdıkça. Kavramlar medeniyetiyiz ne de olsa. Eğer yetseydi iki-üç kavram bütün insanlığa, gerek kalır mıydı kitaptaki onca malumata(!)

Merhamet ah merhamet...

Hep düşlerimde görüyorum seni. Mazeretim çok, “mazeretim olsun için” yaptıklarım az. “Belki öğüt alırlar” demekten bile acizim

Merhamet ah merhamet...

Seni siyasetimin, hayatımın, kalbimin merkezine oturtamadığım yıllar için beni affet! Bizi affet...

Kazandıklarımı kaybederken seni de kaybedeceğimi bileydim, tüm kazançlarımı denize atmaya razıydım ama nafile...

Birkaç can daha aldı Meriç senin yokluğunda.

28 Şubat zemheri gibi

Ozan der ki;

“Yağın yok tuzun yok dert kucak kucak
Her sene baharda böyle olur ancak
Zemheri de soğuk temmuz da sıcak...”

Merhamet ah merhamet

Tek olan ilahı gereğince takdir edeceğimiz güne kadar Allah’a emanet...