Memleketi kim bölüyor?

Bejan Matur

Faşist kelimesi Türkiye'de çoğunlukla yanlış kullanılır. Her türlü sağ siyaset, yerli yersiz faşistlikle itham edilir. Böylesi 'iddialı' kavramları kullanırken çok dikkatli olmak gerektiğini düşünürüm hep.

Ama MHP liderinin dünkü grup toplantısında yaptığı konuşmayı dinlerken, bu dikkatin de yapabileceği bir şey olmadığını gördüm. MHP lideri, milletin meclisinden, sözüm ona millet adına son derece ırkçı, dışlayıcı bir konuşma yaptı. Bu ülkede yaşayan, Türk etnik kimliği dışındaki farklılıkları zapturapt altına almaktan başka bir projesi olmadığını göstermiş oldu. Milyonlarca insanın 'anadilim' dediği Kürtçeyi, adını bile anmaya değer görmeyerek millet tasavvurunun dışına attı.

Bahçeli'nin grup konuşmasında takındığı tutumun test edileceği yer elbette seçim sandığıdır. Ama MHP için artık şunu söylemek kehanet değil; liderlerinin Kürt meselesi başta olmak üzere demokratikleşme konusundaki rijit tutumu devam ederse, sandıktan çıkması riskli hale gelebilir.

Açık ki, milli değerler, milliyetçi duygular AKP tarafından merkez siyasete taşındıkça, MHP marjinalleşmek zorunda kalıyor. Bu marjinalleşme, MHP tabanı ile partileri arasındaki ilişkiyi bozuyor. Referandumda MHP'li seçmenden gelen 'evet' oyları, tabanın MHP liderini onaylamadığının işaretiydi.

Bahçeli belli ki, Kürtleri dışlayarak merkez siyaset hesapları yapıyor. Fakat şunu gözden kaçırıyor; Kürt sorunu, bu ülkenin çoğu derdi ile temasta olan bir sorun. Bu kadar temel bir derdi ıskalayan bir liderin, sağduyulu seçmene hitap etmesi ise kolay değil.

Ben asıl şunu merak ediyorum; Devlet Bahçeli, MGK toplantısından çıkan bildiriyi dahi yetersiz bulan dar milliyetçiliği ile bu ülkeyi nasıl bir arada tutmayı düşünüyor?

Bahçeli'nin, hızını alamayıp, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Diyarbakır ziyaretini eleştirmesi de tuhaf. Bahçeli, Cumhurbaşka-nı'nın BDP'li belediyeyi ziyaretinin memleketi, milleti yaraladığını söylüyor. Herhalde Diyarbakır Belediyesi'nin, Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı'na bağlı olmadığını düşünüyor!

Açık ki MHP lideri, dar milliyetçiliği ile 'bölünemez' dediği ülkeyi zihinlerde çoktan bölmüş. Onun memleketten, milletten ne anladığını bilmiyorum ama şu kadarını söyleyebilirim; Bahçeli'nin görünen millet tasavvuru Abdullah Gül'ün millet tasavvuru ile kıyaslandığında değil Meclis'te olmayı, mahalle muhtarlığını bile hak etmiyor.

Öyle görünüyor ki bu söylem devam ederse, MHP tabanı ile lideri arasındaki makas giderek açılacak. Bugüne kadar MHP lideri, itidal çağrısı yapan, ülkücülerin sokağa çıkmasına engel olan bir lider olarak anılıyordu. Ama bu son konuşma da gösteriyor ki; MHP milli değerleri sahiplenen bir parti görünümünden uzaklaşarak, uç siyasete kayacak. Değişen gerçekler, Türkiye'nin geldiği aşama, MHP tabanını bile merkeze zorluyor çünkü.

Farklılıkları, 'zapturapt' altına almadan yaşatmanın mümkün olduğunu birilerinin ona anlatması gerekli.

Belki de, Devlet Bahçeli'nin Cumhurbaşkanı Gül'den bir millet dersi alması gerekiyor; bu coğrafyada yaşayan, tarihsel derinliği olan kültürlerimizin, nasıl bir haznede harmanlandığına ikna olması için. Anadolu'nun kalbinin her türlü farklılığı kuşatacak kadar geniş olduğunu, birilerinin MHP liderine göstermesi lazım. Yeni dönemin ruhu bunu gerektiriyor çünkü. Böyle bakınca; Diyarbakır'ın bir gerçeği olan Kürtçeye, belediyesinin sahip çıkması kendiliğinden normalleşebilir.

Şu açık ki; kuru hamaset, milleti yaşatmaya yetmiyor artık. Siyasi fantezileri uğruna bu ülkenin kimliğini daraltmaya, küçültmeye kimsenin hakkı olmamalı. Allah'tan kendinde bu hakkı görenlerin marjinal olduğunu hatırlatacak iyi kötü bir demokrasimiz var hâlâ!

ZAMAN