Mavi Marmara Davasının 10. Duruşması Görüldü

Gazze'ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine, Akdeniz'in uluslararası sularında düzenlenen saldırıya ilişkin, aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Rau Aluf Gabiel Ashknazi'nin de yer aldığı 4 sanığın yargılanmasına devam edildi.

İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, haklarında yakalama kararı çıkarılan sanıklar katılmadı. Tarafları, avukatları temsil etti.

Daha önceki ara kararlar gereği ifade vermesi için çağrılan 4'ü yabancı uyruklu 8 mağdur aktivistin de hazır bulunduğu duruşmayı, bazı yabancı uyruklu avukatlar da izledi. 

Duruşmada, saldırı olayında yaralanan Uğur Süleyman Söylemez'in, sonradan hayatını kaybetmesi üzerine farklı bir esas üzerinden açılan dava dosyasının da ana dava dosyasıyla birleştirildiği tutanağa geçirildi. 

Ayrıca, Mavi Marmara gemisinde 25 Mayıs'ta yapılan keşifle ilgili bilirkişi raporunun da mahkemeye sunulduğu belirtildi. 

"ATIŞLAR HEDEF GÖZELTİLEREK YAPILDI"

Mahkeme heyetince raporun sonuç kısmında, "gemideki saldırıyla meydana gelen tüm yaralama ve ölümlerin, bilinçli ve isabet alınarak yapılan atışlarla gerçekleştiği, atışların hedef gözetilerek ve öldürme amacıyla yapıldığı" tespitinin yer aldığı bildirildi.

Duruşmada tercüman aracılığıyla dinlenilen mağdurlardan ABD'li Katherine Sheetz, filoda yer alan Amerikan gemisinde bulunduğunu belirterek, "Buluşma noktasına gece vardık. Sabah 04.15 civarında etrafımızda botlar görmeye başladık. Üzerimizde de helikopterler vardı. İniş yapmaya çalıştılar. Üst kattakiler şiddet içermeyen bir şekilde sadece su tutarak inenleri engellemeye çalıştı. Helikopter uzun bir süre dolaştığı için gemide şiddet içermeyen bir şey olmadığını bildiklerinden eminim" diye konuştu. 

"ULUSLARARASI SULARDA OLDUĞUMUZU BİLİYORDUM"

Sheetz, olanların hepsini filme aldığını ancak İsrailli askerlerin bütün malzemeler gibi kameralarına da el koyduğunu ifade ederek, vücudunda camların patlaması nedeniyle kesikler oluştuğunu, arkadaşının burnunun kırıldığını, tutuldukları kampta insanları itilip kakıldığını gördüğünü, 3 gün boyunca nezarethanede tutulduklarını ve daha sonra teslim aldığı banka kartıyla Telaviv'de içki satın alındığını fark ettiğini kaydetti.

Gemide ses bombası kullanıldığını ve bu etkiyle gemi camlarının patladığını aktaran Sheetz, şunları anlattı:

"Arkadaşımın yüzüne plastik mermi isabet etti. Avustralyalı bir gazeteci elektro şoka maruz kaldı. Yüzleri maskeli adamlar köpeklerle girdi gemimize. Kötü muamele gördüm. Kapalı yerlerde tutulduk ve tedavi görmedik. Uluslararası sularda olduğumuzu biliyorduk. İsrail'e radyo sinyali gönderip 70 mil sınır dışında olduğumuzu söyledik. İlk taarruzun 20 dakikasını gördüm. Taarruzları şiddetliydi. Üzerimize gelince kaçmaya başladık. 17 kişiydik. Bu esnada kesinlikle şiddet kullanmadan direndik. 2 aktivist kadın kapıda durup onlara, 'gelemeyeceklerini' söyledi. Geminin ABD gemisi olduğunu söylediler ancak kadınların başına çuval geçirdiler. Her bir kişinin başına 2 asker vererek herkesi gemiden zorla çıkardılar. Hukuki hiçbir yardım alamadık. Sorguda bize baskı yaptılar ve hazırladıkları kağıtlara zorla imza attırmaya çalıştılar. Duymak istediklerini söylemeyince sinirlendiler. Kağıtları İbranice olduğu için hiçbirimiz imzalamadık."

CEZA İSTEMLERİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Rau Aluf Gabiel Ashknazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Marom, İstihbarat Başkanı Amos Yadlin ve Hava Kuvvetleri Komutanı Avishay Levi hakkında, "canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçuna azmettirmek" suçundan 9 kez ağırlaştırılmış müebbet, "mala zarar vermeye azmettirmek", "yağma suçuna azmettirmek", "eziyet suçuna azmettirmek", "haberleşmenin engellenmesine azmettirmek", "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçuna azmettirmek", "yaralama suçuna azmettirmek" ve "silahla yaralama suçuna azmettirmek" suçlarından toplam 18 bin 32'şer yıla kadar hapis cezası istenmişti.

İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Mavi Marmara gemisine saldırı sonrası açılan davalara ilişkin, "Amerika'da, ambargoyu uygulayan ilk başbakan Ehud Barak, mahkemeye çekildi ve uluslararası terör suçu işlemekten mahkeme önüne çıkıyor. İspanya'da Netanyahu, Liberman ve kabinesinden 6 kişi ile kanlı, cani, terörist eski MOSSAD başkanı, tutuklama kararıyla karşı karşıya kaldı" dedi.

BÜLENT YILDIRIM KONUŞTU

Burada konuşan Yıldırım,  İsrail'in genç kızların üstüne kurşun yağdırdığını, çocukları öldürdüğünü, Mescid-i Aksa'yı Müslümanlar'dan arındırmaya çalıştığını söyledi. 

Bütün dünyanın gözü önünde İsrail'in Filistin topraklarında kan ve gözyaşı akıttığını belirten Yıldırım, "İsrail, dünyaya kafa tuttuğunu zannediyor. İsrail, aslında kendinde olmayan bir gücü atfediyor. Böyle bir dönemde Allah'a şükürler olsun, Akdeniz'e çıktık. İçimizde Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler, putperest ve ateistler vardı, ama yürekleri çok temizdi. Birlikte hareket ediyorlardı. Mücadele ederken din, dil, ırk ayrımı yapmadan sadece 'zalime karşıyız' diyorlardı. Belki de tarihsel manada ilk defa böyle bir birliktelik kurulmuştu. Fakat İsrail, açık denizde Mavi Marmara gemisini vurdu, bizi tutukladı ve sorguladı" diye konuştu.

"İSRAİL'E YENİ SÜRPRİZLERİMİZ VAR"

Saldırıdan sonra gemide bulunan aktivistlerin dünyanın dört bir yanından İsrail aleyhine davalar açtığını dile getiren Yıldırım, şunları kaydetti: 

"Bir gün gelecek Allah'ın izniyle bu ördüğünüz duvarların arkasına siz hapsolacaksınız, dedik. Nasıl ki bir Filistinli çocuk, tedavi olmak için yurtdışına çıkamıyorsa, sizin engelinizle karşılaşıyorsa, öyle davalarla karşılaşacaksınız ki sizler de, Mavi Marmara gemisine saldırı emrini verenler de, saldıran askerler de artık işgal ettiğiniz Filistin topraklarına hapsolacaksınız. Yeryüzüne yaydığınız servetinizi kontrol edemeyeceksiniz. Bunlar, İsrail'den mallarını kaçırdılar. Bunlar, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı, Başbakanımız Ahmet Davutoğlu'nu, İHH'yı uluslararası terörist ilan etmek istediler. Bunu yapamadılar, çünkü biz haklıydık. Şimdi Amerika'da, ambargoyu uygulayan ilk başbakan Ehud Barak mahkemeye çekildi ve uluslararası terör suçu işlemekten mahkeme önüne çıkıyor. İspanya'da Netanyahu, Liberman ve kabinesinden 6 kişi ile kanlı, cani, terörist eski MOSSAD başkanı, tutuklama kararıyla karşı karşıya kaldı. İsrail panikte. İsrail'e yeni sürprizlerimiz var. Daha birçok yerde bu davalarla karşılaşacaksınız."

Yıldırım, Uluslararası Ceza Mahkemesine de çağrı da bulunarak, davaya bakan savcıdan sanıkların mahkeme önüne çıkartılmasını istedi. 

Türkiye'deki mahkemelerden alınan tutuklama kararlarının Interpol'e gönderilmesi talep eden Yıldırım, "Burada tutuklama kararını çıkaran hakim ve savcıları tebrik ediyorum. Eğer tutuklama kararını engelleyen siyasi ve bürokratlar varsa, hukuksuz yere adaletin tecellisini engelleyen hepsiyle de hesaplaşırız. İsrail'e de sesleniyorum. Türkiye'yi sizden kopardık, sıra diğer ülkelerde. Adresiniz gargat ağacı, sığınacak tek yeriniz orası kaldı. Çünkü dağlar ve taşlar sizin varlığınızı bütün insanlığa ilan etti" ifadelerini kullandı.

"BİZ, DAVAMIZIN TAKİPÇİSİYİZ"

Mavi Marmara gemisine yapılan saldırıda şehit olan Furkan Doğan'ın babası Ahmet Doğan ise Amerika'da açılan davalar hakkında bilgi verdi.

Doğan, Furkan Doğan'ın doğum gününde bir konferans vermek için Amerika'nın Kaliforniya eyaletinde bulunan eski İsrail başbakanlarından Ehud Barak'a direkt tebligat yapılarak dava açıldığını söyledi.

Bunun Amerika tarihinde İsrail üst yetkilileri hakkında bu şekilde açılan ilk dava olduğuna dikkati çeken Doğan, "Bundan sonra geri dönüş yok. Duyduğum kadarıyla Ehud Barak, davayı takip etmek için bir avukat görevlendirmiş. Davanın tarafları teşkil etmiş bulunuyor. Bundan sonra bu davayı takip ederek ceza mahiyetinde bir karar çıkacağını umuyoruz. Dünyadaki tüm davaların ortak noktası, İstanbul'daki dava. Biz, davamızın takipçisiyiz" şeklinde konuştu.  

GÜNEY AFRİKA'DA İSRAİLLİ KOMUTANLAR İÇİN TUTUKLAMA KARARI

Mavi Marmara gemisinde bulunan Güney Afrika vatandaşı gazeteci Gadija Davids'in avukatlarından Ziyaad Patel de Güney Afrika'daki soruşturmakapsamında, Türkiye'deki davada yargılanan ve haklarında tutuklama ile Interpol vasıtasıyla yakalama kararı olan dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Gabriel Ashkenazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Eliezer Marom, Hava Kuvvetleri İstihbarat Sorumlusu Tuğgeneral Avishai Levi ve İsrail İstihbarat Başkanı Tümgeneral Amos Yadlin hakkında tutuklama kararı çıkarıldığını söyledi. 

Kararı veren savcılığın, bu 4 kişinin bilgilerini sınır polis birimlerine bildirdiğini aktaran Patel, bu kişilerin Güney Afrika'ya deniz, kara veya hava yoluyla girmeleri halinde tutuklanacaklarını ifade etti. 

Patel, komutanların yakalandıklarında Türkiye'ye teslim edilebilecekleri ve ayrıca Güney Afrika'nın bu kararı Türkiye'ye gönderdiği bilgisini de verdi. 

Patel, kararın alınmasından sonra İsrail yönetiminin siyonist lobilerle birlikte Güney Afrika makamlarına bu kararın geri alınması için yoğun bir baskı yaptığına dikkati çekti.

Mavi Marmara Haberleri

Mavi Marmara mağduru Osman Atalay 150 bin TL tazminat davası kazandı
'Mavi Marmara' gemisi icradan satıldı
Gülden Sönmez, Mavi Marmara ile ilgili yargı sürecini anlattı
Siyonist İsrail'in Mavi Marmara saldırısının üzerinden 11 yıl geçti
Bülent Yıldırım: Mavi Marmara bir dönüm noktasıydı