Libya’da yeni güç paylaşımı arayışı ve Türkiye’nin pozisyonu

Libya artık mevcut kurumsal bölünmüşlüğün sürdürülemez hale geldiği ve yeni bir güç paylaşımı formülünün arandığı kritik bir eşiğe doğru ilerliyor.

Strategic Security Initiative (SSI) Orta Doğu Masası Başkanı Nebahat Tanrıverdi Yaşar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın'ın Bingazi ziyaretinin arka planını AA Analiz için kaleme aldı.

***

MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın 23 Haziran'da Bingazi’de Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter ile görüşmesi, Türkiye’nin Libya politikasında tek başına okunabilecek teknik bir temastan daha fazlasını temsil ediyor. Bu ziyaret, Libya’nın Kaddafi sonrası dönemde nadiren karşılaştığı ölçekte yoğunlaşan diplomatik, istihbari ve bölgesel hareketliliğin parçası olarak değerlendirilebilir.

Ziyaretle aynı günlerde Mısır istihbarat şefi Hassan Rashad’ın Trablus’ta Başbakan Abdulhamid Dibeybe ile görüşmesi, Hakan Fidan’ın Kahire’de Mısırlı ve Suudi mevkidaşlarıyla birlikte ABD temsilcisi Massad Boulos'un katıldığı Libya gündemli toplantıya iştirak etmesi, İtalyan istihbaratının Trablus temasları ve Rusya-Libya İş Konseyi heyetinin Trablus ve Misrata’daki ekonomik görüşmeleri, tüm aktörlerin Libya’da oluşması muhtemel yeni siyasi mimariye göre pozisyonlarını güncellediğini gösteriyor. Bu hareketlilik, Libya dosyasının yeniden yalnızca iç aktörler arası bir pazarlık olmaktan çıkıp, bölgesel ve uluslararası aktörlerin kendi nüfuz alanlarını gelecekteki düzen içinde güvenceye almaya çalıştıkları daha geniş bir müzakere alanına dönüştüğünü gösteriyor.

Libya’daki bu hareketlilik, ABD’nin, özel temsilci Massad Boulos üzerinden gündeme getirdiği yeni girişimle ivme kazandı. Bu girişim, doğu ve batıdaki rakip kurumlar arasında tek bir geçici yürütme otoritesi oluşturmayı ve bu otorite üzerinden ülkeyi seçimlere taşıyabilecek bir zemin yaratmayı hedefliyor. Bu çerçeve, Libya’daki uzun süreli kurumsal felci aşmayı amaçlasa da aslında petrol gelirlerinin yönetimi, güvenlik kurumlarının entegrasyonu, milis ağlarının geleceği, doğu-batı güç dengesi ve dış aktörlerin Libya’daki kazanımlarının yeni düzende nasıl korunacağı gibi stratejik pek çok meseleyi kapsayan daha geniş bir pazarlığa işaret ediyor.

Libya artık mevcut kurumsal bölünmüşlüğün sürdürülemez hale geldiği ve yeni bir güç paylaşımı formülünün arandığı kritik bir eşiğe doğru ilerliyor. Kalın’ın Bingazi ziyareti de tam bu eşikte, Türkiye’nin oluşabilecek yeni dengeye dışarıdan tepki vermekten ziyade bu dengeyi şekillendiren aktörlerden biri olarak konumlandığı gösteriyor. Görüşmelerin odağında da doğu ve batı yönetimlerinin birleştirilmesi ve askeri güçlerin tek bir otorite altında toplanması konuları yer aldı.

Türkiye’nin pozisyonu: Yeni dengeye erken yerleşme

Türkiye bir süredir, Ulusal Birlik Hükümeti (GNU) ile askeri, siyasi ve hukuki ilişkilerini sürdürmekle birlikte, ülkenin doğusundaki Temsilciler Meclisi ve Hafter kanadıyla da ciddi bir iletişim kanalı açmış durumda. Nitekim Kalın - Hafter görüşmesi de son dönemde yoğunlaşan diplomatik temasların devamı niteliğindeydi.

Saddam Hafter, 2025'te Türkiye'yi üç kez ziyaret etti. Nisan 2025'te Ankara’da Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve üst düzey Türk askeri yetkililerle bir araya gelen Hafter, ardından Temmuz 2025’te İstanbul'da düzenlenen IDEF 2025 Savunma Sanayii Fuarı'na katılmıştı. Türk korveti TCG Kınalıada, 20-21 Ağustos 2025'te Bingazi'yi ziyaret etmiş; Milli Savunma Bakanlığı bu ziyaret kapsamında gerçekleştirilen temasları "Tek Libya, Tek Ordu" temasıyla duyurmuştu. Gemi ayrıca Libya Ulusal Ordusu bağlantılı deniz unsurlarıyla PASSEX ve PHOTEX faaliyetleri icra etmişti. Bunun hemen ardından ise MİT Başkanı İbrahim Kalın, 25 Ağustos'ta Bingazi’yi ziyaret ederek ülkenin doğusundaki silahlı güçlerin lideri Halife Hafter ile görüşmüştü. Saddam Hafter, Kasım 2025'te yeniden Türkiye’ye gelerek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile görüşmüştü.

Bu yoğun diplomasi trafiği 2026’da da devam etti. 8 Mayıs 2026'da Güler, İstanbul'daki SAHA 2026 fuarı sırasında hem Saddam Hafter hem de Libya Savunma Bakan Vekili Tümgeneral Abdusselam Zubi ile bir araya geldi. EFES 2026 tatbikatına da ilk defa hem doğu hem de batı Libya’dan askeri personel birlikte “Tek Libya, Tek Ordu” temasıyla katılım gösterdi.

Kısacası Türkiye, bir yandan Hafter ailesi ve doğudaki askeri yapıyla doğrudan temas kurarak olası birleşik güvenlik mimarisinde dışlanmamayı hedeflerken, diğer yandan Trablus'taki ortaklarına bu açılımın bir eksen değişikliği değil, yeni denkleme uyum sağlama arayışının parçası olduğu mesajını veriyor.

Libya’da yeni bir eşik

Bu noktada dikkat çekici olan, dış aktörlerin geçmişte olduğu gibi kendi yerel müttefiklerini güçlendirmeye çalışmalarının yanı sıra, aynı zamanda yeni bir geçiş formülü ihtimaline karşı kendi nüfuz alanlarını güvenceye almaya yönelmeleridir. Bu durum Kaddafi sonrası Libya tarihi açısından özgün bir ana işaret ediyor.

Daha önce hem Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hem de Paris, Palermo, Abu Dhabi ve Kahire zirvelerinde görüldüğü üzere Fransa, İtalya, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır merkezli süreçler çoğu zaman birbirleriyle yarışan diplomatik hatlar üretmişti. Dış aktörler Libya’daki istikrarsızlığı bütünüyle çözülmesi gereken bir krizden ziyade, kendi çıkarları açısından yönetilebilir ve hatta zaman zaman tolere edilebilir bir parçalanma hali olarak görmüşlerdi. Bugün ise farklı bir eğilim ortaya çıktı. Libya'da kalıcı bir siyasi çözüme ne kadar yakın olunduğu belirsizliğini korusa da hem yerel hem de bölgesel aktörler, mevcut statükonun yeni bir güç dağılımı olmadan sürdürülemeyeceği konusunda giderek daha fazla örtüşen bir kanaate sahip görünüyor.

Bu nedenle de birleşme süreci, Türkiye dahil tüm aktörlerin Libya’da yeniden konumlanması için bir fırsat yaratıyor. Bu tablo içinde Türkiye’nin Libya’da oluşabilecek yeni geçiş formülüne dönük çok kanallı bir hizalanma siyaseti yürüttüğü tespiti daha doğru bir okuma olacaktır. Ankara, ABD’nin Libya ve Akdeniz’e artan ilgisinin, Mısır’ın güvenlik önceliklerinin, İtalya’nın Akdeniz ve göç dosyasındaki hassasiyetlerinin ve Trablus’taki aktörlerin rejim içi hesaplarının kesiştiği bir süreçte hareket ediyor.

[Nebahat Tanrıverdi Yaşar, Strategic Security Initiative (SSI) Orta Doğu Masası Başkanı, HSS bağlantılı araştırmacı ve SWP/CATS’te konuk araştırmacıdır. Çalışmaları Türkiye’nin Orta Doğu ve Afrika’ya yönelik dış ve güvenlik politikası ile bu bölgelerdeki çatışma, arabuluculuk ve güvenlik dinamiklerine odaklanmaktadır.]

Libya Haberleri

BM: Libya'da cumhurbaşkanlığı seçim yasası konusunda uzlaşı sağlandı
MİT Başkanı Kalın, Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Hafter ile görüştü
TİKA, 2011'den bu yana Libya'da 137 projeyle binlerce kişinin hayatına dokundu
Küresel Sumud Filosu konvoyu yarın Libya'nın Sirte kentine doğru hareket etme kararı aldı
Küresel Sumud Filosu konvoyu Libya’nın doğusuna geçmek için 4 gündür Sirte yakınlarında bekliyor