Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV) tarafından hazırlanan "Kürt Sorununun Çözümüne Dair Bir Yol Haritası: Bölgeden Hükümete Öneriler" başlıklı raporda, Kürt sorununun PKK'ya endekslenmemesi, siyasal, anayasal ve ekonomik reformların bir an önce yapılması istendi. Raporda yer alan değerlendirme, tespit ve önerilerin TESEV'e değil, görüşleri alınan Kürtlere ait olduğu vurgulandı. Raporun amacının sorunun birinci dereceden muhatabı olan Kürtlerin seslerini hükümete ve Türkiye toplumuna duyurmalarına aracılık etmek olduğu da ifade edildi. Rapor, farklı sosyo ekonomik yapılardan gelen Kürtlerin sorunun çözümüne yönelik öncelikleri farklı olsa da, dil hakları, siyasi ve kültürel haklar, koruculuk, mayınlar, pozitif ayrımcılık gibi alanlara ilişkin olarak benzer taleplerde bulunduklarını gösteriyor. Raporla ilgili düzenlenen panelin açılış konuşmasını yapan TESEV Başkanı Can Peker, kökü Cumhuriyet öncesine dayanan ve 30 yıldır devam eden silahlı çatışmaların ülkenin genelinde büyük bir travmaya neden olduğunu, toplumsal barışın zedelendiğini, demokrasiye zarar verdiğini ve hukuk devletinin güçlenmesinin engellediğini belirtti. Raporun Kürt sivil toplum kuruluşları, yerel yönetim ve siyasi parti temsilcileri, kanaat önderleri ve uzmanların önerilerine dayanılarak hazırlandığı ifade edildi.
Panelin moderatörlüğünü yapan TESEV Demokratikleşme Programı Direktörü Etyen Mahçupyan ise, "Bu çalışma sırasında Demokratik Toplum Partisi üzerimizde çok baskı kurmaya çalıştı. Ancak Kürt meselesi bugün herhangi bir siyasi partinin temsil yeteneğinin üstündedir. Yardım konusunda aşırı istekli tavırları için kendilerine teşekkür ediyoruz" dedi. Panelde ilk sözü olan ve raporun sunumunu yapan TESEV Demokratikleşme Program Yöneticisi Dilek Kurban ise sorunun temelinde devletin Kürt kimliğine, taleplerine ve sorunlarına yönelik inkârcı ve asimilasyoncu tutumun olduğunu söyledi. Bütün bu sorunların sonucunda PKK'nın ortaya çıktığını belirten Kurban, ancak PKK olmasa bile Kürt sorununun devam edeceğini, dolayısıyla Kürt sorunu ile PKK'nın birbirinden ayrılması gerektiğini dile getirdi.
Raporda, hükümetin ve Meclis'teki bazı siyasi partilerin DTP'ye uyguladığı tecrit politikasının gerilime yol açtığını belirten Kurban, DTP'ye karşı kapatılması istemiyle açılan davada AK Parti'ye özel görev düştüğü bildirildi. Kürt sorununun çözümü için sivil ve yeni bir anayasanın olmazsa olmaz olduğunu belirten Kurban, ders kitaplarının da yeniden yazılarak Türkiye'nin çok kültürlü toplumsal yapısına uyarlanması gerektiğini belirtti. Kurban, "İlköğretim okullarında her hafta yapılan törenlerde okutulan ve 'Türküm, doğruyum, çalışkanım!' diye başlayan ant kaldırılmalıdır" dedi. Gazeteci-yazar Cengiz Çandar da "Bugüne kadar PKK'nın dahi ne istediği tam olarak bilinemiyordu. Ama bu rapor artık bir milat oluşturuyor. Kürtlerin ne istediği konusunda elimizde somut bir rapor var" dedi.
"Bu raporda yer alan değerlendirme, tespit ve öneriler, TESEV'e değil Kürtlere aittir" ibaresinin yer aldığı Kürt Raporu'nda hükümetten beklentiler ve çözüm önerileri de tek tek sıralandı.
Raporda vurgulanan talepler:
* Ülke içi ve sınır ötesi operasyonlar bir an önce durdurulmalıdır.
* PKK'ya silah bırakması çağrısında bulunmak amacıyla sivil toplum temsilcilerinin ve siyasi partilerin aracılığına başvurulmalıdır.
* PKK militanlarının silahlarını bırakmasını teşvik edecek yasal düzenleme yapılmalıdır.
* Hüküm giymiş PKK militanlarını kapsayan sicil affı çıkarılmalıdır.
Camide, eğitimde, adliyede anadil
* Eğitimde Kürtçe ikinci dil ya da seçmeli olmalı, kamu hizmetinde Kürtçeye izin verilmeli.
* Eğitim, sağlık ve adalet teşkilatında Kürtçe bilen eleman olmalı, atamalarda Kürtçe bilen, önyargısız kişiler tercih edilmeli. Kürdoloji Enstitüsü kurulmalı...
* Okullardaki "Türküm, doğruyum, çalışkanım" andı kaldırılmalı.
* Hasankeyf'te baraj inşası projesinden acilen vazgeçilmeli.
* KPSS ve ÖSS gibi merkezi sınavlarda bölgedeki çocuklar için özel düzenleme yapılmalı.
* Tüm eğitim kurumlarında Kürtçenin ikinci dil veya seçmeli dil olarak kullanılabilmesinin önü açılmalıdır.
* Örgütlenme ve ifade özgürlüğüne getirilen dil yasakları kaldırılmalıdır.
* Bölgedeki camilerde vaazlar Türkçe/Kürtçe verilebilmelidir.
* Bölgede devlet tiyatrolarında Kürtçe oyunlar da sergilenmelidir.
* Ekonomik potansiyelin açığa çıkarılması için Ermenistan ile sınır kapısı açılmalıdır.
* Suriye, İran, Irak ve Bölgesel Kürt Yönetimi'nin Diyarbakır'da konsolosluk ve temsilcilikler açmaları teşvik edilmelidir.
* Koruculuk sistemi bir an önce kaldırılmalıdır.
* Devlet, genel olarak topluma, özel olarak Kürt halkına yönelik en azından bir özür borcu olduğunu unutmamalıdır.