Kürt sorunu ve darbe: 2009dan miras

Oral Çalışlar

Yeni yıla büyük sürprizler içinde giriyor değiliz. Uzun yılların birikiminden miras kalmış birçok derdi yeni yıla taşımış olduğumuz da ortada. Her derdin kendi içinde bir öneminin olmasına rağmen, iki derdimiz var ki, diğer bütün sorunlarımızı şekillendiriyor ve yaşamımızı çok yoğun şekilde etkiliyor. Yeni yıla, iki temel derdin kafamızda yarattığı soru işaretleriyle girmiş bulunuyoruz: Kürt sorunu ve darbe...

Seferberlik Tetkik Kurulu’nun merkezindeki ‘kozmik oda’da incelemesini sürdüren Hâkim Kadir Kayan’ın aracını takip ettiği iddia edilen iki sivil araç yılın son günü polisler tarafından yakalandı. Bu iki sivil aracın içinden yine ‘sivil askerler’ çıktı. Genelkurmay bir gün sonra zehir zemberek bir açıklama yaparak, yaşadığı psikolojik gerginliği dışa vurdu.

***

Türkiye’de askeri darbe olur mu? Ortaya çıkan onca belge, bilgi, dinleme kayıtları, asker içinde darbeci bir birikimin hala var olduğunu inkar edilemeyecek şekilde gösteriyor. Daha önce yaşadığımız darbeleri ve müdahaleleri de göz önünde bulundurursak, ‘bu ülkede darbenin Allah’ı olur’  cümlesinin sadece bir espri olarak görülemeyeceği söylenebilir.

Bir kesime göre de, bu ülkede darbe falan olmaz. Onları biraz sıkıştırdığınızda ise, ‘olsa fena mı olur’ itiraflarını dinlemeye başlarsınız. Bu ülkede yalnız asker içinde değil, siviller içinde de, umudunu darbeye bağlamış, darbe olsa mutluluktan sokaklara dökülecek olan bir kesim vardır. Darbenin gerçekleşmesi halinde, kendi hayatlarının da büyük zararlar göreceği kesin olan bu kesimin darbeyi neden istediğiyse, ayrıca incelenmeye değer bir konudur.

Bülent Arınç’ın evinin çevresindeki ‘şüpheli’leri ciddiye almamız gerekiyor. Türkiye belli ki, virajı dönmeye ve darbe ihtimallerinden, darbe girişimlerinden kurtulmaya çalışıyor. 2010 yılında da, hiç şüphesiz, bu eğilimlerle, bu girişimlerle mücadele sürecek.

***

Türkiye’nin önündeki en ‘dev’ sorun, Kürt sorunu. Darbeyi de, darbecileri de besleyen en önemli enerji kaynağı, bu sorunun çözülememiş olması ve her an yeni krizler üretecek potansiyeli içinde taşımasıdır.

AK Parti hükümeti, ikircikli bir ruh hali içinde. Yeni yıla girerken, kafalardaki en temel soru şu: AK Parti, Kürt sorununun çözümü konusunda samimi mi? Bu noktada da son derece farklı ve hatta zıt yaklaşımlarla karşı karşıyayız.

Muhalefetin algı biçimi şöyle: “AKP bu işi Öcalan’la çözmek için anlaştı. Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir parçası olarak Kürtlere özerlik verilecek ve bunun sonucunda Türkiye parçalanmaya gidecek.”

Kürt kesiminde yaygınlaşmakta olan algı biçimi ise tam olarak ters yönde: “AK Parti orduyla anlaştı, zaten başından beri bu işte samimi değildi. Kürtleri oyalıyorlar ve bu işi askere havale ederek, Kürt siyasetini tasfiye etmeye hazırlanıyorlar. Bakın zaten doğru dürüst bir şey yapmadıkları gibi, DTP’nin kapatılmasını sağladılar, DTP’lilerin tutuklanmasını teşvik ediyorlar.”

Gerçek durumsa, bu iki yaklaşımla da açıklanamayacak bir halde ve elbette ki bir hayli karmaşık.

***

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘Kürt sorununu çözen siyasi lider’ olmak istiyor. İç ve dış koşulların buna uygun olduğunu algıladığı andan itibaren de, birtakım adımlar atma yönünde girişimlerde bulunmaya başlamış durumda.

‘Kürt açılımı’ süreci, bu nedenle, geçtiğimiz ağustos ayının ilk günlerinde başlatıldı. Başlar başlamaz muhalefet, beklenenin çok üstünde bir dirençle hükümetin karşısına çıktı. Yargı yıl boyu süren DTP tutuklamalarıyla ve DTP’nin kapatılmasıyla açılım taraflısı olmadığını  ortaya koydu. DTP de açılıma ihtiyatla yaklaştı.

DTP’lilerin kafasında birçok soru belirdi... Yargının yaptıkları bir ‘devlet projesi’ miydi?  Askerin sessizliği nasıl yorumlanabilirdi?

AK Parti, karşılaştığı tepkiler ve bölgede DTP ile yaşadığı rekabet nedeniyle Kürt sorununun temel muhatabı olan güçlerle ciddi bir siyasi çatışma içine girdi. Bazı AK Partililerin DTP’ye son dönemde gösterdikleri sert tepkileri ve Güneydoğu’daki tutuklamaları destekleyen tavırları, Kürtler içinde ciddi bir güvensizliğe neden oldu.

***

‘Açılım’ 2010 yılında da, yılın en önemli siyasi konu başlığı olma özelliğini sürdürecek. AK Parti’nin açılımı taşıyabilmesi için geçmişteki hatalarını ciddi şekilde gözden geçirmesi, tutumunu güncelleyebilmesi, milliyetçiliğe esaretten kendini kurtarması gerekiyor.

Kürtler BDH ile çözümün Meclis’te olduğu mesajını verdiler. Bu tercih, sorunun çözümü için bir şans oluşturmaya devam ediyor. Diğer yandan, birçok belediye başkanı hapiste, hâlâ birçok yörede BDH’lilere yönelik polis operasyonları sürüyor. Bunun çözümü kolaylaştıracağını sananlar, kısa süre sonra, yanıldıklarını anlayacaklar.

Kürtleri anlama ve durumu düzeltme yönündeki adımların, daha büyük zararlar oluşmadan gerçekleşmesini umuyorum.

Kürtlerin kimlik temelli talepleri, demokratik sistemin kökleşmesi için birincil önemdeler . Kardeşlik ve huzur içinde yaşayabilmek, bölgede etkili olacak bir demokratik sistem yaratabilmek için Kürt sorununda barışçı çözüm zorunludur...

Umarım, milliyetçi ve militarist engelleri aşabilen yeni bir ruh haliyle, yeni bir dinamizmle bu yılın üstesinden geliriz.

RADİKAL