Kur’an’da “Şüphesiz Allah … Haberdardır” İfadesi

MURAT KAYACAN

Kur’an’da “Allah haberdardır. (inna(A)llâhe abîrun) ifadesi, üç Medeni surenin dört ayetinde geçmektedir. Bu yazıda söz konusu ayetler içlerinde bulundukları surelerin iniş sırasına göre ele alınacaktır.

Allah, müminleri isyan, inkâr ve şirkten sakındırır. Bu sakındırmada Allah korkusu oldukça belirgindir:  “Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Herkes yarın için ne hazırladığına baksın! (Evet) Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşr, 59: 18). Ayetteki “yarın” kelimesinden kastedilen ahiret günüdür. Bu durumda dünya hayatı “bugün” olmaktadır. “Yarın” için tedbir almayan insan, günlük yaşar ve geleceğini (ahiret) hesap etmediği için ahirette yaşayacağı pişmanlığın ona bir faydası olmaz. Ahiret günü yerine “yarın” kelimesinin kullanılması, yeniden dirilişin yakınlığına ve o gün için kulların tedbirli olmaları gerektiğine dikkat çekmek içindir ve bu kelimenin Arapçadaki belirlilik takısı (el) kullanılmaksızın söylenmesi, o günün dehşet vericiliğine işarettir. İnsanın “hazırladığına” bakabilmesi için neyin tevhid neyin şirk, neyin iyi neyin kötü, neyin helal neyin haram vs. olduğunu bilmesi gerekir. Aksi takdirde ne yaptığını ölçemez.. Ayette iki defa “Allah’tan korkun” denilmesi de dünya değil, ahiret merkezli bir hayat anlayışına sahip olmak ve kulluk bilinci ile yaşamak gerektiğini göstermektedir. Bu dünya, ahiretin tarlasıdır. Dünyada ne ekilirse ahirette o biçilir.

Mümin erkeklerin harama bakmaları ve gayrimeşru ilişkilere yönelmeleri yasaktır: “Mümin erkeklere söyle gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve mahrem yerlerini korusunlar. Bu onlar için daha temizdir. Şüphesiz Allah onların yaptıklarından haberdardır.” (Nur, 24: 30). Bu ayette fiilen harama bulaşmaya götüren “harama bakma fiili”, “mahrem yerlerini korusunlar” emrinden önce belirtilmiştir. Bu açıdan harama bakma, daha çirkin bir harama (zina) götüren bir fiil olmaktadır. Allah, kimin harama göz diktiğini, şerre yöneldiğini, şeytanın vesvesesine kapıldığını bilir. Harama bakanlar, bu fiillerini insanlardan saklayabilseler de Allah’tan ve O’nun kayda geçiren meleklerinden gizleyemezler. Tıbbi tedavi, eğitim, evlenme niyeti vs. durumlardaki kadına yönelik bakışlar ise ayetteki yasak kapsamında değildir. Ayetteki “mahrem yerlerini korusunlar” ifadesi, harama bakmalarına ek olarak haram ilişkilere girmesinler, anlamındadır. İnsandaki bu zaafı bilen Allah, cinsellik ihtiyacını helal yoldan giderme (nikâh) imkânını kullarına vermişken harama yönelmenin hiçbir gerekçesi olamaz.

Kur’an, uyarılarını sadece inananlara yapmaz, inanıyormuş gibi yapanları da uyarır:Kendilerine emrettiğinde (cihada) mutlaka çıkacakları üzere bütün güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: 'Yemin etmeyin. İtaat(ınız) bilinmektedir. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nur, 24: 53). Yalan yere yemin edenlerin sahtekârlıkları kendisini belli etmektedir. Ayrıca Allah kimin ne yaptığından haberdardır. Buna rağmen ikiyüzlü kimseler, kendilerini kandırdıklarının farkında değildirler ve onlar, Allah’ın adını ağızlarına almaya layık kimseler değildir.

Hakkı gözetmek ve adil şahitler olmak ile Allah korkusu (takva) arasında yakın bir ilişki vardır. Hem batıl peşinde koşmak hem de zulmetmek ardından da takvadan söz etmek mümkün değildir: “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletten ayrılmaya yöneltmesin. Adaletli davranın; bu takvaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Maide, 5: 8). Müminler; evde, okulda, işte vs. adaleti hâkim kılmakla sorumludurlar. İslam, ev ve cami ile sınırlı bir hayatı yeterli görmez. Kamusal alanda ne olup bittiği ve düzenlemelerin şeriata (adalet) uygunluğu konusu da Müslümanların ilgi alanında olmalıdır. Müminlerin öfke besledikleri başka toplumlara bile adaletli davranmaları zorunluluğu, dikkat çekicidir. Kendilerinden olmayanlara karşı adaletle mükellef tutulan müminlerin kendi aralarında adalete ne kadar dikkate etmeleri gerektiği izahtan varestedir.

Görüldüğü gibi Kur’an’da “Allah … haberdardır.” ifadesi bağlamında müminler Allah’tan korkmaya, ahiret için hazırlık yapmaya, mümin erkekler harama bakmamaya ve gayrimeşru ilişkilere girmemeye, münafıklar Allah’a kalpten itaat etmeye, yine müminler adil şahitler olmaya çağrılmaktadır.