Kur’an’da “İncitenler” İfadesi

MURAT KAYACAN

Kur’an’da “incitenler (الَّذينَ يُؤْذُونَ)” ifadesi iki Medeni surenin üç ayetinde dört defa geçmektedir. Bu yazıda söz konusu üç ayet içlerinde bulundukları iki surenin iniş sırasına göre ele alınacaktır.

Kur’an, “Allah’ın eli”nin Rasulullah’a biat eden Müslümanların üzerinde olduğunu belirten ayette (Fetih, 48: 10) olduğu gibi mecazen Allah’ın incitilmesinden de söz etmektedir: “Allah'ı ve elçisini incitenler var ya, işte Allah onlara dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.” (Ahzab, 33: 57). Allah ve Rasulü’nün (s) incitilmesinden birlikte söz edilmesi, vahye ve onu aktarana karşı yürütülen bir karşı kampanyayı akla getirmektedir. Böyle kimseler yaptıklarının yanlarına kâr kalacağını düşünmemelidir. İnsanlar azaba uğramasın diye onlara rehberlik edecek peygamberler ve kitaplar gönderen Allah, bu nimetlere nankörlük edenler için bir azap hazırlamıştır.

Müminler için en değerli varlık Allah’tır, insanlar arasında ise peygamberlerdir. Her ikisine yapılacak hakaret ve isyan müminleri de incitir. Müminleri üzecek unsurlar arasında, İslam’a ve Müslümanlara karşı kurulan komplolar, saldırgan tutumlar, şirk ve zulümde ısrar türü şeyler de yer alır. Yukarıdaki ayette olduğu gibi yaşam ilkelerini koyan Allah’ı ve o ilkeleri tebliğ edenleri incitenler, o ilkelere tâbi olanları da incitmektedirler: “Mümin erkekleri ve mümin kadınları yapmadıkları bir şeyle (suçlayıp) incitenler, bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.” (Ahzab, 33: 58). Müminlere “yapmadıkları bir şeyle (suçlayıp) incitenler”, müminlere iftira atarak onların toplumdaki itibarını sarsmaya çalışmaktadırlar. Bu iftiracılar “Çamur at, izi kalsın.” diye düşünürler. Ahirette bu yaptıklarının can yakıcı bir karşılığı olacaktır.

Alaycılar açısından, yapılan şeylerin iyi olması fark etmez. Onlar söylemlerini karşılarındakini zor durumda bırakmak üzere kurgularlar: “(Yine o münafıklardan) ‘O (peygamber) bir kulaktır.’ diyerek peygamberi incitenler de vardır. De ki: O, sizin için bir hayır kulağıdır. Çünkü o Allah’a inanır, müminlere güvenir ve o, sizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah’ın rasulünü incitenler için mutlaka elem verici bir azap vardır.” (Tevbe, 9: 61). Araplar herkesi dinleyen erkeğe, kadına ve topluluğa “kulak” derler (Ferâhîdî, ts., VIII: 199). Peygamber’in (s) insani ilişkilerinde saygılı olması ve insanlara değer vererek toplumun her kesiminden kişilere kulak vermesi bile alay konusu edilmektedir. Hâlbuki onun “bir hayır kulağı” oluşu, onun saflığının değil “hayır amaçlı” dinlediğinin delilidir. O, birisini dinlerken onu şerden uzaklaştırmak, hayırlı biri ise hayrını artırmak için dinler. Toplumda böyle insanların sayısı az olsa da münafıkların derdi onların artması değil, mümkünse etkisiz kılınmasıdır. Çünkü onlar birbirlerine kötülüğü emreden ve iyilikten alıkoyan, cimri ve yoldan çıkmış kimselerdir (Tevbe, 9: 67). Bu ikiyüzlü kimseler, “müminlere güvenir” ifadesi uyarınca Rasul’ün (s) her dinlediği kişiye değil, müminlere güvendiğini bilmelidir. O, herkese kanacak birisi değildir. Rasul, ilahî mesajı duyurmaktadır.  Onunla alay edip onu incitmek, azapla sonuçlanır.

Görüldüğü gibi Kur’an’da “incitenler”in işlediği bu suç; karşı gelme ile Allah’a, din konusunda baskı, işkence, sürgün vs. ile O’nun rasulüne ve müminlere yöneliktir. Bu ayetlerde en çok incitilen kimse olarak Rasulullah’tan (s) söz edilmektedir.

 

Ferâhîdî, el-Halil b. Ahmed (h. 170), Kitabu’l-Ayn, 8 c., Daru Mektebeti’l-Hilal, yy., ts.