Kur’an’da Borçlanma

MURAT KAYACAN

Kur’an borç alıp verme konusunda insanları adaleti gerçekleştirmeye teşvik eder. Bu yazıda bu konuya dair şu ayeti ele alacağız: “Ey iman edenler! belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. Aranızdan bir kâtip doğru olarak onu yazsın, kâtip Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah'tan korksun, ondan hiç bir şeyi eksiltmesin. Eğer üzerinde hak olan (borçlu), düşük akıllı ya da zaaf sahibi veya kendisi yazmaya güç yetirmeyecekse, velisi dosdoğru yazdırsın. Erkeklerinizden de iki şahit tutun; eğer iki erkek yoksa şahitlerden rıza göstereceğiniz bir erkek ve biri haktan saptığında öbürü ona hatırlatacak iki kadın (da olur). Şahitler çağırıldıkları zaman kaçınmasınlar. Onu (borcu) az olsun, çok olsun, süresiyle birlikte yazmaya üşenmeyin. Bu, Allah katında en adil, şahitlik için en sağlam, şüphelenmemeniz için de en yakın olandır. Ancak aranızda devredip durduğunuz ve peşin olarak yaptığınız ticaret başka, bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alışveriş yaptığınızda da şahit tutun. Yazana da, şahide de zarar verilmesin. (Aksini) Yaparsanız, o, kendiniz için (bir zulüm ve günah) fısktır. Allah'tan korkun. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi bilendir.” (Bakara, 2: 282).

Yukarıdaki ayetteki Ey iman edenler, belirli bir süre için borçlandığınız zaman ifadesi borcun geri ödemesinin ne zaman yapılacağının, kayıt altına alınarak kesinleştirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Kayıt altına alma emri, yazılı sözleşmelerin (sened vs.) delil olduğunu da göstermektedir. Her ne kadar aile bireyleri veya arkadaşlar arasında borçlanmanın yazılması garip karşılansa da en azından şahit bulundurulmalı ya da günümüzde neredeyse kimsenin bigâne kalamadığı banka hesabı üzerinden borç verilmelidir ki ihtilaf durumunda yakınların ve arkadaşların arası açılmasın.

Aranızdan bir kâtip ve erkeklerinizden ifadelerinden anlaşılan şey, borcu kayıt altına alanların ve bu olaya şahitlik edenlerin Müslümanlardan olması gerektiğidir. Ancak bu borçlanmanın tarafları Müslüman değilse onların razı olacağı dindaşları da onların şahitliğini yapabilir. Ayrıca kâtibin yazmasının istenmesi, “taraflar yazmayı bilmiyorsa” şeklinde de anlaşılmaktadır. Bu durumda borç alıp verme işlemi için kâtibe gerek kalmamakta ancak şahitlerin gerekliliği iptal olmamaktadır.

Borçlanma kaydında bir erkek şahit yerine iki kadın şahidin de olabileceği ifadesi, genellikle kadının unutkanlığı veya ticaret işlerinden uzaklığıyla gerekçelendirilmektedir. Oysa ayette ‘tense’(unutursa) kelimesi değil, haktan ve doğruluktan sapmak anlamındaki ‘tedille’ ifadesi kullanılmaktadır. Bu durum yine hem erkek hem kadın için sözkonusu olmakla beraber, erkeğin kadın üzerindeki otoritesi gözönünde bulundurulduğunda kadın için daha çok sözkonusudur. Günümüzde de durum hala bu şekildedir. Ek olarak, şahitlik riskli bir iş olduğundan Şarii’in kastı, şahitlik sorumluluğunu tek başına bir kadına yüklememek de olabilir. Diğer bir şey de, görünürde iki kadın şahidin olması ancak birisinin “hatırlatıcı” pozisyonda ve ikincil derecede şahitlik statüsüne sahip olmasıdır. Ayrıca, Şahitliği istenen kişilerin adil olmaları gerekir. Aksi takdirde borç veren ile alan arasındaki bir ihtilaf durumunda görevlerini gereğince yerine getiremezler.

“Müslümanlar günümüzde bu ayetin gereğini her durumda yapmıyor. Demek ki herkes pratikte tarihselcidir.” denirse buna şöyle cevap vermek mümkündür: Sözkonusu ayetteki “Ancak aranızda devredip durduğunuz ve peşin olarak yaptığınız ticaret başka, bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur.” şeklindeki kısım, yaptığımız tüm peşin alışverişlerin kayıt altına alınmasının gerekmediğini ifade etmektedir. Bu nedenle bu meseleyi karikatürize edip, buradan tarihsellik çıkarmak doğru değildir. Ayetin bu kısmında yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur denilmesi alışverişi (günübirlik borçlanmaları) kayda geçirmenin zorunlu olduğunu değil, onu kaydetmede bir sorun olmadığını ifade etmektedir. Yani borç alıp vermeyi kayıt altına alan kişi yakınımız ya da samimi arkadaşımız ise onu yaptığından dolayı kınamamalıyız.

Alışveriş yaptığınızda da şahid tutun. Yazana da, şahide de zarar verilmesin ifadesi borçlanmayı kayıt altına alanın da borçlanmaya dair şahitlik yapan kimselerin de korunması gerektiğine dikkat çekmektedir. Çünkü hakkın şahitliğini yapmak anlaşmayı yapanlar Müslüman olsalar bile içinde bazı riskler (korkutma, tehdit vs.) barındırmaktadır.

***

Karaman, Hayrettin vd., Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, 5 c., DİB Yay., Ank., 2007.

Mevdudî, Ebu’l A’lâ, Tefhîmu’l-Kur’an, (çev. Muhammed Han Kayani vd.), 7 c., İnsan Yay., İst., 1986.