Açıklamada, "Doğu Kudüs'te yaklaşık 900 kişiden oluşan 200'den fazla Filistinli aile, çoğunlukla terörist Yahudi yerleşimci örgütleri tarafından İsrail mahkemelerinde açılan davalar sonucunda zorla yerinden edilme ve yakın zamanda tahliye tehdidiyle karşı karşıyadır." ifadelerine yer verildi.
İsrail mahkemelerinin "yasa dışı ve emsalsiz bir gerçeği pekiştirmek ve Kutsal Şehir'de buna sahte bir meşruiyet kazandırmak için araç olarak kullanıldığı" kaydedilen açıklamada, "işgal mahkemelerinin, işgalin suç teşkil eden uygulamalarının bir parçası olduğu" vurgulandı.
Açıklamada, İsrail makamlarının işgal altındaki Kudüs'te Filistinlilere yönelik zorla tahliyeleri artırdığına dikkati çekilerek, "Geçen hafta Silvan'ın Batn el-Hava Mahallesi'nde 15 ailenin evlerinden çıkarılması ve sözde belediye tarafından Kalendiya'da 7 ev hakkında derhal ve itiraz edilemez yıkım kararı verilmesi en güçlü şekilde kınanmaktadır." ifadesi kullanıldı.
Kudüs'te yaşananların, "kutsal şehri Yahudileştirme, Filistin halkını yerinden etme ve şehrin demografik yapısını değiştirmeyi amaçlayan planın parçası" olduğu belirtilen açıklamada, uluslararası topluma harekete geçme çağrısı yapıldı.
Açıklamada, tüm devletler ve uluslararası kuruluşlar, Filistin halkının süregelen zorla yerinden edilmesini önlemek için "daha kararlı ve somut adımlar atmaya" davet edildi.
Filistin tarafı ayrıca, "diplomatik baskı mekanizmalarının devreye sokulması ve sahadaki uluslararası varlığın güçlendirilmesi" çağrısında bulundu.
Açıklamada, Filistinlilerin haklarının korunması, bu hakların hiçbir gerekçeyle ihlal edilmemesi, zorla yerinden edilmenin önlenmesi ve Kudüs'ün demografik yapısını değiştirmeye yönelik girişimlerin engellenmesi gerektiği vurgulanarak, İsrail'in tüm uygulamalarının "geçersiz ve hukuki açıdan yok hükmünde" sayılması istendi.
Birleşmiş Milletler (BM), 26 Mart'ta İsrail güvenlik güçlerinin işgal altındaki Doğu Kudüs'ün Silvan Mahallesi'ne bağlı Batn el-Heva bölgesinde en az 16 Filistinli aileyi zorla evlerinden tahliye ettiğini bildirmişti.