Konya'da Siyonist ve emperyalist çeteye karşı yürüyüş

Konya'da Sivil Toplum Kuruluşları Platformunun öncülüğünde “Siyonist ve Emperyalist Çeteye Karşı Kardeşine Sahip Çık,  Kutsalına Sahip Çık” yürüyüşü gerçekleştirdi. 

Kılıçarslan meydanından Gedavet parkına kadar yürüyen müslümanlar siyonist çeteye ve Amerikaya karşı sloganlar, döviz ve pankartlar ile sık sık getirdikleri tedbirleri tepkilerini gösterdiler.  Yürüyüşün ardından Kuranı Kerim tilavetiyle başlayan program Filistinli mahkumlara dikkat çekmek amacıyla temsili canlandırmalar ve konuşmalarla devam etti. Etkinlik dua ile sona erdi. 

Basın açıklamasının tam metni:

MESCİD’İ AKSA’YI ÖZGÜRLEŞTİRMEK BOYNUMUZUN BORCUDUR!

ESİR KARDEŞLERİMİZİ UNUTMAYACAĞIZ.

İlk kıblemiz, yıllardır mahzun ve mağdur. Ama tüm hüznüne rağmen mü'minler hiç eksik olmamıştı avlusundan. Şimdi ilk defa Ramazanı ve bayramı prangalar altında geçirdi. 

Deir Yasin'de kan akarken... Sabra ve Şatilla'da masumlar katledilirken... El Halil gasp edilirken ve Gazze bombalanırken hep mahzundu Mescidi Aksa. Ama uzun yıllardır tüm hüznüne rağmen, müminler hiç eksik olmamıştı avlusundan. Murabıtlar, mücahitler oradaydı. Şimdi ilk defa, 60 yıldan bu yana ilk defa, Ramazanı ve bayramı prangalar altında yalnız geçirdi ilk kıblemiz!

7 Ekim Aksa Tufanı, adını Mescidi Aksa'dan alan, gücünü Aksa'yla toplayan, hayatını Aksa'ya adayan kutlu bir direniş hamlesiydi. On binlerce şehit, Mescid-i Aksa'nın hürriyeti için canını feda etti. Yüzbinlerce Filistinli, Aksa için, eşini, evladını, anasını, babasını, evini barkını feda etti. Şimdi bize düşen, şehitlerin emaneti Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmaktır. Dikkatimizi dağıtmalarına fırsat vermeden, Mescid-i Aksa'ya odaklanmalıyız. 

Bizler, “Sen ve Rabbin gidin savaşın” diyenler gibi oturup bekleyecek değiliz.  “Ey İman edenler, Allah’ın yardımcıları olun” emrinin muhatapları olarak üzerimize düşeni yapacağız. Mescidi Aksa’yı özgürlüğüne kavuşturmak için bedel ödemeye hazır olduğumuzu Mescid’i Aksa’nın sadece Filistinlilerin olmadığını, Kudüs’ün sadece Kudüs’ ten ibaret olmadığını bir kez daha ilan ediyoruz.

Mescid-i Aksa'yı ibadete kapatan zalimler, Aksa'nın savunucusu Filistin’li kardeşlerimizden esir aldığı ve zindanlarında tuttuğu mücahitlerin idamı için yasalarını değiştirmiştir. 

İnsanlık tarihinin en utanç verici eşiklerinden birindeyiz.

İsrail Parlamentosu’nun (Knesset) yalnızca Filistinli esirlere uygulanacak idam cezasını içeren yasa düzenlemesini kabul etmesi; insanlık onuruna açık bir saldırıdır.

Bu karar, sıradan bir ceza hukuku düzenlemesi değildir.

Bu karar, 75 yıldır süren işgalin, sürgünün ve sistematik baskının 7 Ekim’den bu yana Gazze’de açık bir soykırıma dönüşen politikanın yeni ve daha karanlık bir aşamasıdır.

Bu yasa ile işgalci İsrail rejimi, hukuku bir adalet mekanizması olmaktan çıkarıp bir infaz aracına dönüştürdüğünü tüm dünyaya ilan etmiştir.

Bu düzenleme:

• Yaşam hakkının açık ihlalidir.

• Ayrımcı ve ırkçı bir uygulamadır.

• Uluslararası insancıl hukukun ağır ihlalidir.

• Apartheid rejiminin en vahşi tezahürlerinden biridir.

İsrail, emperyalist güçler tarafından kurdurulduğu tarihten bugüne Filistinlilere yönelik sistematik apartheid(ırk ayrımcılığı)

rejimini uygulamaktadır. Hukuk kılıfıyla insanlığa karşı uygulamalarını  meşrulaştırmaya çalışan soykırımcı İsrail, yasalar eliyle zulüm politikaları inşa etmektedir. 

İsrail'in ırkçı zulüm yasaları saymakla bitmez: Gıyabi Mülkiyet Yasası ile Filistinlilere ait mülkiyetlere el koyan, Duvarı Yasası ile seyahat ve yerleşimlere müdahale eden, yeni Yerleşim Kararları ile işgal düzenini kurarak Filistinlilerin arazilerine el koyan, Yahudi Ulus Dönüş yasası ile yahudilerin dünyanın dört bir tarafından Filistinlilerin topraklarını çalmak üzere çağıran ve sürgüne uğrayan Filistinlilerin topraklarına geri dönme haklarını ise yasaklayan Yahudi Ulus Devlet Yasası ile yahudi olmayanların en temel haklarını yok sayan İsrail yasalarıdır. Bu yasalar, İsrail'in 80 yıla dayanan sistematik politikasıdır. İsrail aklı katletme ve çalma üzerine kuruludur.

Tüm bu yasalar ve İdam yasası İsrail'in soykırımcı mevzuatının bir parçasıdır.Soykırımcı İsrail'in kendisine örnek aldığı rejim olan Nazi Almanyası’nda da yapılan tüm katliamlar Alman yasalarına uygun bir şekilde yapılmıştı. Nazi rejimi İsrail'de, Hitler aklı ise Netanyahu'da yaşamaya devam etmektedir. İşgal ettikleri toprakların gerçek sahiplerini ipe götürmeye cüret etmek demek, kendi ipini çekmekten, terör devletinin kaçınılmaz sonunu hazırlamaktan başka bir şey değildir.

Bu adımın Nazi zulmünden hiçbir farkı yoktur. Bu zulme imza atanlar ve her şey olurken sessiz kalanlar muhakkak ki, Hitler ile aynı akibeti yaşayacaktır.

Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatarak müminlerin yüreğini yaralayan işgalci rejim; şimdi de "idam yasası" adı altında bir cinayet mekanizması kurmaya çalışmaktadır. Haklarını ve topraklarını savunan kahramanları idam sehpalarıyla korkutacağını sananlar, Şeyh Ahmed Yasinlerin, Rantisilerin, Yahya Sinvarların mirasına baksınlar! Sizin darağaçlarınız, bizim şehadet aşkımızı ve direniş irademizi asla kıramayacaktır. Esirler onurumuzdur, onları Siyonistlerin insafına terk etmeyeceğiz!

Siyonist İsrail rejimi tarafından, Gazze’de işlenen soykırımın kahredici acısı vicdanlarda canlı dururken, Lübnan’da ve İran’da ortaya konan yeni vahşetler insanlığı bir kez daha derinden sarstı. 

165 İranlı öğrencinin, Siyonist rejim tarafından okul sıralarında katledilmesi ve bu katliamın küresel vicdanda yeteri kadar yer bulmadı. Neden? Dünya neden sessiz? Öldüren Amerika olduğu müddetçe ölenin çocuk veya kadın olması fark etmez.

2,5 Yıldır Refah Kapısını kapalı tutanlar, Hürmüz Boğazının 1 ay kapalı kalmasına tahammül edemiyor, uluslararası hukuk akıllarına geliyor, hak ihlallerinden bahsedilmeye başlanıyor.

Zalimler için hukuk denilince kendi menfaatlerinin esas olduğu tekrar tekrar ortaya çıkmış oluyor.

Venezüella' da yaptığı haydutluğun aynısını İran'da da yapmaya, İran'ın da petrollerine çökmeye kalkıyor. Dünya insanlığı ile dalga geçip saldırısını "rejim değiştirme" kılıfına sarılıyor. 

Ey Amerika, Ey İsrail, Ey zalimler, 

Şunu kafanıza iyice sokun ki, ülkelerin doğal zenginliklerine çökme hakkınız olmadığı gibi başka ülkelerin rejimlerini değiştirme hakkınızda yok.

Sizler KORKAKSINIZ ! Dünya hayatını çok seven topluluklarsınız. Bizlerse;  "ölüm ne uzak bize/ ne yakın bize ölüm/ ölümsüzlüğü tattık/ bize yapsın ölüm" diyenleriz. Silahlarınızdan ve sizlerden korkmuyoruz. Madem ölüm tek bir defa gelecek, o da neden Allah için olmasın diyoruz ve haykırıyoruz; Bizlerden KORKUN ! İslam ümmetinden korkun ve İslâm beldelerinden DEFOLUN !

Türkiye’den, Konya meydanlarından ilan ediyoruz ki; 

Ey Zalimler,  Yaptığınız hesapların alt-üst olmasına, kendi rejimlerinizin değişmesine az kaldı, böylesi ölçüsüz zulüm ve haydutluklarınızın mutlaka bedeli olacak. Bu bedelleri sizlere ödetme hususunda elimizden geleni yapacağız. 

Değerli dostlar; boykota devam diyoruz. Listemize, fabrikasını İsrail’e mühimmat üretmeye  dönüştüren Wolkvagen’i de ekliyoruz. 

İsim değiştirerek boykotumuzu delmeye çalışan dondurmacıyı da ferasetinize havale ediyoruz. Cihanbeyli Kaymakamı’nı hassasiyetlerimize uygun davranması hususunda uyarıyor, 

Tüm dünya Müslümanlarını ve ezilen, sömürülen halkları, zalimlere karşı birlik olmaya çağırıyoruz. Mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Yılarsak veylolsun bize, vazgeçersek veylolsun… Meydanları her zamanki doldurdunuz. Her birinizden Allah razı olsun. Sağolun, varolun, Allah’a emanet olun.

   Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu

Etkinlik-Eylem Haberleri

"İran'a Yönelik Emperyalist-Siyonist Saldırı"
“İnsan olmanın temel kurumu ailedir”
“Aksa Tufanı: Tarihin dönüm noktası ve direnişin manifestosu”
Kahramanmaraş’ta “İşgale Son! Esirlere Özgürlük” etkinliği düzenlendi
Soykırımcı İsrail'in Filistinli esirlere yönelik "idam yasası" Bingöl’de protesto edildi