Kontrollü Darbe, Kontrolsüz Kemalist Kadrolar

KENAN ALPAY

Dün Ankara’da Meclis’in Dikmen kapısının önünde anayasa değişiklik teklifini protesto etmek üzere bir grup basın açıklaması ve yürüyüş gerçekleştirdi. Anayasa değişikliği çalışmalarını “Cumhuriyet'in kurucu değerlerine yapılan bir saldırı” olarak gören grup temsilcileri AK Parti ve MHP tarafından yürütülen mevcut çalışmanın gerçek bir başkanlık sistemi olmadığını da ileri sürerek itirazını kuvvetlendirmek istiyordu. Bu da bir görüştür beğenmeyenler olsa bile.

Demokratik Kitle Örgütleri ortak imzasıyla ortaya konan eylemi müstakil zannedip meseleyi destek için gelen birkaç CHP milletvekilinden ibaret görmek yanlış olur. Çünkü eylem örgütleriyle, söylemiyle, ruhuyla, koruma ve kollamaya azmettiği Kemalist mantığıyla tam bir CHP projesi olarak teşekkül etmiş durumda. Bu hususu da çok problem etmeyelim, bu da bir siyaset tarzıdır. Demokratik Kitle Örgütü imzasıyla Meclis’in kapısına dayananlar kimlerdir, hangi kesimleri temsil ediyor? Bazılarını değil tamamını isim isim zikredelim ki kendilerini “anayasa yapılması için gerekli olan toplumun tüm kesimlerinin ortak akıl ve kabulünü gerektirir” diyerek dayatanları yakından görelim. 

Demokrat Maskeli İhtilalciler

Hükümdar İstemiyoruz” ortak imzasıyla kamuoyuna deklare edilen metnin imzacıları şunlar: Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Derneği, Ankara Barosu, Ankara Cumhuriyet Okurları, Ankara Dayanışma Derneği, Ankara Divriği Kültür Derneği, Ardahan Vakfı, Atatürkçü Düşünce Derneği, Avrupa Türkiye Cumhuriyetçi Kadınlar Derneği, Aydos Dernekler Federasyonu, Birleşik Kamu İş, Çağdaş Demokratik Ehlibeyt Platformu, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Devlet Tiyatrosu Opera ve Bale Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV), Dil Derneği, Divriği Vakfı, Eğitim İş, Feminizm Derneği, Genel Sağlık İş, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Halkçı Düşünce Derneği, Halkçı Gençlik Derneği, Halkçı Kadın Platformu, Hekder, İstanbul Anayasa Platformu, İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Kadın Dernekleri Federasyonu, Kars ve Çevre İlleri Demokrat Dernekler Federasyonu, Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı, Kültür Sanat Emekçileri Derneği, Kültür Sanat İş, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı, Opera Solistler Derneği (OPSOD), Ozan-Der, Tarım Orman İş Sendikası, Tüketici Hakları Derneği, Tüm Yerel Sen, Türk Hukuk Kurumu, Sosyal Demokrasi Derneği, Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı, Yargıçlar Sendikası, Yozgat Yerel Dernekler Federasyonu, Yurttaş Hakları Derneği, Varto Derneği.

AKP vekillerine seslenerek tehdit ve yalanlarla “halkın çoğunluğunun gönlünü yapmaya ve insan haklarına dayalı hukuk devletini yaratmaya” davet eden zevat işte bunlar.

Opera Solistler Derneği ve Devlet tiyatrosu Opera ve Bale çalışanları Yardımlaşma Vakfı’nın onay vermediği bir toplumsal uzlaşma asla ve kat’a olamaz diyorlar özetle.

Divriği Vakfı, Kars ve Yozgat Federasyonu ile Varto Derneği yöneticilerinin “rejim değişikliği” olarak niteleyip “kabul etmiyoruz” dedikleri bir anayasa değişikliğini gerçekleştirmek Meclis’te çoğunluğu oluşturan partiler dahil kimin haddine?!

Ankara Cumhuriyet Okurları ve Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nın “sultan ya da hükümdar yetkilerine sahip bir diktatör yaratılmak isteniyor” feryadını duymazdan gelmek, bu tehlikeli gidişata devam etmek olsa olsa askeri darbelerle uslanmamış siyasetçilerin işi olur zaten!

Anayasa Değil Halk mı Değişmeli?

Baksanıza tastamam askeri cuntaların kucağında büyüyüp serpilmiş Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği bile “Cumhuriyetimizin mayasında diktatörlük yoktur” masalı okuyup seçilmiş siyasetçiler eliyle yürütülen anayasa çalışmalarını bir “aldatmaca” olarak karikatürize etmeye kalkışıyor. Siyaset ve toplum diktatörlüğün nerede, nasıl ve kimler eliyle icra edildiğini bilemeyecek kadar saf, hafızasız ve muhakemesiz olduğu için bunlar çok yerinde uyarılar elbette.

Terkibi tam bir çelişkiyi barındıran, Tek Parti despotizminin kalıntılarından Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı ile 28 Şubat’ın post-modern faşist teşekkülü Atatürkçü Düşünce Derneği “parlamenter demokratik sistemin ortadan kaldırılması girişimi” olarak gördükleri girişimin önünü kesmek üzere çağrılar yapıyor.

Alevi Bektaşi Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği gibi Kemalist oligarşi ile Stalinist örgütler arasında bir sarkaç misali gidip gelen çevrelerin “değişiklik gerçekleşirse parlamento sadece bir vitrin olarak kalacak” şikâyetleri en önce çirkin bir komiklik olarak sırıtıyor. İlaveten Gazi Meclis güzellemesi ile resmi ideolojiyi kutsallaştırma, Kemalist iktidar sınıfları ve kurumlara dokundurtmama fanatizmi adeta gözümüzün içine sokuluyor. “Tek Adam” rejimi riskini hatırlatır kurnazlığıyla halka rağmen sürdürülmek istenen Kemalist Tek Adam düzenini koruma ve kollama seferberliğini gözden kaçırmak için yırtınıyorlar.

Tabii bir de bitip tükenmek bilmeyen içinde bulunduğumuz hassas koşullar söylemi var ki anayasa değişikliğine hiç ama hiç müsaade etmiyormuş. Peki, ne yapılmalı? Anayasa değişiklik paketi çöpe atılsın, görüşmeler tamamen iptal edilsin. Çünkü Kemalist Cumhuriyet yeterince demokratik, tam kıvamında ulusal ve laiktir! Başkaca bir ilaveye, değişime hacet yoktur söz konusu Demokratik Kitle Örgütleri’ne göre.

İşte bu vasatta CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun “15 Temmuz kontrollü darbe girişimidir” çıkışı tipik bir Kemalist kara propagandadır, siyaset ve toplumu kaosa sürükleme tehdididir. Bu örgüt ve mantığı ikna etmek hemen hiç mümkün olmadığı gibi lüzumlu mudur, doğrusu tartışılır. Anayasa değişimi kısmi olsa bile ihtiyaçları gidermeye, işleyişi hızlandırmaya yönelik olumlu bir adımdır. Akıl ve mantıktan, ahlak ve hukuktan tam manasıyla sıyrılmış bu kontrolsüz Kemalist kadro ve örgütlerin çelmeleme, engelleme, iftira ve ihbarla yoldan saptırma teşebbüslerine kulak asmaksızın yol almaktan başka çıkış yolu gözükmüyor.