Keşke El Kaide Türkiye'ye Saldırsa (!)

ABDULKADİR ŞEN

Suriye devrimine destek veren ve hemen her şehirde binlerce Suriyeliyi misafir eden Türkiye halkını Suriye devriminden nasıl uzaklaştırırsınız? Bunun yolu basit ve şu sıralar uygulanması için yoğun çaba gösteren Şii ekseni dahilindeki devlet ve örgütlerin istihbaratları, yerli sol örgütler, Stockholm sendromuna kapılan, Esed'in paralı askeri  PKK ve bazı ülkelerin kale gibi korunan büyük elçilikleri yoğun bir tempo ile bu amacı gerçekleştirmeye çalışıyor Türkiye'de. Onların içten yaptıkları duaları adeta gözlerimin önünde duran bir kitabeden okur gibiyim...

Keşke El Kaide ya da radikal bir grup Türkiye'ye saldırsa(!)... Türkiye'nin bazı büyük kentlerinde maharetle hazırlanmış bombalı araçlar patlatılsa(!)... Saçma sapan hedeflere yapılacak ve onlarca çocuğun öleceği, ceset parçalarının etrafa saçılacağı,  kan ve gözyaşının yoğun bir ihanete uğramışlık söylemiyle beraber CNN ve BBC gibi emperyalist haber kaynakları tarafından Türkiye halkına pompalanıp; "işte bu İslamcılar böyle,  bunlar vahşi, bunlar cani, bunlar Esed'e bile rahmet okutur" denilerek her TARAF'taki taşeron  gazetecilerin basına çıkarak Suriye devrimi aleyhine propagandalar yapabileceği saldırılar…

Ahh ne güzel olurdu o gözlerimizde tüten “İslamcı Terör” saldırılarına bir yenisini daha eklesek(!)... Bir musibet bin nasihatten evladır denir ya, şu Türkiye halkına Suriye halkının onurlu özgürlük mücadelesine destek vermekten vazgeçmesi gerektiğini, dünya sisteminin adaletsiz gidişatına hayır dememeyi daha güzel öğretecek sözcükler var mıdır şarapnel sözcüğünden başka?  Bombalı araçlar son derece titizlikle hazırlanmalı, mümkünse sonradan kayıtları basına servis edilecek tarzda patlayıcıların sakallı insanlar tarafından yüklendiği görüntüler hazırlanmalıdır. Eğer Suriye ve Türkiye'den kaçırılan ve direnişe destekleri ile bilinen bir kaç sima ya da en azından bunların kimlikleri bu araçlar içinde olursa eylemlerin etkisi daha da artacaktır.  Saldırılar öncesi oluşturulacak ve içinde sosyolog ve psikologların da bulunduğu özel bir ekip Türkiye'de hükumetin ve halkın gelecek 20 yılda asla onurlu bir davaya ve İslam düşmanlığının birleştirdiği Haçlı-Marjinal Sol-Siyonist ve Caferi ittifak tarafından gerçekleştirilmek istenen projelere karşı tutum almamasını garantileyecek bu eylemlerin kan kokularını memleketin dört bir yanındaki insanlara medya rüzgârı ile ulaştırmalıdır.  Bu ekip hangi  yazarın hangi makaleyi yazacağını, hangi kanalın nasıl yayınlar yapacağını, hangi hocaların terörü lanetleyeceğini, saldırılar sonrası nasıl yas ilan edilip hangi vakıf ve derneklerin hedef tahtasına oturtulacağını belirlemelidir. 

Mücahidler vahşidir(!), öyleyse Cihad kötüdür(!), Cihad kötü olduğu için onu destekleyenler de kötüdür(!), bunların tümü de İslam'ın kötü olması dolayısıyladır(!). 

İşte sloganımız bu... 

Ama bu slogan Avrupa için, halkı Müslüman olan ülkeler için sloganımız farklı olmalıdır.

“İslam terörü lanetler, lanetli olan kötüdür, öyleyse onu yapan da kötüdür, dolayısıyla Suriyeli direnişçiler kötüdür bu da her türlü Cihad hareketinin kötü olduğu anlamına gelir ki bu Esed, Hamaney, Hizbullah savaşçılarının iyi olduğu anlamına gelir.” 

Bu da İslam ülkelerindeki sloganımız(!)…

Saldırıya uğrayan hedeflerin hiçbir dinde saldırılması doğru bulunmayan absürt mekânlar olması, mümkünse birkaç adet hamile kadın ve genç kızın ölümü ve yaralanmasıyla çıkarılacak hazin öykülerin duygusal Türkiye halkına sonu gelmeyen televizyon programlarıyla anlatılması, “eşeğin aklına karpuz kabuğu sokmak” kabilinden bazı basın organlarında "Suriye'li mültecilere saldırılar arttı."  "Öfkeli halkın mülteci kamplarına saldırmasından endişe ediliyor" tarzı haberler yapılması elzemdir.

Bu ahval ve şerait içerisinde en önce ABD ve İran büyükelçilikleri şiddetli kınamalar yayınlayarak Türkiye halkının sempatisini kazanacak açıklamalar yapacak. Daha sonra Türkiye'ye saldıran bu “vahşi teröristlerin” bulunması için ortak istihbarat çalışması yapılabileceğine dair teklifler, sempatik ziyaretler, mağdurlara ABD ve İran tarafından maddi destek yapılması süreci takip edilecek ve tabii caniler kısa sürede elimizle koyduğumuz gibi pardon elimizle koyduğumuz yerden alınarak adaletin kollarına teslim edilecek.

Varsın El Kaide her zaman olduğu gibi bu eylemi de şiddetle reddetsin ve kınasın. Dr. Eymen el Zevahiri son dönemlerde İslam dünyasının değişik yerlerinde camilere ve pazarlara düzenlenen saldırılara menfur ve lanetli saldırılar adı vermiş olsun.  El Kaide artık kendisini örgüte nispet eden ancak halklara karşı katı, değişimin doğasını ve fıkhını anlamamış, genellikle tek kişinin fikriyle yönetilen yapılara karşı açık cephe almış, Türkiye'de eylem yasağı olan El Kaide’nin eylemlerinde Müslümanları hedef almama konusundaki hassasiyeti biliniyor olsun.  Ayrıca bu hassasiyetlerinin Suriye devrimi ile alakasının olmadığı, öncesinde de bu tür eylemlerin yasak olduğu ortada olsun. Bu işi yapsa yapsa FSB (Rus İstihbaratı) ve SAVAMA (İran İstihbaratı)’nın yapabileceği biliniyor olsun. Ne çıkar ki? Her sakallıyı El Kaide zannedenleri de ikna etmeye yeter bu plan zaten!  Bazı kandırılmış “iyi niyetli” kişiler de bu plana alet olurlarsa  ne güzel olur! Ne demişler: “En kullanışlı ajan, kendisinin ajan olduğunun farkında olmayan ajandır”

Bombalı araçların Suriye sınırından içeri sokulduğuna delil teşkil edecek şekilde Gaziantep, Adana gibi güzergâhlarda kameralara tak(tır)ılması sağlanırsa televizyona çıkacak yoldaşlarımızın "İşte abi her şey ortada, bunun üzerine söylenecek söz yok. Türkiye başka ülkelerin içişlerine karışmamalıydı" şeklinde yorumlar yapmaları daha da kolaylaştırılabilir. Son dönemde terör yuvalarına dönen, camilere alternatif(!), genelde marjinal sol örgüt militanlarının cenazelerini kaldırmakla meşgul sözde ibadethanelerde de öldürülen mazlum ve mağdur insanlar anısına ayinler düzenlense hiç fena olmaz!

Kontrolümüz altında bulunan televizyon kanallarında "İslam ve Terör" "El Kaide'nin kirli tarihi"… gibi programlara ağırlık vermeliyiz. Eee Esed de bir açıklama ile Türkiye halkına baş sağlığı diler onu da ayarlarız. Böylece Türkiye sınırlarını Golan bekçisi Esed'e ve Lübnan'da sınırlarımızı itina ile koruyan Hizbullah'ımıza karşı mücadele eden Suriye halkına kapatacaktır.  Böylece tüm dünyanın ittifak ile İsrail ve Amerika'ya ve bölgedeki Neo Safevi planlarımıza tehdit arz ettikleri için baş belası olarak gördüğü, 3 yıl boyunca aralarından bariz ihanet şebekeleri çıkarmayan Suriye direnişinden kurtulmuş oluruz.  Ahh Suriye nelere kadirsin. NATO, İran, Rusya, ABD, Çin, Esed, Hizbullah bütün bir araya gelmez gibi görülenleri bir araya getirin ya... Senin yüzünden bütün planlarımız açığa çıktı ve 1000 yıl boyunca takiyye yapan Caferi'ler bile takiyyeyi bırakıp açıktan Sünni İslami projeye düşmanlıklarını ilan etmek zorunda kaldı. 

Allah'ım! Pardon Tanrım!  Heyecana geldik. Ne olursun El Kaide ya da İslamcı bir grup Türkiye'ye saldırsın, bombalar patlasın. Buna gerçekten ihtiyacımız var. Ne olur Tanrım! Türkiye'de insanları cihad kavramından hatta tümüyle İslam'dan dahi soğutacak kadar vahşi bazı eylemler olsun.

Amen…

İmza atanlar                                                                                    

Hamaney 

ABD İstihbaratı

İsrail Hizbullah         

PKK/BDP/PYD

DHKP-C           

Sol.org.

Gezi Parkı Komünü

Esed 

Ergenekon                              

***                                                                              

NOT: Bu bir suç duyurusudur, suçlama ve iftira değildir. Her konuda komplo teorisi üretip Müslümanların asla Batı'ya karşı gelecek bir direniş geliştiremeyeceğine inanan Batıperestler, kıblesi Pentagon olan yazarlar, komplo teorisyenleri  acaba neden bu konuda komplo teorisi yazmıyorlar? Bu duaya “Amen” diyenlerin bunu gerçekleştirmeye muktedir olduklarında bir dakika beklemeyeceklerinin bilincinde olmalı, bu konuda her türlü komploya hazır olmalıyız. Anlayana sivrisinek saz,  anlamayana bombalı araçlar az.