İsrail’in Yeni Dışişleri Bakanı Ashkenazi Neyi Temsil Ediyor?

İsrail’in yeni Dışişleri Bakanı Türkiye kamuoyunun da yakından tanıdığı bir isim: Mavi Marmara saldırısının emrini veren dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Gabi Ashkenazi.

HAKSÖZ-HABER

İsrail’de yeni kurulan hükümette Dışişleri Bakanı olarak göreve başlayan Gabi Ashkenazi Mavi Marmara saldırısının gerçekleştirildiği dönemde İsrail’in Genelkurmay Başkanı olması sebebiyle Türkiye’de bilinen bir isim.

Saldırının emrini veren isim olarak açılan Mavi Marmara davalarında da sanık konumunda bulunan Ashkenazi son seçimlerde Mavi-Beyaz İttifakının adayı olarak İsrail Meclisi Knesset’e girdi ve oluşturulan kabinede Dışişleri Bakanlığı görevine geldi.

Ashkenazi’ye Şimon Peres’in varisi gözüyle bakılıyor. Ashkenazi de tıpkı Şimon Peres gibi İsrail’deki sağ partilerin bazı politikalarına karşı çıkıyor. Ancak bu karşı çıkışında da yine tıpkı Peres gibi Siyonizmden esasta bir ayrışma içinde olmayıp Siyonizmin sağ kanadının bazı popülist politikalarına muhalefet etme şeklinde bir pozisyonda yer alıyor.

Yani çevirisini sunduğumuz yazıda da belirtildiği gibi: Askeri anlamda bir şahin, diplomatik alanda ise -sözde- bir güvercin var karşımızda.

***

İsrail’in Yeni Dışişleri Bakanı Seleflerinden Daha Farklı ve Hırslı
Mazal Muallim / Al-Monitor - Çeviri: Haksöz-Haber

Gabi Ashkenazi’nin İsrail’in yeni Dışişleri Bakanı olması, beklenen siyasi yükselişin onun için yalnızca ilk adımı.

Aralık 2012 yılında, BM Genel Kurulu’nun tarihe geçen Filistin’i üye olmayan Gözlemci Devlet olarak tanımasından birkaç gün sonra İsrail’in eski Askeri Şefi Gabi Ashkenazi her yıl düzenlenen İsrail İş Konferansı’nda katılımcılarla birlikte bu gelişmeyi tartıştı. Başbakan Benjamin Netanyahu bu hareketin önemsiz olduğunu söylüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a saldırıyorken Ashkenazi farklı bir bakış açısı sundu.

Ashkenazi, uzunca yaptığı açıklamalarında şunu söyledi: “Ben inanıyorum ki Yahudiler için Musevi bir demokratik devlete ihtiyacımız var ve eğer bunu muhafaza etmek istiyorsak Filistinlilerden ayrılmak zorundayız.”

İsrail Savunma Kuvvetleri’nde Şef olduğu dört yıllık dönemi bir yıl önce sona eren Ashkenazi, açıkladığı görüşlerine oluşan ilgiyi İşçi Partisi’nin Büyük Liderlik umudu olarak değerlendirmişti. O zamanlarda popülerlik oranları yüksekti, Netanyahu’nun popülerliğinden bile daha yüksekti. Aynı zamanda Ashkenazi,siyasi hayata girmesi için onu ikna etmeyi deneyen Cumhurbaşkanı Şimon Perez tarafından korunan birisi olduğuna inanmıştı. Peres, Ashkenazi’nin İşçi Partisi’nin liderliğini devralma ve akabinde hükümetinin kontrolünü elde etme şansının olduğuna inanmıştı.

Peres, on yıl önce Başbakan Yitzhak Rabin ile birlikte ilerlettikleri iki devlet fikrini savunan eski üst düzey askerin görüşlerini çok takdir etti. Ayrıca 2006 İkinci Lübnan Savaşı'ndan sonra IDF (İsrail Savunma Kuvvetleri)’yi ıslah eden Genelkurmay Başkanı Ashkenazi’nin performansının büyük bir hayranıydı. Peres, Ashkenazi'de hayallerinin somutlaşmış halini gördü: Askeri anlamda bir şahin, diplomatik alanda ise bir güvercin. Hala askeri üniforma altındayken yaptığı birçok konuşmada Ashkenazi Filistinlilerle dolaylı müzakerelerin yanı sıra İsrail için acı verici toprak imtiyazlarını savundu.

Şu an 66 yaşında olan Ashkenazi, siyasi merkez-solun büyük umudu, üniformasını çıkardıktan neredeyse on yıl sonra kendini, Netanyahu’nun Batı Şeria yerleşimlerini ilhak etmek için koşan beşinci hükümetinde Dışişleri Bakanı olarak buldu.

Ashkenazi olduğu yere gelebilmek için, IDF’deki halefi ve şimdi Mavi ve Beyaz İttifakı’ndaki partneri Benny Gantz ile birlikte seçmenlere verdikleri suçlu bir başbakan tarafından yönetilen bir hükümetten uzak durma sözlerini çiğnediler. Dışişleri Bakanı olarak artık Filistinlilerden ayrılma vizyonu ile Netanyahu’nun “ilhak” gündemi arasında manevra yapmak zorunda kalacak.

19 Mayıs’ta, hükümetin yemin etmesinden bir gün sonra Netanyahu ve Ashkenazi, ilk çalışma oturumu için bir araya geldi. Başbakanlık ofisinden yayınlanan bildiriye göre diplomatik sorunlar ve fırsatları görüşmeye ve tartışmaya devam etmek üzerine muvafakat ettiler. Görünen o ki masadaki en büyük sorunlar, Trump’ın “İsrail-Filistin Barış Planı”, Netanyahu’nun Batı Şeria topraklarındaki İsrail egemenliği dayatmalarına yönelik çabaları ve Mahmud Abbas ile Kral Abdullah’ın meselenin akıbetine dair uyarıları.

Ashkenazi’nin tek taraflı İsrail “ilhak” hareketlerine karşı saldırgan uyarılarda bulunmasını bekleyen herkes, bunun yerine İsrail’in yeni üst düzey diplomatının Filistinlilerle barış ve müzakerelere olan bağlılığıyla ilgili deklarasyonlarla ilgili ölçülü bir yanıt ve daha düşük bir profil seçtiğine karar kıldı. Bu aşamada Ashkenazi, en azından Netanyahu’nun çizgisine ayak uyduruyor ve dikkatli adımlar atıyor. 18 Mayıs töreninde Dışişleri Bakanından görevi devraldığında ABD Başkanı Trump’ın planını önemli bir fırsat ve “kilometre taşı” olarak değerlendirdi ve “Başkan Trump, bize gelecek on yıllar için İsrail Devleti’nin geleceğini ve sınırlarını şekillendirecek tarihi bir fırsat sundu. Plan, sorumlulukla, ABD ile tam koordinasyonlu ve İsrail Devleti’nin barış anlaşmaları ve stratejik menfaatlerini sürdürerek gelişecek.” dedi.

Muhtemelen yakın zamanda koalisyon hükümetinde Netanyahu’nun “ilhak” çabalarıyla alakalı bir güç paylaşımı görmeyeceğiz. Gantz ve Ashkenazi politik bir krize ya da başka bir seçime meraklı değiller ve bu yüzden Netanyahu’nun planını bozmak istemiyorlar.

Bu ikili, merkez sol aktivislerin onları Netanyahu`nun konumunu kaybetmesine sebep olan hainler diye suçlamasından dolayı aşırı endişeli de değil. Hatta yeni makamlarında o kadar rahat görünüyorlar ki, merkez sağ partisini kasıtlı olarak mahkemelik etmiş gibiler. Öyle ki ana merkez sağ siyasi partisi olan Likud’dan bazı kimseler Ashkenazi'yi Netanyahu'dan sonraki parti lideri olarak görüyor.

Tabi ki Likud destekcileri’nin Ashkenazi`nin Genelkurmay Başkanlığı günlerinden beri ona karşı zaafları var. O'nun katı askeri sınırları, doğuştan gelen liderlik karizması, halk nezdindeki güçlü cazibesi, Likud yıldızlarının başat özellikleri ne de olsa.

Ancak, Ashkenazi'nin popülerliği Netenyahu'dan çok, Mavi ve Beyaz İttifakının lideri Gantz için bir tehlike oluşturuyor. Sonuçta Ashkenazi politikaya atılırken hedefi başbakanlıktı. Ayrıca Gantz ile 10 yıllarca omuz omuza geçirdiği askeri hizmet döneminde, Gantz'ın liderlik yeteneklerinden çok da memnun olmadığı sır değildi. 2019'un başlarındaki seçim kampanyasında, ki o yılki üç kampanyadan ilkiydi, bir televizyon muhabiri Ashkenazi'ye, “Gantz başbakanlık için uygun bir seçim midir” diye sordu. Ashkenazi ise “kendisine kalsa direksiyonda kendi elinin de olmasını isteyeceğini” söyleyerek bu soruya cevap verdi. Bu cevap Gantz'ı kızdırsa da Gantz bu meselenin ardına düşmedi.

Ashkenazi yıllardır halkın gözünde ve medyada başbakan adayı olarak görülürken Gantz asla siyasi hayata uygun bulunmadı. Bununla birlikte son on sekiz ay içinde bir geri dönüş sinyali veren Gantz liderlik konumunu halkın gözünde güçlendirdi ve korudu. Defalarca çoğunluk hükümeti oluşturamadığı için Mavi ve Beyaz İttifakı’nın lideri Gantz'ın kenara çekilmesini ve dizginleri devretmesini talep eden Ashkenazi hakkında farklı değerlendirmeler yapılmaya başlandı. Fakat bu gerçekleşmedi ve Gantz yerini korudu.

Dahası, Ashkenazi kendini birlik hükümet hareketinin arkasındaki ve Yesh Atid parti başkanı Yair Lapid ile ortaklığın dağılmasındaki itici güç olarak buldu. Gantz'ın ikinci adamı olan Ashkenazi, anlaşmayı güçlendirmek için gerekli itici gücü sağlayarak Gantz'ı Netanyahu ile uzun haftalar süren gergin müzakerelere sürükledi.

İlişkileri sağlam görünüyor olmasına rağmen Gantz ve arkadaşlarının Dışişleri Bakanı’nın siyasi hırslarının farkında olmaları aralarındaki gerilimi gelecekte kaçınılmaz kılıyor.

Ashkenazi, ipleri Netanyahu'nun elinde olan bir kukla Dışişleri Bakanı olmayı düşünmüyor. Tam tersi yeni pozisyonunu Netanyahu ile rotasyon anlaşmasında belirtildiği gibi on sekiz ay içinde görevine bir son hazırlık ve sıçrama tahtası olarak görüyor. Yakında Pentagon ve Beyaz Saray'ın salonlarında tanındık bir figür olarak ABD'yi ziyaret edecek. IDF şefi olarak sık sık Washington'u ziyaret etti. İsrail'in İran’ın nükleer tesislerine saldırmayı planlaması üzerine Başkan Barack Obama ile Netanyahu arasında gerginlik arttığında, Ashkenazi, güvenlik koordinasyonunda kilit bir figürdü.

Ashkenazi, temaslarını ve uluslararası çekiciliğini yeni görevine taşıyor. Ayrıca, Netanyahu'nun yeni hükümetinin hantal büyüklüğü göz önüne alındığında Gantz ile birlikte, küçük hükümet-diplomasi kabinesi kurulmasını planlaması bekleniyor. Ashkenazi’ye gelince, siyasi yıldızı şimdi yükselişine başladı.

Mavi Marmara Haberleri

Mavi Marmara mağduru Osman Atalay 150 bin TL tazminat davası kazandı
'Mavi Marmara' gemisi icradan satıldı
Gülden Sönmez, Mavi Marmara ile ilgili yargı sürecini anlattı
Siyonist İsrail'in Mavi Marmara saldırısının üzerinden 11 yıl geçti
Bülent Yıldırım: Mavi Marmara bir dönüm noktasıydı