İsrail Gazzeye saldırırken İran zor durumda!

Abdurrahman Dilipak


Hareketli günler yaşıyoruz.

Önce iyi bir haber: Açlık grevleri sona erdi. Suriye'de rehin tutulan gazeteci CHP-TFC işbirliği ile kurtarıldı.

Bu arada ne terör bitti, ne de Suriye'de akan kan durdu..

Bu arada Gazze'ye yönelik İsrail saldırısı ile başlayan gerilim tırmanıyor.. İsrail birkaç günlük bir operasyonla Gazze'yi ortadan kaldırmayı planlarken, Mısır restini çekti. Erdoğan'ın Mısır ziyareti de tam zamanında gerçekleşti.. Türkiye de İsrail'e karşı net bir tavır ortaya koydu.. İran ise suskun.. 

İran gelişmeler karşısında zor durumda.. Suriye'nin İsrail sınırındaki Golan Tepeleri muhalefet güçlerinin eline geçti.. Gazze İhvan'ın kontrolünde. Mısır da öyle. Filistin davasını artık İhvan temsil ediyor. Ürdün'deki Filistinliler de Filistin diasporası da artık İhvan'ın liderliğinde bir araya geliyor..

İsrail tam anlamı ile bir İhvan kuşatması altında. Ve tabii ki, Filistin davasının kalbi Kudüs davasıdır..

İran, şimdi, bir yandan Esad'ın Nuseyri çeteleri ile İhvan'a karşı savaşırken, Filistin ve Kudüs müdafasında nasıl İhvan'ın yanında yer alacak?.. İhvan'ın yanında yer almadan Kudüs davasını nasıl savunacak? Ahmedinejad, Müslüman Kardeşler'e karşı, Esad'ın yanında yer aldı. Eli kanlı bir diktatörlük rejimine destek verdi. Bu kanlı işbirliğine Lübnan Hizbullahı'nı da alet etti!

Ahmedinejad Esad için Filistin ve Kudüs davasından da vazgeçecek mi? İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları karşısında sessiz mi kalacak!

İran, devrimden bu yana ilk defa bu kadar büyük ve yaman bir çelişki içinde yalnız ve çaresiz bir duruma düştü. Sünni dünyadaki devrimin tüm kredisini hoyratça tüketti ve İsrail'in en büyük umudu olan Sünni-Şii ayrışması konusunda tarihi bir hata yaparak, bu günahın vebalini üslendi..

Ahmedinejad Irak'taki Şii-Sünni ayrışmasının da sorumluluğunu taşıyor, Türkiye'ye yönelik PKK terörünün de.. 

Bu arada Gazze-Özgür Suriye Ordusu arasında ilginç bir dayanışma söz konusu. Gazze'de direnişçiler, bir yandan İsrail'e karşı öz savunma çabasında iken, öte yandan Suriye direnişine destek veriyorlar. Özgür Suriye Ordusu da Cuma namazı sonrası Halep'te "Gazze'ye Selam" gönderirken, Gazze için toplu dualar ettiler.

Aslında bu insanların gözünde İsrail ve Suriye iki ayrı cephe değil.. İkisi de tek cephe! İslam dünyası bunu öyle görüyor. İran bu algının dışında başka yerlere savruluyor uyguladığı siyasetle..

Geçen gün İstanbul'da Ali Şeriati'yi anma toplantısı vardı. Şeriati'nin eşi, "eğer Şeriati yaşasaydı, onun ÖSO'nun yanında Esad rejimine karşı savaşmak için tereddüt etmeyeceği"ni söylüyordu forumda.. Sayıları giderek artan Şii mollalar ve İranlı vicdan sahibi münevverler de Ahmedinejad'ın uyguladığı politikaya karşı seslerini yükseltiyorlar..

İran ve İran'ın etki alanı içinde hareket eden Irak başbakanı siyaseten yanlış yerde duruyorlar. Lübnan Hizbullahı olup bitenler karşısında sesini çıkarmamakla bu yanlışa ortak oluyor.. Kum sessiz kalarak artık İran siyasetinde etkin olma iddiasını kaybediyor.. Artık kimse Kum'un görüşünü sormuyor, merak da etmiyor..

Geçen gün yazdım. Yine yazıyorum: İsrail'in bu saldırıları, korku ve panik içinde, ne yaptığını bilmeden yaptığı bir şey. ABD'yi ve batıyı tavır almaya zorluyor. Dünyayı ateşe vermekle tehdit ediyor. Her yeni doğan günün kendisi için daha büyük bir tehlikeyi beraberinde getirdiğini görüyor.. Korkusu umudundan büyük olduğu için böyle davranıyor.

Korkunun ecele faydası olmadığını bilmiyor..

Bize hayır gibi gelen şeylerde Allah bizim için hayır murat etmiş olabilir. Bunu bir kenara not edelim.

Onların bir planı varsa, bizim için bir tuzak kazmışlarsa, Allah'ın da bir planı vardır ve galib olacak olan O'dur. O, tuzak kuranların tuzaklarını başlarına geçirendir. Mekerallhu!..

İsrail, esbabı cefasın toplasın gelsin, Müslümanlar yollarından dönmeyecekler.. İsrail'in zulmümün şiddeti, kendini kahredecek ateşin şiddetini belirleyecektir. İsrail yönetimi, bu saldırgan politikası ile aslında İsrail halkını gömecek kadar büyük bir mezar kazmaktadır.

İsrail yönetimi saldırgan politikaları ile aslında kendi cehennemlerine kendi sırtlarında odun taşıyorlar.. Gazzeliler, Suriyeli mücahidler ise, kendi sırtlarında kendi cennetlerine tuğla taşıyorlar..

ABD ve batı eğer İslam'a karşı İsrail'in tarafını tutacaksa, buyursun o da safını belli etsin.. İsrail'in akıbetine ortak olsun..

Bu durumda batının durumu, Suriye konusunda Esad'ın tarafını tutan İran'dan daha iyi olmayacaktır..

Tamam, Çin'i de alsınlar yanlarına, Rusya'yı da.. Bu adamlara söyleyecek tek sözümüz olmalı: "Tak işbirlikçilerini koluna, herkes kendi yoluna."

Bu süreçte herkesin çok dikkatli olması gerek. Unutmayalım ki, "Allah cahil ve zalim bir topluluğa hidayet nasib etmeyecektir." Fasıklar bize bir haber getirdiklerinde dikkatli olmamız gerek.

Bakmayın İran'ın laik, sosyalist/Şurevi, Esad'ın diktatörlük rejimine destek verdiğine, rahmetli Yazıcıoğlu, "Türkiye İran olmayacaktır" diye sokağa dökülen CHP yandaşı, Ergenekonculara karşı "Türkiye Suriye de olmayacaktır" diyordu. Gel gör ki bugün İran yönetimi CHP'nin tek parti zihniyetinin Arap dünyasındaki karşılığı olan Esad rejimi ile yan yana duruyor.. Bir bakıma AK Parti'ye karşı, CHP'yi destekliyor..

Her şeye rağmen sabırlı olmalıyız. Merhametimiz gazabımızdan büyük olmalı. Sevgimiz nefretimizden büyük olmalı. Affedici olmalıyız.

Bu dünyada tartışıp durduğumuz şeylerin hakikati öbür dünyada bize gösterilecek. Önemli olan o gün başları önlerine eğik olmamak..

Bugünlerde çokça dua etmemiz lazım.. Saflarımızı sıklaştırmamız gerek..

Selâm ve dua ile.

YENİ AKİT