İslamoğlu, Müslümanları Yoruyor

Serdar Demirel

Müslümanların zor günlerinde Müslümanların üzerinden yükü hafifletmek için omuz vermesi gereken kimileri tam aksini yapıp Müslümanlara yük oluyor. Mustafa İslamoğlu çok hassas günlerden geçerken tam da bunu yapıyor. 

Malum, ‘indirilen din uydurulan din’ diye bir slogan attı ortaya. Kendisinin sonradan hidayete ererek icat ettiği dini Allah’ın gönderdiği din, Müslümanların Hz. Peygamber’den (sas) beri inandığı, yaşadığı, davet ettiği dini ise uydurulan din ilan etti. Bunu meşrulaştırmanın yolunu da tarihî ilim birikimimizi, medeniyet tecrübemizi çarpıtarak sunmakta ve bunun oluşmasına öncülük eden ulemâyı karalamakta buldu.   

Hayatını İslâm’a hizmet etmeye, öğrenci yetiştirmeye, insanları aydınlatmak için telifte bulunmaya adamış, bidatlara karşı mücadele etmiş, Sünnet’i ihya kavgası vermiş, mütecâviz yöneticilere karşı hakkı söylemiş, dinin bugüne ulaşmasına öncülük etmiş, bunun için kimi zaman zindanlara ve sürgünlere katlanmış, kimisi canını vermiş İslâm ulemâsını zaman ve mekân farkı gözetmeden topyekûn uydurulmuş bir din üzerinde ittifak etmekle suçluyor. 

En fazla da Sünnet karşıtlığı yapıyor. Bunu da diline pelesenk ettiği bazı rivâyetler üzerinden hadis külliyatını karalayarak, çarpıtarak, karikatürize ederek yapıyor.. Evet, muhalif olabilir. Farklı da düşünebilir. Ama Müslümanların müesses değerlerini karalama hakkı olmasa gerek.  

Son olarak İslamoğlu’nun Twitter hesabından paylaşılan “İmam-Hatip ve ilahiyat müfredatı değişmedikçe bu memlekette geleceğin IŞİD’çileri yetişmeye devam edecektir” cümlesiyle onca meşguliyetimiz içinde gündemimizi işgal etti. 

Bu talihsiz twitin içinde barındırdığı direkt ve dolaylı ithamlar sebebiyle kendisine tepkiler yağdı. Sonrasında da İslamoğlu adına yapılan bir açıklama ile tepkiler önlenmeye çalışıldı. 

İslamoğlu’na, ‘İmam-Hatip ve ilahiyat fakültelerinden yetişip IŞİD’e katılan militan sayısını açıkla’ türünden bir çağrı yapmanın anlamı yok. Onun derdi bu okullardaki müfredatı iyileştirmek değildir çünkü. Onun için mesele, kendisinin icat ettiği dini anlatmayan bütün müfredatlar IŞİD yetiştirir algısını oluşturmaktır..  

İslamoğlu kendisini bir din tenkitçisi olarak konuşlandırmıştır. Reddi mirasta sınır tanımayan dün söylediklerini bugün tekzib eden, çelişkilerle dolu bir fikir serüveninden bugüne gelmektedir. Ana akım Müslümanların dinine dil uzatmasa ‘bize ne?’ deyip geçeceğiz. Farklı düşünse, onun meselesidir diyeceğiz. Ama öyle yapmıyor, ana akım Müslümanlarla uğraşmayı, onların inançlarına, kaynaklarına dil uzatmayı dava edinmiş kendisine. Peki kimin hesabına?

Geçen ay verdiği bir hutbede (Allah’ın Elçisi Filmi - Mustafa İslamoğlu - Cuma Hutbesi - 11.11.2016, ismiyle Youtube’da yer almakta) İranlı yönetmen Macidi’nin filmini eleştirenleri eleştirmiş, filmi ve yönetmeni müdafaa etmişti. Edebilir tabii. Ancak âdeti olduğu üzere bunu yaparken bile sözü hadis kaynaklarımıza getirmiş ve maalesef istihzaî bir dil ile çarpıtmalarda bulunmuştur. 

Hutbesinde karşısına aldığı kişilere, “Bizim Kutubu Sitte’den size bir film yapayım mı? İsterseniz Peygamberimize bir film çevireyim. Yok yok çevireyim...” deyip Sahih Müslim’le başlayıp Sahih Buhari ile devam eden misallerle Müslümanları tahrik etmiştir..  

İslamoğlu hem kendisine hem de kendisini takip edenlere yazık ediyor. Müslümanlara yük oluyor. Din karşıtlarını değil Müslümanları rahatsız ediyor.

Çok kitap telif etmekle övünüyor!.. Bu zat hangi kitabını, alanının uzmanı jüriler önünde savunmuştur? Bilimsel tutarlılıktan uzak olduğunu, bir sistematiğinin olmadığını yukarıda bahsettiğim Cuma hutbesinde olduğu gibi hitap ettiği o kitle kendisine gösteremez. 

Taraftarlarına ulemâyı eleştirmeyi dinin umdesi gibi öğreten İslamoğlu, kendisini eleştirmeyi onlara öğretmiyor çünkü. Yeni Şafak’tan İsmail Kılıçarslan’ın “Mustafa İslamoğlu, ah” başlıklı Salı günkü yazısının son cümlelerinde önemli uyarılar vardı. O, twitin içeriğinden çok ‘kurulma zamanı’na dikkat çekiyordu. Şöyle diyordu: 

“Rus büyükelçinin vurulmasının ardından kurdu bu cümleyi Mustafa İslamoğlu. Katilin FETÖ bağlantıları apaçık ortadayken Hürriyet’in falan ‘katil Nurettin Yıldız’ın derslerine gitmiş’ haberleri yaptığı sırada kurdu.

Cümlenin kurulma zamanlamasına bakarak iki ihtimalden söz edebilirim. İlki, Mustafa İslamoğlu’nun ‘ilm-i siyaset’ denilen şeyden hiç anlamadığı. İkincisi ise çok fazla anladığı…

Sadece İslamoğlu’nun değil, Türkiye’deki pek çok ‘hoca’nın sorunu şurada bence. Sanki bir gizli ajandaları varmış ve o ajanda üzerinden konuşuyorlarmış gibi hissediyor insan yazdıklarını, söylediklerini takip ederken. İslamoğlu özelinde konuşursak o ajandanın varlığını hissettiğim çok an oldu: Suriye’yi İran’a verme fikri, Fetullah Gülen’le ilgili söyledikleri ve bu son açıklaması. Ve ne biliyor musunuz? Eğer İslamoğlu’nun bir gizli ajandası yoksa durum daha da vahim. Anlatabiliyor muyum?”

Evet, gayet iyi anladık. Umarım onun yanındakiler de anlarlar..

Yeni Akit