İslami Mücadelede Öncü Şahsiyetler

AHMET DÜZGÜN

Yönetimde ve kültürde dağılma sürecine giren müslümanları yeniden asılla irtibatlandırıp İslam ümmetini fikri ve siyasi diriliğe kavuşturmak isteyen ıslah önderlerinin çabaları önemlidir. Bu çabaları öne çıkmış öncülerimizin önemli bir kısmını İbn Tümerd ve İbn Teymiye’den bu yana inceleyen “İslami Mücadelede Öncü Şahsiyetler” adlı kitapla yaz aylarında buluştuk. Kitabın önsözünde yayınlanma nedenlerinden bahsedilirken sahip olduğumuz usuli değerler ve hayatı okuma perspektifimizin oluşmasında katkıları olan, İslami mücadelede üstlendikleri öncü rollerle hepimize umut aşılayan mümtaz şahsiyetlerin hatırlanması ve tanıtılması çabası öne çıkmaktadır. Tarihler ve coğrafyalar farklı olsa da kitapta tanıtılan fikirleri ve mücadeleleri anlatılan şahsiyetlerin ortak değerlerinin vahyin merkezde olduğu bir din algısı (s.7) ve bundan neşet eden dünya görüşüyle toplumlarında bulunan yanlış dini uygulamalara karşı ıslah,ihya ve tecdid çabalarının güçleri oranında taşıyıcıları olmalarıdır.

14 bölümden oluşan kitap Ekin yayınlarından 384 sayfa olarak basılmış. Kitap Haksöz dergisinde bir çoğu yayınlanmış makalelerden oluşsa da yeni neslin ilgisine derli toplu bir halde sunulma fikri isabetli bir karar olmuş. İlgi duyanlara İslami mücadelenin öncü isimlerinin hem fikri hem de mücadele süreçlerini toplu görebilme ve değerlendirme fırsatı da sağlamış. Türkiye’de siyasal İslamın etkili olması sonucu bir çok çevrenin İslam konusunda yeni okumalar yapmaya başladığını, içinde yaşadığımız toplumun değerlerini doğru kavramak ve gelişen siyasi süreci doğru değerlendirmek için İslamcılar arasındaki farkları da görmeye başladıklarını müşahede ediyoruz. Böyle bir süreçte kitabın ilgi görmesi çokta şaşırtıcı olmaz. Bu tür ilgileri gözeterek Ekin Yayınları kitap isimlerine biraz daha dikkat edebilir diye düşünüyorum.

İÇERİK

Onlar bir ümmetti gelip geçti. Onların kazandığı kendilerinin,sizin kazandıklarınız sizindir.(Bakara/134)

İbn Tümert ve Muvahhidler Devleti ilk konu olarak işlenmiş.1121-1269 yılları arasında Kuzey Afrika ve Endülüs’te yaklaşık 150 yıl hüküm süren Muvahhidler Devleti İbn Tümert‘in ıslah çabaları sonucu oluşturduğu İslam cemaatinin sonucudur. İbn Tümert öncülüğünde oluşan cemaat yapısı iç işleyişinde istişari birimler oluşturmuştur.(s.15) Malik bin Nebi Muvahhidler Devletinin yıkılışını İslam ümmetinin medeniyet sahnesinden çekilişi olarak görmüştür. İbn Tümert’in hayatı eserleri ve usuli görüşleri anlatıldıktan sonra Muvahhidler Devleti tarihi ve İbn Tümert’in vasiyeti ile konu tamamlanmaktadır. Aynı coğrafyada ıslah hareketinin taşıyıcılarından Malik bin Nebi (1905-1973) çağdaş İslam düşüncesine ciddi katkılar yapmış bir mütefekkirdir. İslam dünyasının filli işgale uğradığı dönemlerde Müslümanların zaaflarını ‘sömürgeleştirmeye müsait olma’ kavramıyla tanımlayan Malik bin Nebi çözülüşümüzün nedenlerini tespit etmede doğru değerlendirmeler yapmıştır. Malik bin Nebi’nin değerlendirildiği bölümde hayatı ve fikrileri anlatıldıktan sonra çağdaş İslami hareketlere katkıları başlıklı bir röportajla bölüm tamamlanmış.

İbn Teymiye’nin (1263-1328) işlendiği bölümde hayatı, yaşadığı dönemdeki sosyal ve siyasi çevresi, tefsir, hadis, fıkıh alanındaki önemli görüşleri, talebeleri ve eserleri ve günümüze etkileri işlenmiştir. Çağdaş İslam dünyasındaki ıslah ekolünün en çok faydalandığı alimlerden birisi İbn Teymiye’dir. Mücadeleci kişiliği ve ilmi konulardaki yetkinliği İslam dünyasındaki bir çok hareketi etkilemiştir. Görüşleriyle Ehli hadise çok yakın olsa da bir çok konuda farklı da düşünebilmiş yeri geldiğinde Eşari ve Hanbeli geleneği eleştirebilmiştir. Kelamcılarla ve Batıni tasavvufçulara ciddi eleştiriler yönelten İbn Teymiye Tevhid Akidesi konusunda hassas davranmıştır. Muhammed Bin Abdulvehhab (1703-1787) Hicazda onun önemli takipçilerinden biridir. İbn Teymiye’nin Hanbeli mezhebine getirdiği dinamizmin takipçisi(s.83) olan Muhammed Bin Abdulvehhab İslamın ilk dönemindeki gibi anlaşılması ve yaşanması konusunda gayret göstermiş Hicaz bölgesinde etkili olmuştur. Muhammed Bin Abdulvehhab’ın ve hareketinin anlatıldığı bölümde hayatı, fikirleri ve oluşturduğu hareketin seyri anlatılmaktadır.

Osmanlı sosyal, siyasi, dini ve kültürel hayatı üzerine büyük etkisi olmuş ve 17. Yüzyıl Osmanlı dini ve politik hareketine yön vermiş Kadızadeliler (s.60) ve önemli fikir adamları İmam Birgivi, Kadızade Mehmet Efendi ve Üstüvani Mehmet Efendi de bir bölümde değerlendirilmişler. Osmanlı İslam anlayışının ciddi eleştirisini yapan Kadızadeliler hareketi hakkında sınırlı bilgilerimiz olmasına karşın tasavvufi önyargılardan ötürü günümüzde bile hala ciddi araştırmalar yapılamamıştır. Bu bölümde hareketin Osmanlıdaki tarihi ve önemli simaları tanıtılmaktadır.

Hindistan/ Pakistan coğrafyasında etkili olmuş Ebu-l Kelam Azad (1888-1958) İngiliz sömürgeciliğine karşı aktif direniş göstermiş işbirlikçi Sir Seyyid Ahmet Han’a karşı da mücadele etmiştir. Kitapta kendisine ayrılan bölümde siyasi mücadelesi, yaptığı Kur’an çalışmaları ve Pakistan Devletinin kurulması dönemindeki muhalif tutumu anlatılmaktadır. Pakistan Devleti kurulduktan sonra İslami Mücadele için Cemaat-i İslami’yi kuran Mevdudi (1903-1979) yaptığı siyasi çalışmalar ve Kur’an çalışmaları ile bir çok coğrafyada etkili olmuştur. Türkiye Müslümanlarının dini doğru kavramasında özellikle ‘’Kur’an’a Göre Dört Terim’’ kitabıyla etkili olmuştur.(s.233) Mevdudi’nin ve Cemaat-i İslami hareketinin anlatıldığı bölümde hareketin mücadelesi, gelişim aşamaları ve yetersiz kaldığı noktalar anlatılmaktadır.

İran İslam Devrimi’nin olmasında en önemli iki öncü denildiğinde akla gelecek olan İmam Humeyni ve Ali Şeriati’de birer bölümde tanıtılmış. İmam Humeyni’nin (1902-1989) hayatı, mücadelesi, siyasi ve fikri görüşleri incelenmiş.’’ O, ıslahatçı, inkılapçı veya muvahhid terimleriyle vasfedilen bir çok basiretli müslümanın günümüze kadar taşıdıkları tevhidi mücadele mirasını devralıp kitleleştirerek iktidara ulaştıran bir hareketin rehberliğini yaptı. Yaşamı süresince çevresine yansıyan düşünce ve davranışları, pratik tutarlılık açısından gündem oluşturacak veya örnek alınabilecek birçok değeri içinde barındırdı.’(s.310)’ İmam Humeyni hakkında ki bölümün başından yaptığımız bu alıntı aslında kitapta tanıtılan öncülerin oluşturduğu siyasi ve fikri usulün etkilerini de göstermektedir. Devrimin Öğretmeni payesini hak eden çalışmalarıyla Ali Şeriati (1933-1977) İran İslam Devriminin oluşmasında fikri anlamda çok büyük emekleri geçmiş önemli bir aydındır.(s.338) Hüseyniye-i İrşad’da yaptığı konuşmalara binlerce insan katıldı. Kitapları İran’da daha sonraları çevrildiği ülkelerde büyük ilgi gördü. Ali Şeriati’nin fikri gelişiminin, Kur’an, siret, batılı ideolojiler hakkında düşüncelerinin işlendiği bölüme sanatla ilgili teorik bakışının tartışıldığı bir makaleyle son verilmiş.

Cemaleddin Afgani (1838-1897), Muhammed Abduh (1845-1905), Reşit Rıza (1865-1935), Hasan El Benna (1906-1949), Seyyid Kutub (1906-1966) hem düşünce gelişimi hem de hareket anlamında birbirlerinin devamıdırlar. Cemaleddin Afgani İslam dünyasındaki fiili işgaller karşısında direnmeyi kendi iç zaaflarımıza karşıda Kur’an ve Sünnete dönmeyi öneren, İslam dünyasında hakim olan istibdat rejimlerine karşı çıkan, ümmeti birleştirme gayreti içinde olan dönemine göre çok ileri bir fikir ve dava adamıdır. Batılıların işgaline ve modern dünyaya karşı çıkmada oluşturduğu temel perspektif hala güncelliğini korumaktadır. Talebesi Muhammed Abduh’la beraber çıkardıkları Urvetül Vuska isimli dergiyle İslam dünyasında ciddi etki oluşturmuşlardı. Muhammed Abduh üstadının ardından daha çok eğitim faaliyetlerinde bulunmuş dini düşüncenin ve eğitimin ıslahı için çaba göstermiştir. Muhammed Abduh’un talebesi olan Reşit Rıza’da Menar Dergisiyle İslam Dünyasında ıslahatçı ekolün taşıyıcısı olmuş, yaptığı gezilerle ve siyasi çalışmalarla bu çizgiyi güçlendirmiştir. Hasan El Benna Mısır’da İhvan-ı Müslimin’i kurmuş yaptığı davet çalışmalarıyla müslümanları siyasi alanda etkin bir konuma getirmiştir. Amerikada bulunurken Hasan El Benna’nın şehit edilmesine sevinildiğini gören Seyyid Kutub İslami bir kimliğe yönelmiş kabiliyeti sebebiyle kısa zamanda İhvan’da önemli görevler üstlenmiştir. İslam Devleti oluşturma gayretiyle Hür Subaylarla yapılan ittifakın başarısızlığı sonucu 10 yıl cezaevinde kalan Seyyid Kutub bu yıllarda kendini Kur’an ve Sünnet usulü, tarih-toplum değerlendirmeleri konularında yenilemiş İslam dünyasındaki İhvan, Hizbu-t Tahrir gibi yapılara Yoldaki İşaretler kitabını yazarak ciddi özeleştiriler getirmiştir.

DEĞERLENDİRME

14 bölümden oluşan kitab İslam Dünyasındaki öncü müslüman şahsiyetleri tanıtmakla kalmıyor aynı zamanda fikri ve siyasi görüşlerini ve mücadele süreçlerini de öğreniyoruz. Yaşadıkları dönemler ve içlerinde bulundukları sosyal kültürel ortam gözetilerek yapılan bazı eleştirilerde asıl şiarımızın vahye tanıklık etme çabası olduğu düşünüldüğünde yerinde ve gerekli diye düşünüyorum. Bir kitapta değişik coğrafyalarda ve tarihlerde yaşamış müminlerin Kur’an merkezli bir din algısına yakınlaştıkça yaptıkları tesbitlerin benzeştiğini, aynı zamanda birbirlerinin düşüncelerini etkiledikleri ve geliştirdiklerini görebiliyoruz. Aynı zamanda islam dünyasında etkili olmuş bir çok İslami hareketide beraber değerlendirme, kazanımlarını ve zaaflarını öğrenme şansıda buluyoruz. Şah Veliyyullah Dehlevi, Takiyyuddin Nebhani, Aliya İzzet Begoviç gibi önemli müslüman öncülerin kitapta yer almaması kitabın en önemli eksiği diye düşünüyorum.