HAKSÖZ HABER
Özellikle son günlerde Halep'in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde cereyan eden hadiseler Türkiye'de ciddi tartışma konusu oldu. Kara propaganda ve iftiraya dayalı bir yapı olan terör örgütü PKK'nin bu fırsatı kaçırması her ne kadar normal olsa da bu meselenin birçok cenahta farklı farklı ele alınıp bu kadar köpürtülmesi doğallığı aşıyor.
Son günlerde yaşanan bu hadiseleri yakından takip edenler, İslami kimliğe matuf bazı çevrelerin de İslami kimlik yerine ulus formunun aldatmacasına yakalandığını göreceklerdir.
Anlaşılan bunu gözden kaçırmayanlardan biri de Türkiye'de İslamcılığı en iyi bilen (!) Ruşen Çakır olmuş.
Çakır Türkiye'de İslamcılar arasında ki İran değerlendirmelerini aktarırken Suriye hadisesi ve İsrail gerçekliğinin yanında, ortaya bir de Kürt kazanımları diye birşey çıkarıyor ki nereden geldiği muamma..
Çakır'ın değerlendirmelerine göre İslamcıları, İran'daki gelişmeler konusunda ikiye bölen meselelerden biri de Kürtlerin İran'da kazanım elde etmesiymiş.
İran değerlendirmesiyle Kürtlerin ne ilgisi var?
Bu kadar absürt bir değerlendirme de ancak Çakır gibi birinden beklenirdi zaten. İslami camia için tartışma konusu dahi olmayan bir meseleyi alıp halihazırda tartışılan bir konuya eklemleme girişimi insanların arasını açmak ve fitne ateşini harlama dışında nasıl açıklanabilir?