İslam Ülkeleri Birliğine Doğru

Hayrettin Karaman

 

İslam dünyasında yaşayan düşünür ve siyasetçilerin bir kısmı ile merhum Erbakan'ın sıkça dile getirdikleri bir hedef vardı: İslam NATO'su, İslam Ortak Pazarı, İslam Dinarı (altın parası). Avrupa ülkeleri bu hedefleri kendi aralarında gerçekleştirdiler, başka dinden ve medeniyetten olanları da aralarına almamak için direniyorlar. Papalar ikide birde Avrupa Birliği'nin bir “Hristiyan Birliği” olduğunu açıkladılar…

İslam ülkeleri kendi aralarında bu hedefleri niçin gerçekleştirmesinler!?

İslam dünyası için hayati ehemmiyet arzeden bu hedeflerin önünde iki engel var:

Dış engel: İslam dünyasının nimetlerini sahiplerine bırakmak istemeyen iri devletler her türlü Makyavelist yöntemleri kullanarak engel olmaya çalışıyorlar. İslam ülkelerinde zorunlu olan bu ıslahatı yapma niyet ve kabiliyetinde olan kişileri ve kurumları ya ortadan kaldırıyor veya ellerini kollarını bağlıyorlar. Avrupa, Rusya, ABD ve Çin İslam ülkelerinde sahih İslam'ı temsil edenlerin iktidara gelmesini asla istemiyorlar; bunun yerine Marksist Kürtleri, Nusayrî Esed'i, Şiileri, laik demokratları tercih ediyorlar. Suriye'de işlenen insanlık suçuna göz yummaları hatta onu desteklemelerinin de asıl sebebi Batı'nın bu tercihidir.

İç engel: İslam ülkeleri, tamamı için hayırlı olan dayanışma ve bir şekilde birleşmeyi, bunun için ve buna göre detay olan ihtilafları, parçalara ait çıkarları bir yana bırakmayı öncelemek yerine pire için yorgan yakarcasına büyük davayı, küçük hesaplara feda ediyorlar.

Örnek olarak İran üzerinde duracağım.

Suriye faciasında İran, Esed'i tuttu, ABD ile örtülü, Rusya ile açık işbirliği yaptı.

Niçin?

Bu sorunun, mezhepçilik ve ülke çıkarı dışında meşru bir cevabı olamaz.

Bakın Hameney'in başdanışmanı Ali Ekber Velayetî neler söylüyor:

“Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in görev süresi sonuna kadar (2021) iktidarda kalması gerektir.”.

“Beşşar Esed, Suriye'nin ‘yasal ve meşru’ cumhurbaşkanıdır, gitmesi için herhangi bir şartın ortaya konulması İran'ın kırmızı çizgisidir. Kendisini desteklemeye devam edeceğiz.”.

“İran, bu ülkedeki meşru hükümetin talebi üzerine teröristlerle mücadele amacıyla orada bulunuyor.”.

“Rusya'nın Suriye'de bulunması bu ülkedeki güç dengelerini Beşşar Esed'den yana değiştirdi… İran ve Rusya Suriye'de yakın işbirliği içindeler.”.

İran bir İslam ülkesi, İslam Birliği oluşacaksa İran'ın dışarıda kalması düşünülemez; ancak yukarıya aldığım düşünce ve politikada ısrar ederse bu çatlak nasıl kapatılacak?

Esed'i ve iktidarını meşru gören, kendilerinin ve Rusya'nın orada bulunuşunu ve vekalet savaşını savunan, hiçe sayılan ve katliama maruz kalan halka yardım edenleri suçlayan bir İslam devleti ile nasıl birlik kurulacak?

Suudîler Vehhabiliği, İran Şiiliği yayma ve hakim kılma davalarından ve İhvan'a karşı tutumlarından vazgeçmelidirler. İhvan'ı terörist, kökten dinci, siyasal İslamcı… olarak damgayanlar yabancılardır; aynı hurafeyi tekrarlayan bazı İslam ülkesi siyasetçileri ve din adamları da birliğimizin düşmanlarına destek vermiş oluyorlar. Diğer bazı ülkeler de küçük hesapları bir kenara bırakmalıdırlar.

Mahallemize bir tehdit ve tehlike söz konusu olduğunda komşular arasındaki ihtilaflar mutlaka bir yana bırakılmalı ve her bir haneye zarar verecek olan tehlikeye karşı birleşilmelidir.

Bu hayırlı işe başlarken bazı ülkeler ipe un serer, bozucu davranışlarda bulunurlarsa onlarla köprüleri yıkmadan, katılma kapısını daima açık tutarak diğer ülkeler yollarına devam etmelidirler. Unutmayalım ki, başarının ve gücün büyük cazibesi vardır, eğer başarılırsa geride kalanlar da bu cazibeye kapılacaklardır.

Yeni Şafak