İnsanları etiketlerken etkilemeyi unutuyoruz

Ramazan Kayan, İslami davetin insanları yargılamak değil hikmetli bir dil ve merhametli bir yaklaşımla onları yeniden fıtratlarıyla buluşturmak olduğunu ifade ediyor.

Ramazan Kayan / Milat Gazetesi

Kanka…

Geçmiş yıllarda bir grup genç arkadaş ile birlikte umredeyiz... Akşamları yatsıdan sonra kaldığımız otelin lobisinde bilinç sohbetlerimiz oluyor… Umrenin ruhunu ve şuurunu anlamaya yönelik... Malumunuz gençler ile umre daha bir heyecanlı ve anlamlı...

Bir akşam sohbetten önce Kâbe’den otele dönen doğulu genç bir kardeşimiz gergin bir haleti ruhiye ile o gün yaşadığı bir olayı anlattı ve bir soru sordu:

— Hocam bugün nafile bir umre yapmak için mikat mahalline gittim, ihrama girdim. Kâbe’de tavafımı yaptım, tavaf namazımı kıldım. Biraz dinlenip sa’y yapacaktım. O sıra Türkiye’den geldiği belli olan bir genç, o da ihramlı ve yakınımda bulunuyordu. İhramı çözülmüş, düzeltmeye çalışıyordu fakat zorlanıyordu. Döndü benden yardım istedi:

— Kanka şu ihramımı düzeltir misin?

— Tabii yardımcı oldum, fakat Kâbe’de böyle argo konuşması canımı sıkmıştı. Henüz ben argo hitabının sıkıntısı içinde iken kalkıp şunu demez mi?

— Kanka, dün kendim için umre yaptım, bugün de kız arkadaşım için umre yaptım demez mi? Sinirlerim iyice gerildi... Allah’ın evinde, üzerimizde ihram, Türkiyeli umreci genç, kız arkadaşı muhabbeti yapıyor ve oldukça rahat... Dondum kaldım bu saygısızlık karşısında... Doğrusu nasıl tepki vereceğimi de bilemedim, öfke ile yanından uzaklaştım, hâlâ olayın etkisindeyim. Ne yapmam gerekirdi? Siz olsaydınız nasıl davranırdınız?

Evet, böylesi bir durumda ben olsam nasıl tepki verirdim?

Genç kardeşime şunu ifade ettim:

— Önce şunu belirtmek isterim; muhtemelen bundan sonra Türkiye’den gelecek genç jenerasyonun umreci profili ile karşılaşmışsınız… Maalesef modern zamanların gençlerinde görebileceğimiz tipik bir anlayış... Bu delikanlı yıllarca sevdiği kızın etrafında dönmüş durmuş… Dini inancı olduğu için, bir de gidip Allah’ın evinin etrafında döneyim, umre yapayım demiş ve sana denk gelmiş... Bu delikanlıya şöyle yaklaşabilir ve güzel bir uyarıda bulunabilirdin...

— Bak güzel kardeşim, ne güzel bir yerdeyiz... Allah’a inandığımız için buradayız… İman ettiğimiz Allah karşı cins ile ilişkimiz konusunda bizden nasıl davranmamızı istiyor?

Allah’ın evinde, Allah’ın sınırlarını güzelce anlatabilirdin, keşke yüz çevirmeseydin... Doğruları güzelce paylaşmış olsaydın... Ayağına kadar gelen bu fırsatı, yani davet ve irşad sorumluluğunu yerine getirmiş olsaydın çok isabetli bir iş yapmış olurdun...

Kızmak neyi çözer ki?

Bir yanlışı düzeltmek, bir insanı kazanmak için gerekiyorsa kanka takılalım ne olacak ki?

Hikmetli bir dokunuşla bir delikanlının tefekkürüne ve toparlanmasına vesile olabiliriz…

Bazen usul ve üslup hatalarımız, çoğu zamanda toplumsal ıslah ve uyarı görevimizi ihmal ettiğimiz için vebal altındayız...

İnsanları günahlarından dolayı yargılamak, sorgulamak, suçlamak kolayımıza geliyor... Halbûki esas olan onlara yakınlaşmak ve kazanmaktır… Kızmak, kırmak, kovmak, korkutmak sorunu çözmüyor… Mesele insanları kuşatabilmek ve dokunabilmektir…

Yüz çevirmekle, çekimser kalmakla, kayıtsız davranmakla biz de kaybediyoruz, bir farzı ihmal etmiş oluyoruz…

İnsanları etiketliyoruz, etkileme yoluna gitmiyoruz…

İletişim çağında iletişim sorunu yaşıyoruz...

İslami davetin amacı nedir?

Modernitenin uyuşturduğu insan ruhunu tekrar fıtratı ile buluşturmak değil midir? Mesele “bilgi aktarımı” değil, bir “uyandırma ameliyesi”dir.

Bunun için de hikmetli bir dil, merhamet yüklü bir yürek lazım...

Geleneksel bir tebliğ tarzından ziyade modern dünyanın getirdiği “yalnızlaşma” ve “anlamsızlık” krizlerine karşı geliştirilmiş bir yaşam estetiği sunabilmektir…

Beton duvarlar arkasında kendini toplumdan izole etmiş gençlere hayat iksiri olabilmektir...

Davetçi; arenaya tartışmak için değil, yüreklere su serpmek, şifa sunmak, huzur taşımak için alanda olacak...

Evet, mesele sesimizi duyurmak değil, yitik yüreklere dokunmak, dert ortağı olmaktır...

Yorum-Analiz Haberleri

Ruanda’da yüz binlerin ölümüne uzanan fitne siyaseti
Ayrıştırıcı ve Bölücü Bir İdeoloji Olarak Irkçılık
İnsanlık İçin Bir Kutup Yıldızı: İslam Kardeşliği
Irkçılığın Yol Açtığı Ruhsal Tahribat
Fransa, Müslümanlara Karşı ‘Apartheid'i Yasallaştırmaya Çalışacak mı?