Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu İnanca saygı ve başörtüsüne özgürlük için 118. hafta eylemini Sıhhiye Abdi İpekçi Parkı'nda gerçekleştirdi. Eylemde okunan basın açıklamasında ülkedeki temel sorunların 12 Eylül despotizminden kaynaklandığı vurgulanarak, sivil ve özgürlükçü bir anayasa ile sorunların üstesinden gelinebileceğinin altı çizildi. Platform adına konuşan ÖĞRETMEN-SEN Genel Mali Sekreteri Osman Nuri Bayrak, "Ülkemizin temel sorunu 12 Eylül despotizmin hala her yerde yaşıyor olmasındandır. 12 Eylül despotizmi hazırladığı Anayasasıyla ülkeyi karanlığa gömmüştür. Ülkemiz hala 12 Eylül despotizminin karanlığından çıkamamıştır." dedi.
"Darbe Günlükleri için araştırma komisyonu kurulsun"
Diğer taraftan Bayrak, darbecilerden hesap sorulmadan huzur ortamının sağlanamayacağını da vurguladığı konuşmasında, "Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarının not düşüldüğü günlükler Emniyet tarafından belgelendi. O zaman meclis hala neyi bekliyor? Neden hala araştırma komisyonu kurulmadı?" diye sordu.
Kısa süren gerginlik…
Ankara Valiliği'nin talimatı ile daha önce haklarında soruşturma başlatılan platform üyeleri ile güvenlik güçleri arasında ise kısa süren bir gerginlik yaşandı.
1 Mayıs gerginliğini üzerinden atamayan polis gerginliğini basın açıklamasına taşıdı.
Basın açıklaması metnini on beş polis birden isteyince Öğretmen-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi tepki gösterdi. Basın açıklamasının basın için hazırlandığını belirten Tanrıverdi basın açıklamasının tamamını almak isteyen polislere basın açıklama metnini vermedi.
Polisin tehditkar sözlerine karşı Tanrıverdi; basın açıklamasını polise vermek zorunda olmadığını, "Notlarınızı aldınız, kameranızla da çektiniz elinizdeki materyalleri değerlendirin." diyerek tepkisini koydu.
Tanrıverdi: "Her basın açıklamasından sonra on beş polis birden açıklamayı dağıtan kişinin etrafını sarıp el koyarcasına almanızın sebebi nedir?" diye tepkisini sürdürdü ve basın açıklamasını polise vermedi.
Basın açıklamasının tam metni:
İNANCIMDAN KIYAFETİMDEN ETNİK KİMLİĞİMDEN ELİNİ ÇEK…
"Değerli basın mensupları…
Ve herkes için adalet, herkes için özgürlük ilkesine sözde değil özde bağlı özgürlük sevdalısı kıymetli dostlar:
Ülkemizin temel sorunu 12 Eylül despotizmin hala her yerde yaşıyor olmasındandır. 12 Eylül despotizmi hazırladığı Anayasasıyla ülkeyi karanlığa gömmüştür. Ülkemiz hala 12 Eylül despotizminin karanlığından çıkamamıştır.
Halkını, potansiyel suçlu olarak gören despotizm, düşünceyi ve düşünce açıklamayı suç saymış, inandığı değerlerle hayatın her alanında var olmak gibi en insani talebi irtica diye yaftalamış, etnik kimliğiyle yurttaş olma istemini bölücülük olarak nitelendirmiştir.
Halkına karşı böl parçala, sustur ve yönet taktiğini uygulayan despotizm, "ötekileştirme" üzerinden uyguladığı baskıcı politikalarını "devletin üniter" yapısını koruma gereği olarak temellendirmektedir. "Üniter yapının korunması" temellendirmesi tam bir aldatmacadır.
Üniter yapıyı tehdit eden 12 Eylül despotizminin resmi ideolojisi ve anayasasıdır. Farklılıklarla birlikte yaşamayı ve temel insan haklarını esas alan bir anayasa üniter yapıyı koruyabilecekken; ötekileştiren, tek tipleştiren ya da var olanı yok sayan despotik anlayış ülke içi barışı ve kardeşliği tehdit etmektedir.
Eğer bu ülke etnik bir çatışmaya doğru sürükleniyorsa sebebi: 12 Eylül despotizmi ve onun anayasasıdır.
Eğer bu ülkede bir Kürt kendini yurttaş olarak hissedemiyor ve farklı arayışlar içine giriyorsa bunun sebebi: 12 Eylül despotizmi ve onun etnik kimlikleri yok sayan özgürlük karşıtı anayasasıdır.
Eğer bu ülkede bir başörtülü; eğitim ve çalışma hayatında yurttaşlık haklarını kullanamıyorsa bunun sebebi: : 12 Eylül despotizmi ve onun özgürlük karşıtı anayasasıdır.
Eğer bu ülkede çeteler, darbeciler, halk ve Hak düşmanı karanlık güçler; halkı ve tercihlerini yok sayarak, halkın geleceğiyle oynama cesareti gösterebiliyorlarsa bunun sebebi; 12 Eylül despotizmi ve onun anayasasıdır.
Eğer bu ülkede 1 Mayıs'ta Taksime işçiler değil de, asker ve polis çıkartılıyorsa, bayramlarını kutlamak ve sorunlarını, iktidardan taleplerini dile getirmek için sendika binalarından çıkmak isteyen işçiler; polisin hukuk dışı müdahalesiyle karşı karşıya bırakılıyorsa, darbecilere, çetelere uzanamayan yargı eli, iktidar eli emekçiye uzanıyorsa bunun sebebi, 12 Eylül despotizmi ve onun anayasasıdır.
"Sarıkız" ve "Ayışığı" darbe planlarının not düşüldüğü günlükler Emniyet tarafından belgelendi. O zaman meclis hala neyi bekliyor? Neden hala araştırma komisyonu kurulmadı?
12 Eylül despotizminin prangalarını kırmak, temsil ettiğiniz millet iradesini kullanmak için daha neyi bekliyorsunuz?
Bizler adalet istiyoruz.
Bizler özgürlük istiyoruz.
Ve bizler: herkes için adalet herkes için özgürlük diyoruz.
Bizler halkımız için; etnik kimliklerini çekinmeden ifade edebildikleri, etnik kültürlerini özgürce yaşayabildikleri, anadillerinde eğitim hakkını kullanabildikleri bir Türkiye istiyoruz.
Bizler; okulda da, üniversitede de, çalışma hayatında da inandığı değerlerle yaşanılabilen özgür bir Türkiye istiyoruz.
Bizler; oligarşik bürokrasinin tercihleriyle, halkın yaşam şeklinin belirlendiği değil, halkın tercihleri ve istekleri yönünde devletin şekillendiği bir Türkiye istiyoruz.
Bizler; inançlarımıza, tercihlerimize, etnik kimliklerimize ve bunlarla birlikte yaşama hakkımıza saygılı ANAYASA istiyoruz.
Bizler; karanlık çetelerin, farklılıklarımızı çatışma konusu yapma girişimlerini boşa çıkartacak yolun özgürlükleri temel alan sivil bir anayasadan geçtiğine inanıyoruz.
İnsan haklarına ve evrensel değerlere dayalı, devleti değil bireyi ve haklarını esas alan özgürlükçü bir Anayasa için meclisi göreve çağırıyoruz.
Katılımınız için herkese teşekkür ederiz."
Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu Adına
ÖĞRETMEN-SEN Genel Mali Sekreteri
Osman Nuri BAYRAK
HAKSÖZ-HABER / Ankara