İnanç konularına, saygıyı elden bırakmadan yaklaşabilmek...

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

Doğrusu, dün sabah bir haberi okuyunca doğru olduğuna inanmak istemedim. Ama, sonra anlaşıldı ki, haber doğru..

Haberin başlığı şöyleydi:

'İran'ın Tacikistan B.Elçiliği Salı günü(Hz.)'İsa Mesih'in Başkan Trump'ın yüzüne yumruk attığı, 'yapay zekâ' tarafından oluşturulmuş bir video yayınladı.'

Haberin tafsilatında ise, şu bilgiler veriliyordu:

'Büyükelçilik bu videoyu, X adlı sosyal medya platformundaki hesabından paylaştı.

*

İran'ın Tacikistan'daki Elçiliği, Hz. İsa Aleyhisselamı, o şekilde ve meselâ, kendi inisiyatifi ile resmettirmiş olsa bile, İran Hükümeti'nin bir organı olması hasebiyle, bu karikatür İran İslam Cumhuriyeti'ni de bağlar, bu yüzden, onun reddedilmesi ve söz konusu Elçiliğin de alenen ve resmen ikaz olunması gerekir.

Bizden, -hayırhahâne bir şekilde- hatırlatması..

İran videosunda ise, Trump'ın ilk videosunun eklendiği Truth Social sayfasının en üst kısmı yer alıyor.

Otomatik bir ses, (Hz.) İsa'nın Trump'a yaklaşırken "Hesaplaşma vakti geldi" diyor, ardından başka bir ses, "Bu nedir?" diye bağırıyor.

Trump'ın "Hayır" diye bağırdığı görülüyor, ardından (Hz.) İsa, başkan Trump'ı yumrukluyor ve Trump'ın ağzından bir kan fışkırması meydana geliyor. Ve, Trump'ın bedeni ateşli bir çukura düşüyor.

Dikkat çekici olanı ise, İran medya şirketi 'Explosive Media' tarafından üretilen ve ABD, İsrail ve İran liderlerini Lego minyatür figürleri olarak tasvir eden 'yapay zekâ' videolarından birisi.. Bu video, İran büyükelçilikleri tarafından Trump ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile alay etmek amacıyla yayınlanan birçok videodan birisi olarak gösteriliyor..

Bu videolar Trump ve Netanyahu'yu alaya alsa bile, sağlıklı bir tercih olarak görülmemelidir..

*

Pazar günü Truth Social'da yayınlanan 'yapay zeka' tarafından oluşturulan otoportre, Trump'ı cübbeye sarılmış halde, hasta bir adamı iyileştirirken ve ellerinden ışık huzmeleri yayılırken tasvir ediyordu.

Bir videoda da, Trump beyaz bir cübbe giymiş halde, hasta yatağında yatan bir adamın alnına dokunuyor. Trump'ın eli ile adamın başı arasında bir ışık aydınlanıyor.

Görüntünün İsa'ya açıkça benzediğini belirten siyasî yelpazenin her kesiminden yorumcuların da katılımıyla büyük bir öfke dalgası yaşandı. Trump'ın davranışını kabul edilemez ve küfür niteliğinde olarak kınadılar.

*

Başkanı Trump'ın kendi 'Truth Social' hesabında geçenlerde paylaştığı ve bir süre sonra da sonra kaldırdığı ilk görüntüde, (Hz.) İsa'nın, Trump'ın üzerinde gökyüzünden indiği görülüyordu.

Bir diğer görüntüde ise, Trump, Hristiyan kültüründe resmedilen Hz. İsâ'yı hatırlatacak şekilde ve o zamanlara mahsus olduğu düşünülen bir kılık- kıyafetle, 'fakir ve hasta insanlara yardım etmek için çaba harcayan birisi' olarak gösterilmişti.

Trump'ın bu paylaşımının, Hristiyan halk kitleleri arasında tepkiye yol açtığı ve bu gibi 'yapay zekâ' görüntülerinin dine hakaret olduğuna dair yazılar medyaya yansımış bulunuyor.

Trump'ın paylaşımı, Amerikan yönetimine karşı açık sözlü olan eleştiriler yapan Papa Leo XIV ile yaşadığı anlaşmazlığın hemen ardından geldi . Trump, Şikago doğumlu Papa'ya sert bir şekilde karşılık vererek, Leo'yu suç konusunda "zayıf" olmakla suçlamış ve geçen yılki kardinaller meclisinin, Trump, Beyaz Saray'da olmasaydı, Leo'yu 'Papa' olarak seçmeyeceğini iddia etmişti.

*

Bizim üzerinde durmak istediğimiz konu, Trump'a yumruk atıldığını gösteren bir karikatürün çizilmesini eleştirmek değil, Hz. İsâ Aleyhisselam'ın karikatürize edilmesi ve de bu yolla, Trump'a yumruk attığı görüntüsü verilmesidir..

Velev ki, Trump'a bir değil, milyonlarca yumruk indirmek isteyenler de olabilir. Ama, (sadece Hristiyanların değil, Müslümanların), milyarca insanın derin bir kalbî bağlılıkla bağlı olduğu ve 'Allah'ın insanlığa gönderdiği en seçkin peygamberlerinden birisi olan Hz. İsa'nın bu karikatürde kullanılması, yarınlarda, başkalarının da benzer eğilimlere yönelmelerine zemin hazırlayabilir.

Bunun için diyoruz ki, inanç konularında kalem oynatanlar, konuşanlar dikkatli olmalıdırlar..

*

Bu cümleden olmak üzere, Trump, kendisini İsa olarak tasvir eden 'yapay zekâ' destekli bir fotoğrafı paylaşmasından günler sonra, 'Başkan olmasaydı 'dünyanın paramparça olacağını' söylemesi ise, evet, biz bir tebessümle kenarından teğer geçebiliriz. Ama, Hristiyan Amerikan toplumunun algılamasının nasıl olacağı elbette çok farklı olacaktır.

Trump, kendisini İsa olarak gösteren bir görsel paylaşmasının ardından gelen tepkilerden sadece birkaç gün sonradünyanın dağılmasını engelleyen tek gücün kendisi olduğunu iddia etti .

79 yaşındaki Trump, ABC News muhabiri Jonathan Karl'a, "Başkan olmasaydım, dünya paramparça olurdu" dedi .

Bu açıklamalar, Trump'ın geçen hafta İran'ı, "Bütün bir İran medeniyetini yok etmekle" tehdit ettiği iki haftalık ateşkes süresince ABD yönetiminin İran'la barış anlaşması müzakereleri yürüttüğü bir dönemde geldi .

ABD ile İran'ın, bir anlaşmayla mı, yoksa mevcut durumun korunmasıyla mı sona ereceği sorulduğunda Trump, "Her iki şekilde de olabilir. Ama bence bir anlaşma daha iyi, çünkü o zaman yeniden inşa edebilirle.. İranlıların gerçekten farklı bir rejimleri var. Ama, ne olursa olsun, radikalleri ortadan kaldırdık. Gittiler, artık aramızda değiller." demeyi de ihmal etmedi..

Ancak, son dönemde yapılan birçok anket, Amerikalıların çoğunluğunun çatışmacı diplomasiye karşı olduğunu gösteriyor. Geçtiğimiz ayın sonlarında yayınlanan Pew Araştırma Merkezi'nin yaptırdığı ankete göre ise, 'Amerikalıların yaklaşık % 61'i Trump'ın savaşı yönetme biçimini doğru bulmuyor.'

Trump'ın çatışmacı bir diplomasi yöntemiyle ilgili yorumları ve dünyanın kaosa sürüklenmesini yalnızca kendisinin engellediği yönündeki iddiası, kendisini 'Hristiyan kurtarıcı' olarak gösteren bir paylaşımının ardından geldi.

*

'Ve, 'Amerikanlaşma'nın böylesi..

Avrupa ülkeleri ve Amerika'da özellikle lise seviyesindeki okullara karşı zaman zaman ve tek kişi tarafından yapılan silahlı saldırılarda aynı yaş seviyesindeki bazı silahlı saldırganlar tarafından, ateş açılıp, genellikle kendi yaşıtlarından 15-20 kadar öğrenciyi öldürdüklerine dair haberleri bizim toplumumuzun anlamakta zorlanması kaçınılmazdı.. Hattâ, 'Hamdolsun ki, bizim toplumumuzda böyle saçmalıklar tezgâhlanmıyor' diye teselli de buluyorduk..

Ama, bu saçmalığın bazı ufak çaplı ve münferid saldırılardan sonra evvelki gün, önce Urfa'da ve sonra da Maraş'ta, 1 gün arayla yaşanan çılgınca 2 ayrı saldırıda, 13-14 yaş civarındaki 10 insanın katledilmesi faciasıyla karşılaşıldı..

Hemen bütün tv kanallarında günlerdir ve saatler boyu, bu iki dehşet verici saldırı etrafında tartışmalar cereyan ediyor..

O 15 yaş altındaki çocuklarını okula, ne ümid ve hayallerle ve nice fedakârlık ve titizlikler gönderen anne/babaları, aileleri, birkaç saat sonra, çocuklarının öldürüldüğü haberini alışlarındaki faciayı kendi hayatımızda gerçekleşmiş gibi bir 'empati' duygusuyla hayal edebiliyor muyuz?

Hiç birisini tanımadığım o ailelerin, 'ebeveyn'lerin yaşadıkları büyük faciaya anlamaya çalışınca, o anne-babaların, ailelerin yaşadıkları facianın ruhî darbelerini kendi ruhumuzda hissetmedikçe, sadece kuru akılla tedbirler düşünmek bizi bir yere götürmeyecektir herhalde..

Önce Urfa-Siverek'te bir lisede.. 1 öğrencinin gizlice okula soktuğu silahıyla 15-16 kişiyi yaralaması ve sonra da intihar etmesi.. Bir gün sonra ise, Maraş'ta bir başka okulda, 13-14 yaşındaki bir çocuğun okula gizlice soktuğu silahla , sınıftakilerin üzerine gelişi-güzel ateş açarak, 9 çocuğu katletmesi hadisesi, o çocukların ailelerinde değil, toplumun her kesiminde de dehşet uyandırdı..

Anlaşılıyor ki, her iki hadisede de, saldırganlar, arkadaşları veya sınıfları tarafından dışlanmış olmanın hıncıyla bu intikam alma yoluna yönelmişler gibi..

Hele ikinci vak'a...

Geliyorum diyen bir cinayet.. Çünkü, bu ikinci hadisenin faili olan çocuğun babası, çocuğunun bazı davranışlarından dolayı onu aylarca önce psikoloğa götürmüş ve o doktor da , çocuğun davranışlarındaki, 'asosyal' / toplumla uyumsuz davranışları'na işaret etmiş..

Ama, böyle bir çocuğun babası, oğlunu, işlediği cinayetten 2 gün önce (atış talimlerinin yapıldığı) poligona götürmüş.. Çocuklar, silah kullanırken, ateş ederken çektirdikleri fotoğraflarını arkadaşlarıyla paylaşmışlar..

Her iki hadisede de, çocukların kullandıkları silahlar, babalarının silahları.. Evet, o silahlar kilitli bir yerdeymiş ama, anahtarları da temin edilmiş..

Açıkça ortaya çıkan tablo, ailelerin, çocuklarının velisi durumunda olan anne-babaların, çocuklarıyla etraftan etkilenmemeleri konusunda, tetikte bulunmak gibi bir dikkat sergilemediklerini gösteriyor.. Evet, asıl sorumluluk, anne-babalarda.. Ki, bu çocuklardan birisi, babasına aid 5-6 tabancanın hepsini, kilitli olan yerden yedek şarjör ve mermileriyle ve yedekleriyle birlikte gidip alıp, okuluna gidiyor ve arkadaşlarının üzerine boşaltıyor o mermileri..

Bu çok sıradan ve basit bir saldırganlık değil, uygulanan eğitimin hedefsiz ve duygusuz oluşunun da acı meyvesi..

*

Bu konuya önümüzdeki günlerde inşaallah ayrıca ve daha etraflıca, değinmek ümidiyle..

STAR