İbretlik bir fıkraya ibretlik tepkiler

İsmail Kılıçarslan, Rahmi Koç’un tepki çeken sözleri etrafında oluşan tartışmaların, ayrımcı söylemler karşısında toplumun ve siyasetin sergilediği tavrı görünür kıldığını ifade ediyor.

Yeni Şafak / İsmail Kılıçarslan

Fıkrasına gülünmeyen adam

Olur öyle. İnsanız. Boş bulunuruz. Münasebetsiz, ucunun nereye gideceğini o an hesap edemediğimiz bir patavatsızlık, bir hata yapabiliriz. Sonra pişman olur, özür diler ve bağışlanma dileriz.

Bu normal uzaydır ve hepimiz için geçerlidir. Çünkü hepimiz insanız.

Hepimiz için geçerli olan Rahmi Koç için de geçerlidir elbette. O olağanüstü sevimsiz, ırkçı, cinsiyetçi fıkrayı anlattığı için pişman olmuş olabilir, özründe samimi olabilir, bağışlanma talebi hakiki olabilir.

Buraya kadar tamamsak bir de “eee”si vardır bu meselenin. “Eee”si şudur. Bu hadsizliği, bu küstahlığı, bu ırkçılığı affetmek, o özrü kabul etmek zorunda değiliz hiçbirimiz. Ve bunun milyon insan nezdinde milyon farklı sebebi olabilir.

Ben mesela, o fıkra görüntüsünün üzerine şunu yazdım: “Yuh be. Anlatana lanet, gülene yazıklar olsun.” Rahmi Koç’un özrü bu fikrimi değiştirmedi. O fıkrayı hesapsız, kitapsız, önünü arkasını düşünmeden, yaşlılıkla, demansla anlattığına da ikna olmadım.

Bir parantez. Bu fıkra üzerinden Rahmi Koç’un eski eşiyle yaşadığı ve “Allah düşmanımıza bile vermesin” diye dua etmenin dışında hiçbir cümleyle karşılamamamız gereken özel durumunu şaka, hakaret, çirkinlik haline getirmeyi ahlaksızlık dışında bir tanımla tanımlayamıyorum. Kapadım parantezi.

Diğer yandan Binali Yıldırım’ın “bizi” değil Rahmi Koç’u tutan kahkahası konusunda da çok yaralandım kendi adıma. Başbakanlık yapmış, AK Parti’de siyaset yürütmüş birinin, Tayyip Erdoğan’ın dağıtıp attığı (daha doğrusu dağıtıp atmaya çalıştığını her fırsatta belli ettiği) yerleşik sermaye vesayetine “baş selamı” vermesi, AK Parti siyasetinin biriktirdiği ya da biriktirmeye çalıştığı her şeyi yerle bir eder çünkü. 

Unutuyordum az kalsın. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı sıfatı taşıyan Nihat Zeybekçi’nin Rahmi Koç’u bütünüyle temize çıkarmaya çabalayan cümlelerini ise “gülünmeyen fıkranın gülünmeyen devamı” olarak okudum. Acıklı bir temaşa idi.

Bunlar burada bir dursunlar.

“Olgu yoktur, sadece algı vardır” cümlesinin farkına varmamız gereken bir hadise oldu Rahmi Koç’un fıkrası meselesi. Olguyu algılaştırmak için olağanüstü bir çaba sarf edildi. Güya milliyetçi, ulusalcı trollerle yürütülen “bu fıkrada anlatılan kadın Kürt değil de Laz olsaydı, Arap olsaydı, Türk olsaydı aynı tepki verilecek miydi?” algısı bu algıların en fantastik olanıydı. “Ya tamam uzatmayın” yazan gazeteciler, “boş bulunmuş” algısı ve diğerleri ders olarak okutabilecek meselelerdi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “kim olduğuna bakılmaksızın” diyerek Rahmi Koç’un yaptığı çirkinliğe yönelik olarak açtırdığı soruşturma ise hepimiz için “ümitlenmemiz gereken” bir andır. Her türlü tebrik ve takdirin üzerindedir bu tavır.

Bir de ibreti var işin. İbret şudur kendi adıma. Türkiye’nin sulh ve selameti Rahmi Koç’un anlattığı fıkraya gülmeyen insanların sayısına bağlıdır büyük oranda. Bu, böyledir.

Yorum-Analiz Haberleri

Garantörlerin acziyeti ve değersizleşen diplomasi
İnsanları etiketlerken etkilemeyi unutuyoruz
Ruanda’da yüz binlerin ölümüne uzanan fitne siyaseti
Ayrıştırıcı ve Bölücü Bir İdeoloji Olarak Irkçılık
İnsanlık İçin Bir Kutup Yıldızı: İslam Kardeşliği