Hz. Yûsuf’un kötü durumu iyiliğe dönüştürme bilinci

MURAT KAYACAN

Hz. Yûsuf, bir kadının ona attığı iftiranın gerçek olmadığı ortaya çıkmasına rağmen haksız yere hapse atılmış bir peygamberdir. Bununla birlikte o, bunu dert etmeyip orada da İslam’ın yüklediği sorumlulukları yerine getiren örnek bir insandır. Bu yazıda Yûsuf sûresi 35.-36. ayetler bağlamında adaletten uzak bir şekilde Hz. Yûsuf'un özgürlüğünün elinden alınması ve hapishane arkadaşlarıyla yaşadığı deneyimler anlatılmaktadır. İçerik analizi yöntemine başvurularak ve tefsir yorum tarihi göz önünde bulundurularak bu yazıda amaçlanan şey, insanların içinde bulunduğu zor durumları nasıl değerlendirebileceklerini ve bu durumlarla nasıl başa çıkabileceklerini ortaya koymaktır.

Hz. Yûsuf'un Masumiyeti ve Haksız Yere Hapsedilmesi

Muhtemelen Aziz’in eşinin tartışma konusu olmaktan çıkması amacıyla ve konunun kapanacağı kadar bir süre için suçsuz olan Hz. Yûsuf’u hapse atmaya karar verildi: “Sonra kadının tarafları, Yûsuf’un suçsuz olduğunu gösteren kanıtları görmelerine rağmen, yine de onu bir süre zindana atmayı uygun buldu.” (Yûsuf 12/35). Ayetteki “Yûsuf’un suçsuz olduğunu gösteren kanıtlar”, onun gömleğinin arkadan yırtılmış olması ve kadının akrabalarından birinin Hz. Yûsuf’un suçsuz olduğuna şahitlik etmesidir. Onun hapse atılmasında kadının, “onu kendisine boyun eğdirme arzusu” rol oynamış olabilir. Ek olarak kadın, Hz. Yûsuf’a hapis cezası vermesi için kocasını ikna etmiş olabilir. Bununla birlikte kadın Hz. Yûsuf’u suç işlemeye yönlendirememiş yani Hz. Yûsuf haramı tercih etmemiş, hapse atılmayı o ahlaki suçtan daha az kötü bir şey olarak görmüştür. Hz. Yûsuf'un masumiyetinin bilinmesine rağmen haksız yere hapsedilmesi, adaletin bazen eksik kalabildiğini vurgulamaktadır.

Hz. Yûsuf'un Hapishane Arkadaşları ve Onlara Dönük İyilikleri

Hz. Yûsuf, kralı zehirleme zanlısı oldukları söylenen iki gençle hapse girdi. Bu gençlerin “iki köle” olduğu[1] da söylenmiştir: “Zindana onunla birlikte iki de genç girdi. Onlardan biri, ‘Ben rüyada kendimi şarap sıkıyor görüyorum.’ dedi. Diğeri de ‘Ben de rüyamda kendimi başımın üstünde ekmek taşıyor ve kuşlar da ondan yiyor görüyorum.’ dedi. ‘Bunun yorumunu bize haber ver. Biz seni iyilik edenlerden görüyoruz.” (Yûsuf 12/36). Ayette toplam üç kişiden bahsedilse de o mekânda sadece onların var olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Hz. Yûsuf’un hapishane arkadaşlarının rüya gördüklerini ona söylemelerini, Hz. Yûsuf’u deneme amaçlı ifadeler olarak görenler olmuştur. Bu yaklaşıma göre o ikisi, görmedikleri rüyayı görmüş gibi anlatmışlardır.[2] O ikisinden kendisini “şarap sıkıyor” iken gördüğünü söyleyenin kastettiği şey, üzüm sıkmaktır. Sözgelimi, “Ekmek pişiriyorum.” diyen kimsenin aslında hamuru pişirmesi de böyledir. “Köye sor.” (Yûsuf 12/82) denirken de kastedilen şey, köylülere sorulmasıdır. Hz. Yûsuf’un hapishane arkadaşlarının her ikisinin de “(rüya) gördüm” değil de “görüyorum” demeleri, aynı rüyayı defalarca görmüş olmalarını muhtemel hâle getirir. Benzer bir durum daha önceleri Hz. İbrâhim için de söz konusu olmuştur: “(Çocuk) onun yanında koşacak çağa erişince dedi ki: "Ey oğulcağızım! Ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum.” (es-Sâffât 37/102). Hz. Yûsuf’un iki hapishane arkadaşının “Biz seni iyilik edenlerden görüyoruz.” demeleri o mekânda başkalarının da varlığını hatta Hz. Yûsuf’un o başkalarının rüyalarını da yorumladığını ve iki arkadaşının onun yorumunun doğruluğunu gördüğünü akla getirmektedir. Yine bu ifade, hapishanede başka iyi kimselerin de var olduğunu kesinleştiren bir ifade değildir.[3] Hz. Yûsuf’un hapishane şartlarında onlara yaptığı iyilik, onlara moral verme, hastalandıklarında onlara yardımcı olma, bildiği inanç ve hayata ilişkin doğru ve faydalı bilgileri onlara aktarıp doğru yolu gösterme türü şeyler olabilir.

Sonuç

Görüldüğü gibi adalet bazen eksik kalabilir ve iyi insanlar haksız yere cezalandırılabilir. Hz. Yûsuf'un hapis sürecinde sergilediği olumlu tavır ve davranışlar, zor durumlarda bile iyilik ve doğruluktan sapmamanın önemini gösterir. Hapishane arkadaşlarının Hz. Yûsuf'a olan güveni ve onun yorumlarını kabul etmeleri, onun dürüstlüğü ve bilgeliği ile ilişkilendirilebilir. Hz. Yûsuf’un hapishane arkadaşlarına olan yardımı, insanların zor zamanlarda dayanışma içinde olmalarının önemini vurgular. Rüyaların yorumlanması ve onların doğru şekilde anlaşılması, Hz. Yûsuf'a verilen ilahi bir nimettir. Doğru bilginin paylaşımı da değerlidir.

 

[1] Ayetteki “iki köle”, genç olmak zorunda değildir, yaşlı da olabilirler.

[2] Zaten ayette lafzen onların, “rüya görüyorum” değil “görüyorum” dedikleri ifade edilmiştir.

[3] Kur'an, Hz. Âdem’e secde etmeyen şeytanın “kâfirlerden olduğunu” söylemesi (el-Bakara 2/34) de o sırada orada başka kâfirlerin de olduğunun kesin kanıtı olamaz.