Bugün (18 Kasım Çarşamba) Taraf Gazetesinde Hilal Kaplan, Onur Öymen'in başlattığı Alevi tartışmalarının izahı sadedinde meseleyi farklı bir boyuta taşıyan bir yazı yayımladı.
Kaplan, Alevilerin aslında çoğu zaman büyük mağduriyet ve katliamlara uğradıklarını, esasen toplumumuzda da Alevi-Sünni gerginliğinin zemininin her zaman olageldiğini iddia etmiş. Bu iddialarını örneklendirirken de lafı Çorum, Maraş derken Sivas olaylarına getirmiş. Bir insan hakları aktivisti olarak kullandığı dilde hassas olması gereken Kaplan yargılı bir üslup benimseyerek yanan Madımak otelini on beş bin kişinin "çığlık ve tekbirlerle" seyrettiğini yazmış.
"Çığlık ve tekbir"in yan yana olduğu iddiasının tüyleri diken diken eden ürkütücülüğünün yanında Başbağlar'da 33 kişinin hiçbir tartışmaya meydan vermeden PKK tarafından katledildiğini karara bağlıyor Kaplan. Tam da Ergenekon organizasyonunun Sivas ve Başbağlar olaylarındaki rolünün biraz daha açıklıkla tartışılmaya başlandığı bir süreçte Kaplan'ın yaptığı bu tahlil, egemenlerin dilini tekrar ederek halkı mahkûm etmesi itibariyle hayli şaşırtıcı.
Liberal usule fazla aşinalığın yeni kompleksler üreterek Kaplan'ı "katliam, çığlık, tekbir" karışımı söylemi rahatça kullanmaya ittiği söylenebilir mi, diye soramadan edemiyoruz doğrusu.
Ahmet Örs / Haksöz Haber