Hamza Türkmen’den Yeni Kitap: Kürtler ve Çözüm Arayışı

Kürt sorununu, uluslaşma dayatması ve süreci içinde; ayrıca ilgili Kur’ani ve seküler modern kavramlar bağlamında ele alan Hamza Türkmen’in kitabı çıktı.

Hamza Türkmen'in  "Ulusçuluk Çıkmazı KÜRTLER ve Çözüm Arayışı" başlıklı çalışması Ekin Yayınları'nın 82. kitabı. "Kürt Açılımı" veya "Demokratik Açılım" tartışmalarının gündemde olduğu bir süreçte konu, vakıa ve vahiy temelli bir yaklaşımla ele alınıp değerlendiriliyor. 240 sayfa olan kitabın önsözü şu tespitlerle başlıyor:

"İslam ümmeti, 6-7 asırdan bu yana itikadi, idari ve eğitimsel alanlarda Kur'an'ın muhkem ölçülerinden uzaklaşılmasıyla oluşan bir çözülme ve dağılma sürecini yaşamaktadır. Öze dönüş, arınma, ıslah, ihya ve direniş çabalarıyla aşılmaya çalışılan bünyemizdeki bu çözülme sürecini, 19. yüzyıldan itibaren "ilerlemeci" ve sömürgeci tarih anlayışı doğrultusunda güç kazanan Avrupa eksenli modern cahiliye, büyük ölçüde kuşatmış bulunmaktadır. Hristiyanlık gibi fıtrattan ve vahiyden köklü bir kopuşu, aynı zamanda pozitivist ve ben-merkezci bir yabancılaşmayı ifade eden batılı paradigmanın yeni toplumsal modeli, etnik temelli seküler ulus toplum projesiydi. Bu pagan ve modern yeni toplumsal model, içimizdeki bazı garpzedeler tarafından coğrafyamıza taşındı. İttihad Terakki iktidarınca yürürlüğe konan ve Türkiye Cumhuriyeti ile kurumlaştırılan bu ulusçu proje, diğerleriyle birlikte İslam coğrafyasındaki ithal-yapay iç çatışmaların başlıca nedenini oluşturdu.

Ermeniler, İttihad Terakki harekâtıyla başlatılan Türk uluslaşması sürecinde, dini kimlikleri yanında kavmi kimlikleri nedeniyle de büyük oranda tehcire uğratıldılar. Bölgedeki dini dokunun bileşeni olan Kürtler de, benzer nedenler dolayısıyla zulme uğrayan ikinci sosyal kümeyi oluşturdular. Kürtler, İslami kimlikleri açısından diğer Müslüman halklar gibi baskı, sindirme ve asimilasyon politikalarına maruz kalırken, kavmi kimlikleri nedeniyle de ağır acılar yaşadılar. Yeni üretilen Türk, Arap ve Fars ulus ideolojileri, bölgemiz ve Müslüman halklar için, doğal olmayan bir karmaşayı ve çıkmazı beslemiş oldu. Dayatılan tek tipleştirici ulus kimliklere karşı direnişin bir adı da "Kürt Sorunu" olarak ilan edildi.  Kürt sorunu, bir yönden Orta Doğu'da yaşanan mağduriyetler, imha ve asimilasyon politikaları karşısında hak ve adalet arayışı olarak belirdi; ama bazı kere de bölgedeki emperyal amaçlar için siyasi bir manivela imkânı olarak değerlendirildi.

Önce İslami aidiyetlerini korumak için Misak-ı Milli sınırları içinde Türk ulusçuluğuna, Irak Kürdistan'ında da İngiliz emperyalizmine karşı mücadele veren Kürtler; sonradan da kavmi kimliklerinin asimile edilmek istenmesine karşı pasif veya fiili olarak direndiler. Baskılar, yasaklar, sürgünler, imha ve yok sayma politikalarıyla aynı anlama gelen Kürt sorunu, emperyalist devletler için bölgede siyasi bir pazarlık kartıydı, ama bölge insanı ve mevcut yönetimler için de her an patlamaya hazır bir infial hali. Bu hal, bölgemize monte edilmeye çalışılan ulusçuluğun bir sonucu ve çıkmazıydı.

Kürt sorunu konusunda direnişin inisiyatifi zaman içinde sosyalist ve Kürtçü kadrolarının eline geçti. Oysa Kürt veya Kürt olmayan Müslümanlar, yaşanan bu sorun karşısında zulme, sömürüye ve her türlü cahiliyeye karşı mücadelenin rehberliğini yapmalıydılar. Ancak Müslümanlar tarihi süreç içinde İslam'ın yaşayan gücü olmaktan uzaklaşmışlardı; çünkü Kur'an'ı inanç ve amel sahasında terk edilmiş olarak bırakanların zaaflarıyla ma'lul hale gelmişlerdi. Müslüman Kürtler, kimlikleri dolayısıyla yaşadıkları zulme, güçleri oranında karşı çıktılar; ama mücadelelerini modelleştiremediler. Fakat gerek Kürt gerek Kürt olmayan Müslümanlar, 1970'ler Türkiyesi'nde yeşermeye başlayan İslami uyanış süreciyle birlikte Kur'ani mesajın nimetiyle, Tevhidi değerlerin bütünlüğüyle yeniden kucaklaştıkça, sorundan çıkışın, ancak hayatın ve mücadelenin içinde İslami çözümle gerçekleşeceği gerçeğini hissedilir hale getirdiler.

2009 yılının yaz aylarında Türk Hükümeti ve bürokrasisi tarafından gündeme getirilen veya getirilmek zorunda kalınan "Kürt Açılımı" veya daha sonraki ifadesiyle "Demokratik Açılım" oldukça önemliydi. Bu açılım önemliydi; çünkü akan kanın durdurulması, ceberut devlet anlayışının dizginlenip sorgulanması, bölgenin halkları arasında körüklenen asabiyetin giderilmesi ve yok sayılan ya da asimile edilmeye çalışılan Kürt kavmi kimliğinin, Kürt dilinin tanınması ve özgürleşmesi açısından hayati gelişmelere sayfa açtı…..

Kürt sorununu çözmeye yönelmek; en başta ulusçuluğun çıkmazını ve ulusçuluk dayatmasının hak ihlallerini ifşa etmek; ve normalleşme sürecine adım atmak demektir. Kürt Açılımı'yla ilgili süreç, yangını söndürmek açısından önemlidir; ancak Kürt halkına yapılan zulümlerden vazgeçmek ve barışa adım atmak adına çoğulcu bir ulus oluşturma projesi de, fıtrat ve bölge insanının kültürel kodları açısından yeni bir aykırılık oluşturmaya namzettir…."

Ekin yayınları irtibat: 0 212 524 10 28

haksozdergisi@gmail.com

Kültür Sanat Haberleri

Genç Birikim dergisinin Haziran 2026 sayısı çıktı
Anadolu Ajansı "Filistin Sözlüğü" kitabı hazırladı
Umran dergisinin Haziran sayısı çıktı
15 yıllık hasretin ardından: Hac üzerine izlenimler
“Bir soykırımı nasıl sergileyebilirsiniz?”