Tareq S. Hajjaj’ın Mondoweiss’de yayınlanan yazısı, Haksöz Haber tarafından tercüme edilmiştir.
14 Haziran akşamı, İsrail ordusu, üç yaşındaki Rayyan Ebu al-Ajeen’i babasının kollarında vurarak öldürdü.
Çocuğun babası Bahaa Ebu al-Ajeen, o akşam oğlu ile birlikte, arkadaşı ve akrabası Halid Ebu Ghrab’la birlikte, Gazze’nin merkezindeki Deyr el-Belah’ta sahip oldukları tarım arazisini kontrol etmek üzere yola çıktı. Gazze’yi ikiye ayıran sözde “Sarı Hattan” uzakta, kendi deyimleriyle “güvenli bir bölgede” bulundukları sırada, iki adam ve çocuk, belirlenen güvenli bölge içindeki bir Filistinli evinde saklanan İsrail güçleri birden ortaya çıktılar. Baha Ebu al-Ajeen, eve yaklaştıklarında askerlerin aniden ortaya çıkıp onları kuşattığını söyledi.
“Orada İsrail askerleri olduğunu bilseydik, asla oraya gitmezdik,” dedi Baha Ebu al-Ajeen, Mondoweiss’e. “Güvenli bir bölgede yürüyorduk ve aynı bölgedeki başka bir yere gidiyorduk. Orada askerlerin saklandığından haberimiz yoktu.”
Ebu al-Ajeen, Mondoweiss için hazırladığı video ifadesinde El-Aksa Şehitleri Hastanesi’ndeki yatağından konuşarak, askerlerin karşılarına çıktığı sırada bir akrabasının kendisine yere oturmasını söylediğini belirtti. “Silahsız olduğumuzu ve hiçbir tehdit oluşturmadığımızı göstermek için oturduk. Güvenli bölge içindeki bu yolu düzenli olarak kullanıyoruz. Sonra oğlum korkudan yüksek sesle ağlamaya başladı. Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştı,” dedi.
Ebu al-Ajeen, daha sonra oğlunu kucağına alıp onu sakinleştirmek için yaklaşık 50 metre geriye çekildiğini söyledi. “Yürümeye başladığımda askerler bana durmam için bağırdı ve ayaklarımın altına ateş etti. Hemen durdum. Durduğum anda iki asker silahlarını bize doğrulttu ve içlerinden biri oğlumu kollarımda tutarken vurdu. Oğlum kollarımdayken mermi kafasının arkasından girip sol gözünden çıktı. Ardından bacağıma ateş ettiler.”
Baba, İsrailli askerin ateş etmeden önce nişan aldığı anı hatırladı. “Asker tek dizinin üzerine çöktü, çocuğumun kafasına nişan aldı ve onu öldürdü. Tek bir kurşunla,” dedi. “Keşke onun yerine beni öldürselerdi.”
Hamas ve İsrail’in Ekim 2025’te ateşkes imzalamasından bu yana, Sarı Hat yakınlarında düzinelerce Filistinli öldürüldü. Bu sınır, aylar geçtikçe Gazze’nin daha fazla bölümünü ilhak etmek üzere giderek genişledi ve şu anda Gazze Şeridi’nin %65’inden fazlasını İsrail kontrolü altına alıyor. Bu tür cinayetler, ateşkesin ilk günlerinde başladı.
Ebu al-Ajeen ailesi ve olay yerinde bulunan gazetecilere göre, 14 Haziran’daki cinayet, Sarı Hattan oldukça uzakta, genel olarak güvenli kabul edilen ve siviller tarafından rutin olarak kullanılan bir bölgede meydana geldi.
Bahaa Ebu al-Ajeen, “Ordu ilerlediğinde genellikle silah sesleri ya da yoğun insansız hava aracı faaliyeti gibi işaretler olur,” dedi. “Biz o bölgelerden uzak dururuz. Ancak o gün her şey sakindi. Askeri faaliyet belirtisi yoktu. Oraya düzenli olarak gideriz. İsrail güçlerinin o bölgede bulunması ilk kez oluyor.”
Üç yaşındaki Rayyan’ın dedesi Jaber Ebu al-Ajeen, olaydan önce oğluyla iletişim halinde olduğunu ve insanların sadece yarım saat önce aynı yolu kullandıklarını söyledi. “Sarı Hattan 500 metreden fazla uzaktaydı,” diye açıkladı. “Sarı Hattın nerede olduğunu biliyoruz ve oraya yaklaşmıyoruz.”
“Oğlum da benim gibi bir çiftçi,” diye ekledi. “Toprağımızı işliyor ve onunla geçiniyoruz. İsrail ordusu kim olduğumuzu biliyor. Çiftçi olduğumuzu biliyor. Yaşadığımız ve çalıştığımız bölgenin tamamını izliyor ve hakkımızda ihtiyaç duyduğu tüm bilgilere sahip. Buna rağmen, kendi mevzilerinden uzakta, güvenli bir bölgede bir çocuğu öldürdüler.”
3 yaşındaki Rayyan Ebu al-Ajeen, 14 Haziran 2026 tarihinde babasının kollarındayken İsrailli askerler tarafından başına isabet eden bir kurşunla vurularak öldürüldü. (Fotoğraf: Ebu al-Ajleed ailesi)
Sarı Hattın her iki tarafında da ‘Filistinliler ölüyor’
Üç yaşındaki Rayyan vurulduktan sonra Ebu al-Ajeen, hemen çığlık atmaya başladığını söyledi: “Oğlum, oğlum.”
“Bacağım kanıyordu ve çocuğum kollarımda can çekişiyordu, son nefeslerini veriyordu. Onlara, beni ölüme terk etmelerini ama oğlumu kurtarmaları için yalvardım. Reddettiler ve hiçbir yardımda bulunmadılar,” diye anlattı Ebu al-Ajeen. “Askerler bana, ‘Oğlunu bırak’ dediler. Onu kurtarmak istediğimi söyledim ama bana onu bırakmamı emretmeye devam ettiler.”
Baba ayrıca, askerler bacağındaki yara hakkında konuşurken, bazılarının aralarında Arapça konuştuklarını duyduğunu söyledi. Ebu al-Ajeen’e göre, “Onu bırakın. Bacağını kesin,” dediler.
Ebu al-Ajeen, askerlerin sonunda kanayan bacağını sardıklarını, ardından da oğlunun cesedini yanına koyarak onu bir askeri cipe bindirdiklerini anlattı. “Ben arkada kelepçeli halde otururken, onlar tümseklerin ve çukurların üzerinden hızlı bir şekilde geçtiler.”
“Ne zaman konuşsam ya da yardım istesem, askerler bana ‘Sus!’ diye bağırıyorlardı. Acıdan ağlasam bile ses çıkarmama izin vermiyorlardı,” dedi.
Baba, oğlu için defalarca yardım dilediğini, ancak bazı askerlerin kendisiyle alay ettiğini söyledi. Ebu al-Ajeen’in aktardığına göre, askerler ona, “Oğlun için bu kadar mı endişeleniyorsun da sürekli ‘Aboud, Aboud’ diye bağırıyorsun?” demişler. “Beni altı saat boyunca kanlar içinde bıraktılar.”
Ebu al-Ajeen, kan kaybederken kendisinin ve oğlunun araç içinde bir yerden bir yere götürüldüğünü anlattı. Gece yarısına yakın bir saatte, onları Gazze’nin güneyindeki Deyr el-Belah ile Han Yunus arasındaki geçiş noktası olan Kissufim yakınlarında terk ettiler.
Askerler onu bıraktığında Ebu al-Ajeen oğlunun izini kaybetti ve sürekli olarak oğlunun nerede olduğunu sordu. “Bana ‘oğlun yanındaydı’ dediler,” dedi. “Onu siyah bir plastik torbaya sarıp yanıma attıklarını görünce şok oldum.”
Bahaha Ebu al-Ajeen, El-Aksa Şehitleri Hastanesi’nde oğlu Rayyan’ın bir fotoğrafıyla. (Fotoğraf: Osama Kahlout’un Mondoweiss için derlediği video ifadesinden alınan ekran görüntüsü)
Sarı Hat yakınındaki bölgelerde görev yapmış İsrailli askerlerin ifadelerine dayanan ve Associated Press tarafından yayınlanan bir haberde, bir yedek asker, askerlerin Sarı Hattı geçen ya da hatta sadece yaklaşan kişilere saldırma fırsatından “zevk aldıklarını” gördüğünü söyledi. İfadeye göre, ordunun emirleri, bölgeye yaklaşan herkese doğrudan ateş açılmasını öngörüyordu. Mondoweiss, sınırın nerede olduğunu göremeyen sivillere genellikle gerçek mermiyle ateş açılmasının tek uyarı olarak kullanıldığı benzer olayları defalarca haber yapmıştır.
Bir asker AP’ye, “İnsan hayatının değerli olmadığına dair genel bir his vardı” dedi. Başka bir asker ise İsrail güçlerinin sık sık hedef aldıkları kişilerden uzakta konumlandığını ve “çok hızlı” hareket ettiğini söyledi.
Ancak Ebu Al-Ajeen’in durumunda, İsrail güçleri kendileri Sarı Hattı ihlal etmiş ve sivillerin kullandığı bir alanın içinde bulunuyordu.
Ateşkes resmi olarak yürürlükte olmasına rağmen, Gazze’de Filistinlilerin hayatını kaybetmesi tek bir gün bile durmadı. Gazze Sağlık Bakanlığı’nın günlük raporlarına göre, yalnızca 13 Haziran ile 16 Haziran arasında Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde 17 Filistinli öldürüldü; ayrı topçu saldırıları ve hedefli hava saldırıları sonucunda ise yaklaşık 50 kişi yaralandı.
* Tareq S. Hajjaj, Mondoweiss’in Gazze muhabiri ve Filistin Yazarlar Birliği üyesidir.